ABD/İsrail ikilisi ile İran arasındaki Acem Tiyatrosunun ikinci sahnesi, Babülmendep’te devam ediyor.
Sahnedeki oyuncular arası ilişkiler çapraz, çapraşık ve karmaşık. Herkes rolünü iyi oynamaya çalışıyor; lakin yerli yerine oturmayan bir şeyler var.
İran ile ABD/İsrail cephesi, birbirine ‘fevkalade düşman’…
Yemen’deki Husiler, İran’ın bölgedeki en etkili vekil güçlerinden birisi…
Bölgede İsrail’in gönüllü oyundaşlığı rolünü kimseye kaptırmayan Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan’a saldırması için Husileri destekliyor.
Husiler, İran nam ve hesabına, Babülmendep Boğazı’nı tutuyor.
Dünyaya ilan edilen ‘teoriye’ bakarsak; Babülmendep Boğazı, Hürmüz Boğazı’yla birlikte, düşmanlarına karşı ‘İran’ın en büyük kozu’…
Teorinin devamına göre; Husiler, ABD/İsrail cephesine zarar vermek için, boğazı gemi trafiğine kapatıyor. Ortadoğu petrollerinin dünya piyasalarına çıkışı engelleniyor. Böylece İran, ABD/İsrail ikilisini tüm dünya nezdinde köşeye sıkıştırmış oluyor.
Yerseniz…
Yemek için de Hürmüz ve Babülmendep’in ‘İran’ın kozu olduğu’ şerbetini de o yalancı dolmanın yanında içmeniz lazım.
HUSİLER KİME ÇALIŞIR?
Peki, bu durumda İran ve Husilerin, birlikte ABD ve İsrail hedeflerine saldırması gerekmez mi?
O halde niye Husiler İsrail veya ABD’ye değil de, doğrudan Suudi Arabistan’a saldırıyor. Özellikle de petrol rafinerilerini hedef alıyor? Dahi kimin hesabına Mekke ve Medine’deki kutsal mekânlara yönelik tehditler savuruyor?
Devam edelim…
Başta Hizbullah olmak üzere, İran’ın bölgedeki vekil güçlerini güya hedef alan ABD ve İsrail, Husiler sözkonusu olunca neden sessizliğe bürünüyor?
İsrail’in Husilere dönük en ufak bir eylemeni görmediğimiz gibi, aleyhlerine tek kelime ettiğini de duymadık.
Bölgeye üçüncü uçak gemisini gönderen ABD, Husilerin Babülmendep’e hâkim adaları ele geçirmesine ne için göz yumuyor? ABD’nin, son çatışmalar bağlamında Husilere karşı herhangi bir atış yaptığını kimse duymadı.
Ortada olup biten; İran’ın vekil gücü olan Yemen’deki Husilerin, İsrail’in kankası BAE tarafından fişteklenip, ABD/İsrail ikilisi tarafından da göz yumularak Suudi Arabistan’a saldırtılmasıdır.
AÇ GÖZÜNÜ, DİKKATLİ BAK
At izinin it izine karıştığı bu Acem Tiyatrosunda sergilenen saldırıların hedefi ne ola ki?
Mekke Savunma Anlaşması olmasın?
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması’nın ‘kime karşı olduğu’ üzerine epeyce yorum yapıldı, yapılıyor.
Lafı eveleyip gevelemeye hiç gerek yok. Bölgenin istikrarını kimler bozuyorsa, bu ittifak da onlara karşı yapılmıştır.
Coğrafyanın ağzının tadını bozan bu Acem Tiyatrosunun tarafları hangi devletlerse, Mekke Savunma Anlaşması onlara karşı yapılmıştır.
Benim gibi sizin de işaret parmağınız İran ve İsrail’i gösteriyor mu?
İran ile ABD/İsrail ikilisinin, kâğıt üzerinde birbirlerinin can düşmanı olmalarına karşın, Husiler üzerinden Suudi Arabistan’a saldırmaları… Siyaseten de Mekke Savunma Anlaşması’nın taraflarını ‘mindere çekmeye çalışmaları’, oynanan Acem Tiyatrosunun gidişatı hakkında yeterince fikir vermiyor mu?
Adını koyalım: Siyonist aklın bu noktadaki kurgulamalarının doğrudan hedefi Türkiye ve müttefikleridir.
Siyonist kurnazlık, Türkiye’yi, doğrudan bu çatışmaların içine çekmeye çalışıyor. Eşzamanlı olarak da içimizdeki kullanışlı aparatları üzerinden, Türk Milleti’nin zihninde yeni bir ‘Yemen Sendromu’ kurgulamaya çalışıyor.
TÜRK DEVLETİ BU OYUNU BOZAR
Hatırlatalım: Türk Devleti, kutsal topraklara dönük Portekiz saldırıları tehlikesine karşılık Yemen’e asker göndermişti.
Bugün de kaynak farklı olsa bile tehdit aynı coğrafyayı hedefliyor.
Ama unuttukları ya da anlayamadıkları bir nokta var: Türk Devleti, oyun bozmayı bildiği gibi, bozduğu oyunu yeniden kurgulamayı da bilir.
Birileri “Türk Askeri Yemen’e mi gidecek?” kışkırtmacılığı yaparken, bir anda ‘Türk Aklının çoktan Yemen’e gittiği’ gerçeğiyle yüzleşirsek, kimse şaşırmasın.
Suudi Arabistan ve Yemen’in meşru yönetiminin, İran ile birlikte ABD/İsrail ikilisinin de tepe tepe kullandığı Husilere karşı üstünlük sağladığına dair haberler gelmeye başladı bile.
Bundan sonraki süreçte, Husilerin gönderdiği dron ve füzelerin, Suudi Arabistan hedeflerine ulaşamadan, havada imha edildiği haberlerini sıkça duyacağız.
Dahi Suudiler ya da Yemen’in meşru yönetimi tarafından gönderilen füze ve dronların, Husilerin hassas noktalarını vurduğu haberlerini de…
Türk Devleti, sözde düşmanlar tarafından Hürmüz ve Babülmendep üzerinden kurgulanan bu Acem Tiyatrosu oyununu bozacaktır.
