En anlamlı günde efsaneler ve kutlamaya dönüşen acılara bir bakıştır 1563 Cadılık Kararnamesi.

Yani; the Witchcraft Act of 1563…

Unutun tepesinde daralan o korkunç şapkayı.

Yeşile bürünmüş suratını cadının.

Ve dahi inişe geçtiği süpürgesini de unutun.

Cadılık ve büyücülük içinde acı barındıran bir zulümdür.

Cadı günü diye bir kabak oymak ve ürkütücü kıyafetler ile kapı kapı dolaşıp bir şeyler istemek aslında gündelik yaşamın ne kadar da parçası idi. Neredeyse her toplumda.

Çünkü eğer karşılık bulunmazsa bir kapı çalınışına, cadılıkla suçlanabilirdiniz oracıkta.

Tohum istemek, bir miktar para istemek veya daha basiti biraz yiyecek istemek soğuk kış günlerinde kolayca cadılıkla suçlanmaya varan basit bir anlaşmazlıkla başlayabilirdi.

Eğer bir hayvan ölürse veya bir çocuk hasta düşmüşse ve bu durum da hemen yaşanan bir anlaşmazlığın veya basit bir kavganın ardından olursa karşı taraf büyücülükle suçlanabiliyordu. Hele hele suçlanan kişi zaten pek de sevilmeyen, zor veya kendi halinde ise daha da bir şüphe uyandırabilirdi.

O noktadan sonra da cadı olduğu iddia edilen ve büyücülükle itham edilen kişi için durum çok zor ve hatta çarmıhta diri diri yanmaya kadar gidebilirdi.

Bir çocuk aniden ateşlenip ölürse kötü güçler harekete geçmiş demekti.

Hayvanlar hastalanıp telef olursa istenmeyen komşu büyü yapmış olmalıydı.

Ürünler zarar görürse fırtına çıkaran cadılar iş başındaydı.

İşte Cadılığın kısa özeti bu olabilir. Yasa yapmaya kadar götüren şeyin biraz ayrıntısına bakalım o halde…

‘English Witchcraft Act’ denilen yasa ve yasaklar külliyatı ilk İngiliz Tarihi’nde en yakından tanıdığımız Kral 8. Henry ile başladı, tanımı yapıldı, cezasının ölüm olacağına karar verildi, yargılamayı yapma görevini de kilise mahkemesi üstlendi ki cezaların ağırlığının korku salmak olduğunu hemen kavrayabilirsiniz.

Emine Zeytinli Cadilar Kanunu 1

Kral 8. Henry’nın kızı boş durmadı, 1. Elizabeth yasayı genişletti, netleştirdi.

Ancak esas katkıyı ve Kraliçe 1. Elizabeth’in kuzeni 1. James yaptı ki zaten kendisi şeytan, iblis ve cinlerin varlığına ilgiliydi ve bunların araştıran ‘demonology’ biline de ilgi duyuyordu.

Bu ilgi ve merak meyvelerini İngiliz İç Savaşı döneminde verdi ve cadı avı doruk noktasına ulaştı. Kilise o kadar korku yaydı ki bu korkuyu fırsata çevirip istenmeyen, hoşlanılmayan kişileri suçlamak için ellerine bir araç almışlardı adeta. Fakir ve yaşlı kadınlar, tek başına yaşayan insanlar, ormanlık alanda dolaşanlar, su kenarına gidenler ve tabi daha çok kadınlar.

İngilizlerin yanı sıra İskoçların cadı avı konusunda ününün olduğunu da belirtmek gerekir. Hatta Iskoçya’da ‘Cadı Avı’ ‘Kadın Avı’ haline gelmişti.

Bu sebeple İskoçya’nın tarihi karanlıktır; cadılık suçlamaları, kilise eliyle yargılamalar ve infazlar ile doludur. 1563 yılında yasanın kapsamı ve cezaları belirlendi ama 1604 yılında Kral I. James tarafından genişletildi ve cezalar ağırlaştırıldı, cadılık yapmak veya cadıya danışmak ölüm cezası ile sonuçlanan bir suç oldu. Kral James zaten İskoç idi ve kendi ülkesi bu konuda çok ileri gidip cezalandırmaları ziyadesiyle korkunç hale getirmişti. Yaşananlara sadece batıl inanç ve uygulama olarak bakmak zor; dini, hukuk sistemi, kadınların toplumdaki konumu ve korkuları da dikkate almak gerekir.

Bu süreçte en önemli husus ise kadınların varlığı, suçlanmaları ve cadı avında direkt hedef olmalarıdır. Ezici bir çoğunlukla kadınlar cadılıkla suçlandı ve cezaları çok ağır oldu: diri diri yanmak veya idam edilmek. 173 yıl yürürlükte kalan 1563 Cadılık Yasası 1736 yılında kaldırılsa da 4500 civarında kişinin cadılıkla suçlanıp yargılandığını ve çoğunun da kadın olduğunu tahmin ediliyor. Ülke nüfusunun BİR MİLYON civarında olduğu düşünülürse Avrupa Cadılık Tarihi’nde İskoçya’nın çok ileri giderek rekor kırdığını ortaya çıkarabilirsiniz ki tarihçiler de cadılık faaliyetiyle itham edilenlerin oranının dehşet verici bulur.

Bugün, mesela İskoçya'da ve Edinburg’ta gezerken sakin ve çekici olduğu kadar romantik de kabul edilen şehirler, caddeler, aralıklar ve binalarda gezerler insanların şeytanla anlaşma yapmak, komşunun çocuğuna veya hayvanına büyü yapmak veya fırtına çıkarmak gibi gerekçelerle suçlanıp yargılandığını ne kadar hatırlayabiliriz? Yani ille de büyü yapmaya gerek yoktu, şeytan ile yapılan anlaşma Hristiyan toplumuna ve inancına açık bir tehdit kabul ediliyordu.

İskoç kralı iken İngiliz tahtına çıkan VI. James’in de adının, varlığının ve merakının geçtiği ‘North Berwick Cadılık Davsı’ ile noktalayalım.

Kral James, 1590 yılında Danimarka’dan dönerken geçirdiği fırtınalı yolculuğun sorumlusu olarak cadılığa soyunan ve şeytanla anlaşma yapanları gördü. Özellikle Agnes Sampson isimli bir kadın suçlandı, itiraflara dayanamayıp suçunu kabul etti ki cadılık hususuna İskoç tarihinde sadece artık yerelde ve komşular arasındaki olası bir kavganın neticesi olarak bakılamadı. İddialar, krala dönük olmaları da siyasi ve devlet güvenliğine bir tehdit olmaya başladı ve dini korkutmalar ile de büyüyerek ülke geneline yayıldı.

Cadılar o dönemde şeytanla anlaşma yaptıklarının işaretini vücutlarında taşıyabilirler, ciltlerinde benler, farklı ve şüphe uyandırıcı izler, şeytanla anlaşma yaparken vücutlarında iğne delikleri veya duyarsız bölgeler olabilirdi.

Şifacı kadınlar ve ebeler her zaman olmasa da mucizevi bir durum yarattıkları gerekçesiyle şüpheli kabul ediliyorlardı.

Kral James, 57 yıl 246 gün İskoç tahtında kaldıktan sonra çocuksuz ölen kuzeni 1. Elizabeth’ten boşalan tahta oturdu. 22 yıl da orada krallık yaptı.
Sadece 2022 yılında Iskoçya’nın kadın başbakanı Bayan Sturgeon cadılıkla suçlanan binlerce kadına ve insana dönük resmi bir özür yayınladı.

İskoç diyarında Cadılar Bayramı’nın özel bir algı ile kutlanması bu yüzdendir.

Istikbal 860X450 Pxl