Amsterdam Üniversitesi’nde Hollandaca dil kursuna devam ettiğim yıllardı. Aynı zamanda Hollanda Türk Dernekleri Federasyonu’nun faaliyetlerine katılıyordum. Federasyon yönetim kurulundan Cengiz Özdemir, Ahmet Evsen ve Hikmet Yıldızeli ile birlikte T.C. Lahey Büyükelçisi Filiz Dinçmen’i ziyaret ettik.

Bu ziyaret, Hollanda’da T.C. Dışişleri Bakanlığı mensuplarıyla üst düzeydeki ilk temasım sayılır.

Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesi olmuştu. Büyükelçi Dinçmen, darbe sonrası Hollanda’da oluşan askeri cunta rejimi algısı gölgesinde görev yapıyordu. Bir taraftan Hollanda siyasetçilerinin Türkiye karşıtı tutumları, diğer taraftan Hollanda’ya sığınan sol görüşlü Türklerin açıklamaları gündemi oluşturuyordu.

Zor günlerdi.

Veyis Gungor Orhun Abideleri Ve Diplomasi 1

Hollanda Türklerinin hafızası sayılabilecek bir akil kişi, o yıllarda Büyükelçi Filiz Dinçmen’in organize ettiği bir resepsiyona, Hollanda Parlamentosu milletvekillerinin tamamı davet edilmiş olmasına rağmen, sadece bir milletvekilinin katıldığını aktarır.

Sonraki on yıllarda, başta Lahey’de görev yapan büyükelçilerimiz olmak üzere konsoloslarımız ve diğer diplomatlarımızla ilişkilerimiz devam etti. İlişkilerimiz hep aynı düzeyde olmadı elbette. Bazı büyükelçilerimizle karşılıklı bir nezaket içerisinde ortak etkinlikler yaparken, bazılarıyla sert tartışmalarımız oldu.

Hemen aklıma gelen bir örnek olarak, merhum Büyükelçi Baki İlkin, unutulmayacak babacan tavrıyla tam bir “devlet baba” örneği sergiledi. Avrupa Türkçe Süreli Yayınlar Sempozyumu etkinliğimizi destekledi. Diğer taraftan Büyükelçi Selahattin Alpar ile birtakım yanlış anlaşılmalardan dolayı önce tartıştık, sonra bir kahve içerek meseleye açıklık getirdik ve anlaştık.

Veyis Gungor Turk Toresi Orhun Yazitlari

Yaklaşık elli yıldır Hollanda’da görev yapan büyükelçilerimiz ile ilgili anlatılacak o kadar çok anı var elbette. Olumlu, olumsuz, iyi, kötü; hüzün ve sevinç dolu yaşananlar, Hollanda Türkleri sosyolojisinin önemli bir bölümünü oluşturur. Hatta, “Diplomatlarla 45 Yıl” adlı bir eser bile çıkar ortaya.

Dışişleri mensupları demişken, tarihsel bir olayı da burada ifade etmem gerekiyor. Şöyle ki, özellikle UETD Hollanda başkanlığı dönemimde Dışişleri mensuplarıyla yaşadığım tecrübeler, Avrupa Türkleri sosyolojisi açısından başlı başına bir araştırma konusudur. Zira Türkiye’deki AK Parti iktidarı döneminde, Dışişleri mensupları ile Avrupa Türkleri arasındaki ilişkiler yeni bir döneme girmiştir. Bu sancılı değişimin hesabı, dönemin aktif aktörlerinden olmamdan dolayı bana da kesilmiştir.

Değerli dostlarım,

Yukarıdaki örnekleri vermemin sebebi, son haftalarda sosyal medyada dolaşan bir video yayınıdır. Video, bir önceki Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan’ın yerel bir medyaya verdiği söyleşinin yarım dakikalık bölümüdür. Büyükelçi söyleşinin bir bölümünde Hollanda’daki Türkleri şu şekilde eleştiriyor: “... devlet dairesine nasıl girilir bilmiyor. Resmî görüşme denilen kavram yok...”.

Bu sözler, uzun söyleşinin akışı içinde belki çok fazla kıymet arz etmeyebilir. Ancak bu ifade, Hollanda Türkleri açısından oldukça talihsiz bir açıklamadır. Vatandaşlarımızın tepkisini çekmiştir. Gerçi Büyükelçi, aynı cümlelerin devamında, “…gurbetçi artık Avrupa’da yok, burada Hollandalı Türk var, Türk kökenli Hollandalı var…” ifadelerini kullanıyor. Bu, elbette doğru bir tespittir. Ancak bu doğru tespit, talihsiz açıklamanın gölgesinde kalıyor.

Bütün bu yaşanmışlıklar ve elli yıllık kişisel tecrübemden sonra naçizane kanaatim şudur: Avrupa Türklerini anlamadan, onlarla sağlıklı ve doğru bir ilişki kurmak mümkün değildir. Avrupa Türkleri, altmış yıllık göç tarihinin ve bu tarihin oluşturduğu büyük bir birikimin taşıyıcısıdır. Bu sebeple Dışişleri mensuplarımızın, Avrupa Türklerinin sosyolojisini ve altmış yıllık birikimini dikkate almaları, töre gereği birleştirici olmaları hem Türkiye hem de Avrupa Türkleri açısından büyük önem taşımaktadır.

Veyis Güngör

25 Eylül 2026

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti