Akıntıya uyumlu ekran yorumcuları, Ortadoğu’da yaşananlar üzerinden İran’a ‘hayalî koz’ üretmeye devam ediyor.
Hürmüz yetmedi, Babülmendep Boğazı da İran’ın ‘egemenlik hanesine’ eklendi.
Anlatılara inanacaksak; İran, savaştığı ‘düşmanları’ köşeye sıkıştırmak için Hürmüz ve Babülmendep boğazlarını kapatıyor.
Anılan boğazlardaki geçişin kabızlaştırıldığı doğru. Engelleme yüzünden dünyadaki enerji ve emtia tedarik zincirinin bir ölçüde kırıldığı da doğru.
Bundan dolayı petrol ve doğalgaz başta olmak üzere, tüm uluslararası ticarete konu ürünlerin fiyatlarının katlandığı da doğru.
Peki, bunca doğru arasında ‘yanlış’ olan ne?
Bu fakir, uzunca bir zamandır, İran ile İsrail dâhil Batı arasındaki itiş-kakışın, ‘kurgu’ olmasa bile ‘karşılıklı menfaatler’ ekseninde geliştiğini iddia ediyor.
Batı, İslam dünyasına karşı kullanmak üzere ihtiyaç duyduğu ‘düşmanı’, İran kimliğinde arıyor. İran da bunu karşılıksız bırakmıyor.
KAYBEDENLER VE KAZANANLAR
Sonuçta İran, Müslüman dünyanın ‘savunucusu’ konumuna yükseltilmek isteniyor.
Bir de İran korkusuyla Körfez’in zengin fakat kendini savunmaktan aciz emirlikleri, Batının ipine sarılmak zorunda bırakılıyor.
Bakalım Mekke Savunma İttifakı ve Bedir Anlaşması, bu kısırdöngüyü ne ölçüde kırabilecek…
‘Uzmanların’ bir türlü yerli yerine oturtamadığım önemli tezi, ‘Hürmüz ve Babülmendep’in İran’ın kozu olduğu’ genel kabulü.
Tamam… İran; Hürmüz Boğazı’nda doğrudan, Babülmendep’teyse vekil gücü Husiler üzerinden arıza çıkarıyor. ABD/İsrail ikilisi de İran’ın bu çabalarına çanak tutuyor.
İyi de, tüm bu olup bitenlerden kim kazançlı çıkıyor? Kimler kaybediyor.
İzninizle, bu ‘kazanç/kayıp’ denklemine, Ukrayna’daki beşinci yılını doldurmak üzere olan savaşı da kısmen eklemek istiyorum.
Malum, ABD Başkanı Trump, Ukrayna’da verdiği destek karşılığında, bu ülkenin kıymetli madenlerine çöktü.
Avrupa ülkeleri de Ukrayna’ya yaptıkları tüm yardımları ‘alacak hanesine’ yazıyor.
MİLYAR DOLARLIK FÜZELER
Birkaç gün önce ABD ilgili makamları, Ukrayna’ya, Patriot savunma sisteminin atış mühimmatı olan 500 adet PAC-3 füze satılmasını onayladı.
Bedeli mi? 2 milyar 100 milyon dolar. Yani tetiği çekilecek her bir füzenin bedeli tamı tamına 4 milyon 200 bin dolar.
Ki, yıllarca süren savaş boyunca, kim bilir o füze mühimmatlarından kaç bin tanesi kullanılmak zorunda. Öyle ya, Trump, Ukrayna’ya 500 milyar dolar fatura çıkarmıştı.
Yeri gelmişken, Patriot hava savunma sistemi bileşenlerinin birden fazla şirket tarafından üretildiğini belirtelim. Ve Ukrayna’ya satılacak PAC-3 füzelerinin de ABD’li Lockheed Martin şirketi tarafından üretildiğini ekleyelim.
Gelelim İran’ın enerji nakil boğazlarını tıkamasının ‘manasına’…
Enerjiyi ithal eden dünya ülkelerinin, Hürmüz ve Babülmendep kabızlığı yüzünden uğradığı kayıplar, herhalde trilyon dolarları bulmuştur.
Petrol ve gazını sevk edemeyen Körfez ülkelerinin en çok kaybedenler olduğu muhakkak.
Tedarikçi ülkelerin hepsinin petrol ve gaz faturasının neredeyse ikiye katlandığı da bir istatistik gerçeklik.
TAVAN YAPAN KÂRLAR
Kabızlığın kahramanı İran’ın da sevkiyat sıkıntılarından dolayı kaybedenler kulübüne yazılması mümkün.
Peki, kazananlar kimler? Dev petrol şirketlerinin içinde bulunduğumuz yılın üçüncü çeyrek, yani Temmuz-Eylül dönemi kârlarına bir göz atalım:
Shell: Hollanda-İngiliz ortaklı şirket, vergi sonrası net kârını geçen yılın aynı dönemine kıyasla iki katından fazla artırarak 12,1 milyar dolara çıkardı. Şirketin toplam gelirleri ise keskin bir ivmeyle 92,8 milyar dolara ulaştı.
Total Energies: Fransız enerji devi, aynı dönemde 8,3 milyar dolarlık net kâr açıklayarak kendi tarihinin yeni rekorunu kırdı.
Repsol: İspanyol şirketi, yılın ilk dokuz aylık diliminde net kârını tam dört katına çıkararak 5,6 milyar dolar seviyesine ulaştırdı.
BP: İngiliz petrol devinin üçüncü çeyrekteki kârı 4 kat artışla 8,46 milyar dolara çıktı.
ExxonMobil: ABD’li petrol krallığı, yüzde 104.2’lik artışla, üçüncü çeyrek kârını 15.4 milyar dolara yükseltti.
Chevron: ABD merkezli petrol devi de üçüncü çeyrekteki kârını yüzde 180.4 artırarak,
9.9 milyar dolara ulaştırdı.
SİYONİSTLAR KÂR ETTİKÇE
Şimdi ekranlardaki ‘strateji uzmanlarının’ yorumlarını bir an için kenara koyalım ve düşünelim: Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD/İsrail-İran/Husi Savaşı kimlere dehşetengiz kârlar sunuyor?
Yukarıdaki kazanan şirketlerin merkezlerinin farklı ülkelerde olması kimseyi yanıltmasın. Emin olun ki tamamına yakını, küresel Siyonist sermayeye aittir.
Bir kez daha düşünelim: Bu küresel Siyonist sermaye çetesinin böylesine kârlı ticaretleri devam ettikçe, yeryüzündeki savaşlar biter mi?
