İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a kadar, AK Parti’ye geçen CHP’li belediye başkanları çok fazla gürültü koparmadı.
En fazla, gece yarısı Özgür Özel’den gelen sinkaflı hakaret telefonlarıyla gündem oldu.
Fakat Cemil Tugay’ın, üstelik bir de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik övücü sözler eşliğinde AK Parti saflarına katılması, CHP’de değilse bile Yeni Parti’de büyük şamata kopardı.
Özgür Özel yine ağzını bozdu. Daha önce ‘sütte leke olur, Cemil Başkanda olmaz’ güzellemeleri yaptığı Tugay’a, bu defa ‘sütü bozuk’ manasına gelen hakaretlerde bulundu.
Parti değiştiren başkanlara dönük ‘güzellemeler’, sadece kişiliğe yönelik hakaretlerle sınırlı kalmıyor. Bir de ‘yolsuzluk’ imalı laf çarpmalar var. Neymiş efendim? Sözkonusu belediye başkanları, iktidarın soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarından yırtmak için kapağı AK Parti’ye atıyormuş.
YOLSUZLUK VARSA, NİYE SUSTUNUZ?
Acaba bu suçlamanın hakkaniyetli bir tarafı var mı? Suçlamayı yapanlara sormak lazım: Düne kadar partiniz saflarında yer tutan bu başkanların bir yolsuzluğu olduğunu mu iddia ediyorsunuz? Şayet öyleyse, şimdiye kadar niye gereğini yapmadınız?
Efendim, sahada at izi it izine karıştığından, hiç kimse bir belediye başkanının dürüstlüğüne kefil olamaz. Bu kefilliği, hem de bol kepçeden yapan Özgür Özel, şimdilerde yine bol keseden kendi elini ve kafasını kırma söylemlerinde bulunuyor. Hoş kendi bileceği iştir. Lakin yarın aynı kişileri bir gerekçeyle kendi partisinden aday yapmak ve bunun için bir kez daha kefil olmak zorunda kalabilir. Bizden hatırlatması…
Gelelim, CHP/Yeni Parti ikileminde yönünü bulmaya çalışan belediye bakanlarının yolunun bir şekilde AK Parti’ye çıkması meselesine…
Geride bıraktığımız Pazar günü, Adana’daki Lezzet Festivali’nin son günü etkinliklerine katılma fırsatı buldum.
Esasen her yıl bu vakitler çıktığım memleket turunun bu seneki son durağıydı, Adana.
Ahalimizden bazılarının memleket sorunlarına ilişkin nabzını da yakalamaya çalıştığım memleket turuna ve bu arada Adana Lezzet Festivali’ne dair notlarımı, sonraki yazılarımda paylaşmayı umuyorum.
CHP KONFORLU SİYASET BİTTİ
Festival münasebetiyle, Adana’daki belediyelerin açmış olduğu festival stantlarını da ziyaret ettim.
O stantlardan birinde, başını derde sokma kaygısından dolayı adını vermeyeceğim bir ilçe belediye başkanının masasında bazı sohbetlere iştirak imkânım oldu.
Masada, o ilçe belediye başkanının yanısıra, bazı büyükşehir ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile belediyelerin oluşturduğu bir ortak kuruluşun başkanı olan şahıs da vardı.
O ilçe belediye başkanı, CHP’de kalmayı tercih edenlerdendi. Fakat kulak misafiri olduğum diğer zevatın bir kısmı CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye geçmişti.
Sohbetin havasında, kendini bariz şekilde hissettiren bir tuhaflık vardı. Sohbet sırasında, kökten CHP’li olan masa sakinlerinin, siyasî meselelere girmemek için kıvrandıklarını, hatta bu yüzden mide krampları yaşayacak noktaya geldiklerini hissettim.
Bir an için kendimi, o siyasî zevatın yerine koyarak, maruz kaldıkları cendereyi anlamaya çalıştım.
Evet, kimisi CHP’de kalmış, kimisi Yeni Parti’ye geçmişti. Oysa daha düne kadar CHP çatısı altında, fevkalade konforlu siyaset yapıyorlardı.
Ya şimdi? Gidenler ‘hırsızlara payanda olmakla itham edilmek’; kalanlar ise ‘butlancılıkla suçlanmak’ gibi, “Kırk katır mı, yoksa kırk satır mı?” ikilemi arasında bocalıyorlardı.
Siz bu manevî ağırlığın üstüne, bir de CHP Genel Başkanı’na haksız yere yakıştırılan ‘AKP’nin adamı’ suçlamasının yükünü de ekleyin.
KURTULUŞ AK PARTİ’YE GEÇMEDE
İşte tam da bu noktayı düşünürken, zihnimde hakikatin şimşekleri çaktı. Öyle ya, CHP’de kalanlar da Yeni Parti’ye geçenler de sırtlarında büyük bir kamburu taşımak zorunda kalıyordu.
O noktada, AK Parti’ye geçmek, deyim yerindeyse imdada yetişiyordu.
Evet, CHP’den ayrılmak zorunda kalan belediye başkanlarının, iki arada bir derede kalmamak adına, sığınabilecekleri güvenli liman AK Parti oluyordu.
CHP kökenli belediye başkanlarını doğru anlamak niyetiyle, onlarla duygudaşlık (empati) kurmayı denedim. Galiba bunu başardım.
Şimdi daha iyi anlıyorum. AK Parti’ye geçen CHP kökenli belediye başkanları, aslında sırtlarındaki kamburdan kurtulmak, dahası ‘partili tahakkümünden kurtulmak’ umuduyla AK Parti’ye sarılıyordu.
Milletvekilleri, bir anlamda yalnızca kendilerinden sorumlu olduğundan, CHP veya Yeni Parti tercihi yapmaları çok zor olmuyordu.
Lakin belediye başkanları, en azından belediye meclisi üyeleri ile her iki partinin il/ilçe teşkilatları nezdinde ciddi bir baskıya maruz kalıyordu.
AK Parti’ye geçmekle, içine zorunlu olarak sürüklendikleri kavga ve gürültüden de kurtuluyorlardı.
Adana’daki CHP kökenli yerel siyasetçiler arasında geçirdiğim yaklaşık bir saatlik ‘dinleyicilik’, fena halde ufkumu açtı.
Bu mevzuda son sözüm şu olsun: Günümüzde CHP çıkışlı yerel yönetici olmak çok zor zanaat. Allah kolaylık versin.
