Sahada kazanıp, masada kaybetmeye alıştırılmıştık. Ömrümüz, ‘müzakere masası kazıklarına’ eseflenmekle geçti.

Tavlayı iyi bilsek de satranç pek bize göre değildi.

Ama öğrendik. Hepsini öğrendik. Sahadaki zaferimizi, müzakere masasında korumayı öğrendik.

Adına diplomasi denilen, ‘ofsayttan gol atma sanatının’ inceliklerini belledik.

Ve şimdi, bize kazık atmaya yeltenenlere, kazığın da gölün de nasıl atılacağını öğretiyoruz.

Türk Devleti sadece kurulan tuzakları bozmakla kalmıyor; kendi oyununu da kuruyor.

Son zamanlarda konuştuğumuz uluslararası etkinlikler, nereden nereye geldiğimizi, gayet güzel anlatıyor.

Listenin başına Türk Devletleri Teşkilatı’nı yazın. Sessiz, biraz ağır ve fakat sağlam adımlarla ilerleyen Turan Ülküsü’nden söz ediyoruz.

Sonrasına; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma İttifakı Anlaşması’nı ekleyin. Sadece İsrail’in değil, tekmil Avrupa’nın, hatta Arap Yarımadası’nın doğusunda kalan başkalarının da uykularını kaçırdı.

DENGELERİ SARSAN ANLAŞMALAR

Libya’nın meşru hükümetiyle 2019’da yaptığımız Deniz Yetki Alanları Anlaşması, ülkedeki iç savaşın karşı tarafı olan Halife Hafter yönetimince kabul edilmemişti.

Bu durum; Yunanistan, İsrail, Kıbrıs Rumları ile bilumum Avrupa kaşalotlarını keyiflendiriyordu.

Türkiye’nin sessiz ve derinden yürüyen diplomasisi, deyim yerindeyse, bilumum Türk ve İslam düşmanlarının kuyruğunun altına nişadır doldurdu.

Sabırla örgülenen diplomatik hamleler sayesinde, Libya’nın Batısı ile Doğusu arasındaki husumet dindirildi. Başlangıçta anlaşmaya karşı çıkan Halife Hafter kontrolündeki Libya Meclisi. anlaşmayı hem de oybirliğiyle onaylandı.

Şimdi Yunanistan, Kıbrıs Rumları, İsrail ve AB merkezleri, deyim uygunsa, ciyaklıyor. Hem de bir şey yapamayacaklarını biliyorlar. Çünkü Türkiye-Libya anlaşması, uluslararası hukuka uygun olduğu gibi, taraflarca Birleşmiş Milletler’e bildirilmiş ve tescillenmişti.

Bu güzel gelişme, sadece iki kardeş ülkeyi birbirine daha da yakınlaştırmakla kalmadı; Libya’nın bölünmüşlüğünü giderecek çok kıymetli adımlardan birisi oldu.

ÇAĞRI BEY, HİNT OKYANUSU KIYILARINI DELİYOR

Türk Diplomasisinin bu büyük başarısının yanına; Somali ile 8 Şubat 2024’te imzaladığımız Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nı koyun. Bu anlaşma, Somali’nin denizlerini ve sahillerini Türk Donanmasının koruması yanında, bu ülkenin hidrokarbon kaynaklarının Türkiye tarafından araştırılıp çıkarılmasını da öngörüyor.

Oruç Reis sismik arama gemimizin icra ettiği taramanın ardından, Çağrı Bey derin deniz sondaj gemimiz, Hint Okyanusu derinliklerini delmeye başladı.

Diplomatik başarı sepetine bunu da atın.

Ve nihayet, denkleme; Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında önceki gün imzalanan Bedir Mutabakatı’nı yerleştirin.

Sırada, Mısır ve diğer bazı önemli ülkelerin Mekke Savunma İttifakı’na katılma beklentisi var.

Bundan sonrasını Avrupa Birliği ile diğer ‘rakip pozisyonu alan’ ülkeler düşünsün.

FİTNE BOŞ DURMUYOR

Elbette bize husumeti olanların da eli armut toplamıyor. Bize ve dostlarımıza karşı fitne fücur üretmek için gece gündüz çalışıyorlar.

Türkiye; ekonomik, finansal, siber yönlerden gelmesi muhtemel hücumlar ile iç cephenin çürük taraflarından gelebilecek saldırı ve girişimleri elbette hesaplamıştır.

Sadece Karasal Vatanımız değil; Gök Vatanımız ve Mavi Vatanımız da kimseye peşkeş çekilebilecek ganimetler değil; devletimizin ve milletimizin geleceğinin teminatıdır.

Ve bunu korumak için göze alamayacağımız fedakârlık yoktur.

Aynı fedakârlığı veya fazlasını göze alabilen varsa, buyursun gelsin. Bin yıldır neyle karşılaştılarsa, aynısına muhatap olurlar.

Eşiğine dayandığımız Türk Yüzyılı; hem bütün Türk Âlemine, hem de İslam Ümmetine kutlu olsun.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti