İngilizlere atfedilen bir sözdür: “Köpek kuyruğu sallıyorsa, sorun yok; kuyruk köpeği sallıyorsa bir sorun vardır.”

ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ile İsrail terör örgütü arasındaki ilişki, tam olarak böyle bir bağlama oturuyor.

Düz mantıkla bakılırsa, ABD ve Avrupa ülkelerinin hacmine, kalıbına kıyasla İsrail, ancak ‘köpeğin kuyruğu’ mesabesinde bir siyasî yapıdır.

Eğer bir şey sallanacaksa, bunun İsrail olması gerekir. Statüsü ister ‘vekil terör örgütü’, isterse ‘uydu devlet’ olsun, cirmine kıyasla olması gereken yer orasıdır.

Oysa bugüne kadarki saha gerçekliği, olması gerekenin tersine işaret ediyordu. ABD ve Almanya başta olmak üzere, birçok Batılı büyük devletin lider kadrosu, Siyonist çete tarafından bir şekilde kafeslenmiş, tepe tepe kullanılıyor. Yani; kuyruk köpeği sallıyor.

İsrail adlı terör örgütünün kuruluşundan bugüne kadar, sahada karşımıza çıkan gerçeklik bu oldu.

Bilhassa üçüncü yılını doldurmasına az bir zaman kalan Gazze soykırımı karşısında, ‘büyük devlet’ kabul edilen ABD ve diğerlerinin sergilediği ‘üç maymun tavrı’, kuyruğun köpeği salladığını gösteriyor.

ELİN KAŞIĞIYLA PİLAVA DALMAK

İsrail terör örgütü, Batılı büyüklerin askerî, siyasî ve ekonomik gücünü hoyratça kullanarak, kendisine menfaat devşirdi. Önüne gelene saldırdı. Kuduz köpek gibi önüne geleni ‘kaptı’; huysuz eşek gibi arkasına geleni ‘tepti’.

İşin tuhaf yanı, ülkelerinin gücünü, Siyonist teröristlerin kullanımına tahsis eden irikıyım devletler, çoğu zaman millî çıkarlarına aykırı olduğu halde, bu absürt duruma izin verdiler.

Acaba arkasında ABD ve öteki emperyalistlerin her türlü desteği olmasaydı, İsrail terör örgütü, bırakalım İran’a saldırmayı, Gazze’deki insanlık suçlarına imza atabilir miydi?

Daha açığını diyelim: Kuduz köpek gibi her tarafa saldıracak bir İsrail, başta Türkiye olmak üzere, etrafındaki Müslüman ülkeler tarafından bir haftada paketlenmez miydi?

Evet, şimdiye kadar, kuyruk köpeği salladı. Köpek de bundan rahatız olmadı. Lakin deniz bitti.

Trump yönetiminin İran ile bir ateşkes mutabakatı noktasına gelmesi, İsrail terör örgütünü yönetenleri fevkalade rahatsız ediyor. Geride bıraktığımız aylar içerisinde, ABD ne zaman İran’la sulh sağlamaya çalışsa, İsrail hep son dakikada süreci sabote etti.

Netanyahu katili, Gazze’deki soykırımı başlattığından bu yana, yanılmıyorsam ABD’yi 8 kez ziyaret etti. İddia odur ki, Netanyahu’nun ziyaretlerine, ABD’deki Siyonist lobinin elebaşları da eşlik etti.

DANANIN KUYRUĞU KOPUYOR

Tercüme edersek; koskoca ABD’nin Başkanı, devlet görünümlü bir terör örgütü ve yancıları tarafından ablukaya alındı.

Anılan görüşmelerde, Başkan Trump, Netanyahu katiline ‘usulünce’ ayar verdi. Kimi zaman, Netanyahu’nun gözerinin içine baka baka; ‘Başkan Erdoğan’ın ne kadar güçlü ve akıllı bir lider olduğunu’ anlattı.

Bazen de Netanyahu’ya çok öfkelenen Trump’ın, kendisine ağır küfürler savurduğu, medyaya sızdırıldı.

ABD’nin, 100 küsur gündür devam eden savaşı noktalamak amacıyla İran’la bir şekilde mutabakat sağlaması, galiba dananın kuyruğunu kopardı.

Siyonist yapı, İran’la olan savaşın bitirilmesi ihtimali karşısında çılgına dönmüş gibi. ABD adına müzakereleri yürüten Başkan Yardımcısı J.D. Vance’i neredeyse çarmıha germeye çalışıyor. Hatta hızını alamıyor; müzakerelere nezaret eden Steve Witkof ve Jared Kushner aldı Yahudileri bile ‘ihanetle’ suçluyor.

İsrail’in ABD’ye karşı hadsiz çıkışları karşısında, Başkan Trump ve yardımcısı Vance’in verdiği karşılıklar, bir anlamda Netanyahu ve çetesi için ‘kapak’ kabilinden oldu.

GALİBA ÇETE İÇİN DENİZ BİTTİ

Trump’ın, “Ben olmasaydım, bugün İsrail yok olmuştu…” kabilinden sözleri, Siyonist tayfanın pek de duymaya alışkın olmadığı tondaydı. Tıpkı, Başkan Erdoğan’ın ‘One minute’ çıkışı gibi…

Vance’in, “Donald Trump şu anda İsrail’e sempati duyan tek devlet başkanıdır. Ben olsaydım, geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım…” sözleri ise, İsrail’e çizilen kalın bir çizgi oldu.

Özetini yapmak gerekirse; ABD, İsrail terör örgütüne, “Benim gücümü kullandığın yeter. İran’la savaşmak istiyorsan, seni tutmayayım. Haddini bil, altında yürüdüğün arabanın gölgesini kendi gölgen sanma…” diyor.

Başlangıçtaki teşbihe dönersek; galiba işler tersine dönüyor. Gelecek günlerde, kuyruğun ‘sahibini’ değil, sahibin ‘kuyruğu’ salladığını görmememiz kuvvetle muhtemeldir.

Bir adım sonrasında, Siyonist teröristlerin yeni bir yıkılış ve sürgün sürecine gireceğini tahmin etmek, bir kehanet değil, Yahudi tarihini doğru okuyup yorumlamaktır.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti