Demokratik Türk Gençlik Derneği, bir yıl önce Amsterdam Staatslieden mahallesinde gerçekleştirdiği “Gençlik Eğlence Gecesi” programının ikincisini yapmak için aylarca hazırlık yapar. Program 1984 yılının ekim ayında yapılacaktır. Program, 13 Ekim Cumartesi saat 18.00’den itibaren, Kooperen Knoop adındaki çok amaçlı sosyal kuruluşun salonunda başlayacaktır. Hummalı bir hazırlık çalışması yapılmıştır. Hollanda siyasi partilerin gençlik kolları başkanlarıyla görüşmeler yapılmıştı. Türkçe ve Hollandaca afişler bastırılmıştı. Davetiyeler hazırlanıp, gönderilmişti...
13 Ekim Cumartesi günü, saat 16.00 sularında, de Clerqstraat’daki Hollanda Türk Dostluk Derneği’nde gençlik derneği yöneticileri ve akşam programda görev yapacak bir grup gönüllü toplandı. Programı tekrar, son defa gözden geçirdiler. Salona asılacak bez afişleri, pankartları ve müzik grubunun kullanacağı ses cihazlarını hazırladılar. Bu grup, malzemeleri de alarak 10 nolu tramway ile saat 17.00 sularında, programın yapılacağı salona ulaştılar. Ancak, Kooperen Knoop salonu açık değildi. Salon yöneticisi, aynı binada kalıyordu, siyah ve kocaman bir köpeği de vardı.
Telaşlı bir şekilde bekleyiş devam ederken, salonun karşı tarafında on, on beş kişilik bir grup oluştu. Derken, grup büyümeye başladı. Hollandalı hippiler, alternatif tipler ve aralarında parkelerini giymiş Türk solcuları toplandılar. Bu arada, bizim arkadaşlar da gelmeye başladılar yavaş yavaş. Biz, salonun önünde toplandık. Hollandalı misafirler de geldiler. İki grubun arasından 10 nolu tramway geçiyor. Salon yöneticisinden hala bir haber ve hareketlilik yok.
İki grup arasında karşılıklı bakışmalar bir süre devam etti. Bu arada, saat 18.00 oldu. Salon kapalı. İki grubun dışında, mahalle sakinleri de, alış verişlerini yapıp evlerine dönüyorlar. Hava kararmak üzere. Malzemelerimiz kapının önünde.
Karşıda biriken grubun sayısı bir hayli arttı ve gruptakiler bir anda Türkçe sloganlar atmaya başladılar. İlk sloganları: “Kahrolsun Faşistler, Kahrolsun Faşistler”. Biz şaşkın haldeyiz. Hemen harekete geçerek, biz de aynı sloganı, Kahrolsun Faşistler diye karşılık verdik. İkinci slogan geldi karşı taraftan: “Faşist Evren, Faşist Evren”. Tereddütsüz, biz de Faşist Evren sloganı attık. Hollandalılar şaşkınlar, iki grup ta aynı sloganları atıyorlar. Bir ara sloganlar kesildi, karşılıklı tartışma başladı. Ortada polis yok. Ve karşı gruptan üçüncü slogan geldi: “Faşist Türkeş, Faşist Türkeş…”. Biz, ne yapacağımızı bilemedik. Sesimiz kesildi. Karşı grup üzerimize yürüdü, bazıları 12 Eylül darbesinden kaçmış gelmişler, tecrübeliler. Tam bu esnada tramway geldi, bir grup arkadaşı tramwaya bindirdik, tıp fakültesi öğrencisi Fedai Eken’nin ceketi tramway kapısına kısıldı, karşı grubun elamanları ceketi tutup çektiler ve ceket yırtıldı.

Biz de, başkan Davut Gülgün ve Hollandalı misafirler –PvdA, Sosyalist Partis, CDA ve VVD- gençlik kollarının temsilcileriyle salon önünden ayrılarak, Nassaukade’de bir kahveye oturduk. Basın açıklaması yapılmasına karar verdik. Hollandalı misafirler basın bildirisi metninin hazırlanmasında yardımcı oldular. Maddi ve manevi zararın olduğu ortaya çıktı. Yine hep birlikte, Amsterdam Belediyesi’nden maddi zararın giderilmesi için 10.000 Gulden bütçe istedik. Belediye, tereddütsüz istenilen bütçeyi derneğe verdi.
Olayın ne olduğunu, o an çözememiştik. Bir kaç gün sonra, o yıllarda çok yaygın olan korsan radyolardan, günlerce “Bozkurtlar Kooperen Knoop’da program yapacaklar, protesto etmeye siz de gelin. Bozkurt mu görmek istiyorsunuz, o halde 13 Ekim Cumartesi saat 18.00’de salonun önünde olun”, çağrısı yapılmış. Oraya gelen Hollandalıların bazıları Bozkurt görmeye gelmişler, merak etmişler. Salon yöneticisi de bu duyurulardan korkmuş ve bize o gün salonu açmamış.
Yıllar sonra, bizi protesto eden grubun içinde, o mahallede yaşayan Hollandalı gazeteci ve aktivist Mohamed El Fers’in olduğunu, kendisinden öğrendim. Radyodan yapılan çağrılar doğrultusunda, oraya meşhur Bozkurtları görmeye geldiğini söyledi. El Fers’le ilk buluşmamızla başlayan dostluğumuz, onun vefatına kadar devam etti. Cenazesi Türkiye’ye defnedildi.
(Kaynak: Veyis Güngör. MAVİ MİNİBÜS. Kitap Dünyası Yay., 2026)
