Her güz geleneksel hale getirmiş bulunduğum memleket turunun bu seneki ayağını tamamladım.

Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da başlangıç noktam Bingöl oldu.

Bıldırki (Bu kelimeyi anlamayanı doğruca Gagauz Özerk Cumhuriyeti’ne gönderirim, haberiniz olsun.) turda; Bingöl, Muş, Bitlis, Tatvan, Ahlat, Erciş, Van, Yüksekova, Hakkâri, Şırnak, Siirt, Diyarbakır ve Adıyaman rotasını takip etmiştim. Sahadaki gözlemlerime dair notlarımı da buradan paylaşmıştım.

Bu seneki güzergâhım; Bingöl, Genç, Lice, Diyarbakır, Mardin, Kızıltepe, Viranşehir, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, İskenderun ve Adana şeklinde oldu.

Gazetecilik bakımından, sahada tanınmamanın en büyük avantajı, bir bakıma ‘tebdil-i kıyafet’ gezebilmek… Böylelikle, vatandaşlarla olan sohbet ve muhabbetlerde, daha samimi ve sahici gözlem yapmak mümkün oluyor.

Bıldırki notlarımda, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin, devam eden Terörsüz Türkiye sürecinden dolayı hayli rahatlamış olduğunu ifade etmiştim.

TERÖRDEN ÇOK ÇEKMİŞ ŞEHİRLER ŞİMDİ CIVIL CIVIL

Bu seneki gözlemim, sahanın ve ahalinin çok daha rahatlamış olduğu yönünde. Başta Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa olmak üzere, terörden çok çekmiş olan illerimizde, artık hayat geceleri de devam ediyor.

Diyarbakır’ın Gazi Caddesi, bilhassa Ulucami ve Hasan Paşa Hanı çevresi, Türkiye’nin hemen her vilayetinden gelen yerli turistlerle dolup taşıyor. Elbette yabancı turistler de yok değil.

Mardin’in, taş sanatının muhteşem örneklerini barındıran eski şehir merkezi cıvıl cıvıl… Orası da, barış ve huzurun getirdiği turizm hareketliliğinden ziyadesiyle pay alıyor.

Şanlıurfa’nın turizm nabzı, Balıklıgöl ve çevresinde atıyor. İç turizmin bereketi, burasını da fena halde hareketlendiriyor.

Gaziantep zaten çoktan aşmıştı kendini. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kale ve çevresindeki eski kent merkezini epeyce elden geçirmiş; turizmin nimetlerinden faydalanır hale getirmiş.

Sırası gelmişken; Diyarbakır, Şanlıurfa ve Gaziantep’te, sabahları kahvaltı niyetine ciğer şiş yemeyi ihmal etmemek gerekiyor.

Gaziantep’in Bakırcılar Çarşısı’nda, henüz daha esnaf dükkânı açmamışken, sabah namazının ardından hizmete başlayan çorbacı ve ciğerciler, inanılmaz lezzetleri makul fiyatlarla servis ediyor. Giderseniz, aklınızda bulunsun.

VAHAP BAŞKANA SELAM OLSUN

6 Şubat 2023 Asrın Depremlerinin en büyük hasarı verdiği Hatay’a dair notlarımı ayrı bir yazı konusu yapmaya niyetliyim.

Keza, Lezzet Festivali’ne denk geldiğim Adana da ayrı bir yazının konusu olacak.

Şu kadarını söylemekte fayda var: Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve hatta Adana’daki belediyecilik hizmetleri, Mersin’i beşe-ona katlamış. Hatta bu şehirlerin ilçelerinin bile genel görünümü, Mersin’in, yeni biçilmiş arpa tarlası anızını andıran ana cadde refüjleriyle kıyaslanamayacak kadar bakımlıydı.

Buradan, CHP’nin Genel Başkanlığına ve hatta Cumhurbaşkanı Adaylığına layık görülen, tutuklu Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e selam olsun. Hiçbir hizmet yapmadan, Tarsus-Erdemli arasındaki geçişi 2.5 saatin üzerine çıkaracak trafiği oluşturmasına rağmen elde ettiği seçim başarısından dolayı kendisini kutlama ihtiyacı duyuyorum. Nitekim, Vahap Başkan’ın ‘iş’ yerine ‘reklam’ yanma başarısı, Ekrem İmamoğlu ile kıyaslanabilecek düzeyde dersem, hiç de abartı olmaz.

VATANDAŞ ÇİN’DEN İTHALAT YAPAMADIĞI İÇİN DERTLİ

Gelelim bu yazının başlığını oluşturan ifadeye…

Yakın zamana kadar bölgedeki ahaliye sorulan, “Memlekette vaziyet nasıl gidiyor?” sorusunun cevabı; terörden duyulan ızdırap, piyasanın durgun olması, siftah yapamadan dükkân kapatmak, işsizlik ve sair şikâyetler olurdu.

Kızıltepe’de, bir müşkülümü gidermek amacıyla, çoğu kişinin tanıdığı, işinin ehli bir esnafa vardım. Şehir seçmenlerinin çoğu gibi, kuvvetle muhtemel o da HDP (DEM) seçmeni bir ‘muhalif’ idi.

Kendisine sorduğum, “Memleketin ahvali nedir?” soruma, yüzünü ekşiterek ve “Ne olsun?...” hoşnutsuzluğuyla cevaplamaya başladı. Ben, Terörsüz Türkiye meselesinden veya piyasanın ölü oluşundan kaynaklı yakınmalar beklerken, muhatabım bambaşka bir cevap verdi:

“Elektronik tamiri için yedek parça bulamıyoruz. Çin’den getirtiyorduk. İyice zorlaştırdılar. 30 dolarlık mal sipariş ediyoruz, bize maliyeti 120 dolar oluyor. Küçücük bir ithalat için, gümrükleme firmaları üzerinden işlem yapmak zorunda kalıyoruz.”

Evet, esnafımızın sıkıntısı hafife alınır gibi değil. Tabi, onun gibi 30-40 dolarlık ürün sipariş eden tüketicilerimizin toplamdaki ithalatı milyarlarca dolara ulaşınca, devletimiz de Çin’den yapılan bireysel ithalatın frenine bastı.

Aslında bu noktada, nihaî ürün ithalatı ile ara malı ithalatı için farklı gümrük işlem ve tarifeleri getirilebilir. Böylece o esnafın 30 dolarlık yedek parça ihtilatı belki 120 yerine 40 dolara malolabilir. Bu noktayı ilgililerin dikkatine sunmuş olalım.

Şahsen önemsediğim şu ki; artık sahadaki muhalif vatandaşımız, itiraz konusu olarak Çin’den yapmada zorlandığı ithalat konusunu gündemine almış.

Yani öteki itiraz konuları gündemden çıkmış.

Hal böyleyse, herkes kendi yorumunu yapabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti