Önümde üç ayrı şehrengizi kitabı var: Artvin Şehrengizi, Karaman Şehrengizi ve Hatay Şehrengizi. Eserlerin yazarı, doksan yaşına merdiven dayamış, azimli ve bir o kadar da enerji dolu bir gönül insanı: Kâmil Uğurlu.
Masamda yan yana duran bu üç eser tesadüfen bir araya gelmedi. Öyle inanıyorum ki, bu kitapların bana bir mesajı var. Hatta belki de yeni bir görev hatırlatıyorlar.
Ancak bu mesaja geçmeden önce, kısaca, eserlerin yazarı Kâmil Uğurlu’ya göre “şehrengizi” ne demektir, bunun üzerinde duralım.
Bu kavramla ilgili kitaplardan ve Uğurlu’nun anlatımlarından anladığım kadarıyla, “şehrengizi” anlayışı, klasik edebiyattaki anlamından daha geniş ve modern bir yoruma sahip. Uğurlu’ya göre kelimenin sözlük anlamı Farsça “şehri karıştıran”dır. Fakat buradaki “karıştırmak”, ortalığı karıştırmak anlamında değildir. Tam tersine; şehrin görünmeyen, unutulmuş, fark edilmeyen değerlerini araştırmak, keşfetmek ve gün yüzüne çıkarmaktır.

Şimdi isterseniz, masamdaki kitapların bana verdiği mesaj veya yüklediği yeni görev üzerinde biraz duralım.
Eserlerin yazarı adeta bana şöyle sesleniyor: “Şehrengiz yazmak için masa başından kalkıp şehrin içine girmelisiniz. Ki siz Amsterdam’da kırk beş yıldır yaşıyorsunuz. Gençliğiniz, öğrenciliğiniz, sivil toplum hayatınız, etkinlikleriniz hep Amsterdam’da geçti. Amsterdam’ı sokak sokak dolaştınız. İnsanlarla konuştunuz. Yerel yayınları okudunuz. Hikâyeleri ve hatıraları biliyorsunuz. İşte bütün mesele, bunları kendi gözlemlerinizle karşılaştırarak metne dönüştürmektir.”
Sesleniş şöyle devam ediyor: “Dolayısıyla sizin çalışmanızda kanallar, Dam Meydanı, müzeler ve tarihî binalar kadar; Türk göçmenlerin ilk yerleşimleri, eski işyerleri, kahvehaneler, camiler, NDSM, Ford fabrikası, Turkendorp, Türk esnafı, Amsterdam’da yaşanmış küçük hikâyeler, unutulmuş şahsiyetler, sokak isimleri ve hatta bir zamanlar o sokaklarda konuşulan Türkçe de şehrengizin malzemesi olabilir.”
Yazar son olarak: “Amsterdam Şehrengizi, çok güçlü bir kitap çalışması fikridir. Hatta sizin Amsterdam’la kurduğunuz uzun yıllara dayanan ilişki düşünüldüğünde, bu çalışma yalnızca bir şehir tarihi kitabı değil; Amsterdam’ın hafızasını, ruhunu ve insanlarını anlatan bir şehir kitabı olabilir.” diyor.
Bütün bu mesajlardan sonra kendi kendime, eğer böyle bir çalışmaya başlarsam, “Kitabın içinde neler olabilir? Amsterdam’ı Amsterdam yapan nedir?” sorularını soruyorum.
İçime doğan cevap ise kısaca şöyle:
Amsterdam’ı ortaya çıkaran kavramları sıralayalım. Bunlar: su, ticaret, özgürlük, göç, girişimcilik, şehir planlaması, kültür ve sanat, farklılıkların bir arada oluşu, çalışma kültürü ve şehrin hafızası.
1200’lü yıllarda, suyun üzerinde, yani Amstel Nehri üzerinde doğan bir şehir Amsterdam. Balıkçılar, kanallar, savunma ve ticaret şehrin dönüşümünde önemli rol oynuyor. Ardından şehrin mimarisi, Hollanda Altın Çağı ve Amsterdam.
Lale Borsası. Yüzyıllar boyunca göçmenlerin şehri Amsterdam. İnançların ve özgürlüklerin şehri Amsterdam. Sanatçıların Amsterdam’ı. İkinci Dünya Savaşı ve Amsterdam. Göçmen işçilerin mahalleleri. Ve nihayet Türkler ve Amsterdam.
Evet, değerli dostlarım. Hem bilge insan Kâmil Uğurlu’nun şehrengizi eserlerinin verdiği mesaj, hem de içimden gelen cevap, beni bir “Amsterdam Şehrengizi” çalışmasını hayata geçirmeye işaret ediyor.
Bazen, zuhurattan da görev ortaya çıkabiliyor.
Veyis Güngör
5 Ekim 2026