Swan Song: Diana, My Sister’ı bitirdim. Kitap bende, Diana’yı anlatmaktan çok Charles Spencer’ın kendi anılarını ve kırgınlıklarını öne çıkardığı izlenimini bıraktı.
Benim okuduğum baskı 170 sayfa ve büyük puntolu. Buna rağmen tekrarlar çok fazla. Anlatı sık sık Diana dokuz, Charles Spencer altı yaşlarındayken yaşananlara dönüyor. Ben kitapta edebî bir yön bulmadım. Üstelik yayımlandığı gün 28 sterlinlik fiyatının 14 sterline düştüğünü gördüm. Bu da bende ticari kaygıların ağır bastığı düşüncesini uyandırdı.
Spencer, Diana’da ADHD olduğunu, öğrenme güçlüğü çektiğini ve bu nedenle sık sık okul değiştirdiğini yazıyor; zaman zaman hırçınlaştığından da söz ediyor. Buna karşılık Diana’nın yardım çalışmalarına ve destek verdiği kuruluşlara neredeyse hiç yer vermemiş. Oysa Diana’yı asıl unutulmaz kılan, insanlara dokunan bu yönüydü.
Diana, Charles’la evlendiğinde çok gençti. Charles’ın daha önce ablası Sarah ile görüştüğünü biliyordu. Spencer’ın anlattığına göre, düğün öncesinde Charles’ın kendisini sevmediğini düşünmüş, hatta nişanı bozmayı istemiş; yine de evliliği kabul etmişti. Diana’nın evlilik yemininden “itaat etmek” sözünü çıkardığını da biliyoruz; bu ayrıntı kitapta anlatılmıyor. Diana’yı yalnızca başına gelenlere katlanan biri gibi göstermek bana eksik geliyor.
Spencer, babası John Spencer ile o sırada henüz Prenses olan geleceğin Kraliçesi Elizabeth arasında romantik bir yakınlık yaşandığını öne sürüyor. İddiasına göre Lord Mountbatten araya girerek bu yakınlığı sona erdirmiş. Bu hikâyenin kitaba neden girdiğini anlamadım; bana gereksiz geldi.
Spencer, Diana’nın kendisine Charles’ın uşağına âşık olduğunu söylediğini de yazıyor. Bu da doğrulanması güç, özel bir iddia. Kral Charles’ın Diana’nın ölümünden sonra onun yakında unutulacağını söylediği iddiası da kitapta yer alıyor; Buckingham Sarayı, yasın hafızayı ve yargıyı etkileyebileceğini belirterek bu anlatımı sorguladı.
Diana’nın kardeşinin yanında kalmak istemesi ve paparazzilerin eve gelmesinden endişe edildiği için bu isteğin kabul edilmemesi ise kitapta anlatılmıyor. Bu, benim başka kaynaklardan bildiğim bir konu. Spencer sonradan güvenlik kaygılarını ve başka ev seçenekleri sunduğunu söylemiş olsa da bu durum bende soru işareti bırakıyor.
Spencer, William ve Harry’nin cenazeye katılmasına değil, annelerinin tabutunun arkasından yürümesine karşı çıkmış. O sırada 15 ve 12 yaşlarında olan iki çocuğun annelerine son yolculuklarında eşlik etmesi bana çok doğal geliyor. İyi ki katılmışlar.
Kitaptaki iddialardan biri de Piers Morgan’ın Diana’nın spor salonunda çekilen fotoğraflarının yayımlanmasındaki rolüyle ilgiliydi. Spencer daha sonra, Morgan’ın o dönemde ilgili gazetenin editörü olduğu varsayımının yanlış olduğunu kabul ederek özür diledi. Bu düzeltme, kitaptaki diğer iddiaların ne kadar dikkatle doğrulandığı sorusunu da akla getiriyor.
Kral Charles kanser tedavisi görürken, yıllar önce yaşandığı öne sürülen ve doğrulanması mümkün olmayan özel konuşmaları yeniden gündeme taşımasını da doğru bulmadım. Diana’nın hayatını anlatan bir kitapta, onun yardım çalışmalarına, şefkatine ve insanlarla kurduğu bağa çok daha fazla yer verilmesini beklerdim. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan soru şu oldu: Bu kitap Diana’yı mı anlatıyor, yoksa Charles Spencer’ın kendi hesabını mı?
