Suratlar kösele. Söz, ağızlardan değil başka yerlerden çıkıyor. Dün ettikleri lafları, bugün başkaları söylemiş gibi davranıyorlar.

AHBAP soruşturmasını yöneten savcılık, asrın depremleri sırasındaki ‘Haluk Levent güzellemeleri’ ve devletin hizmet ve yardım kuruluşlarını tahfif ve tezyif eden açıklamalarından dolayı bazı ekran ve şarkıcı tayfasını ifadeye çağırdı.

Bildiğimiz tipler… Ece Üner, Fatih Portakal, Gökhan Özoğuz, Öykü Serter, Feyza Altun, Fatih Altaylı, Şahan Gökbakar, Ruşen Çakır, Hazal Kaya, Özlem Gürses ve Fatih Koparan

Hepsi de ‘Erdoğan düşmanlığını’ kendisine sermaye yapmış; bir bakıma bu düşmanlık ve nefretin ekmeğini yiyen tipler.

Payandalığını yaptıkları AHBAP ve Haluk Levent boşluğa düşüp, yargıyla yüzleşme zamanı gelince, hepsi kıvırmaya başladı.

YÜZSÜZLÜĞÜN ZİRVESİ

Buyurun; ‘insanî duyarlılık sahibi’ sandığımız omurgasızların dün söylediklerini bugün yalamalarından kısa bir seçki:

Fatih Portakal: “Pişman olduğumu söyledim. Söz konusu derneğe şahsi olarak herhangi bir bağışta bulunmadım. Bu şahsa, topladığı paraları nereye harcadığı konusunda hesap verilebilir olması yönünde telkinlerde bulunabilir ve bunu açıklamasını isteyebilirdim ancak bunu yapmadım. Bu nedenle özür dilemek gerekirse, özür dilemeye hazırım.”

Ece Üner: Yaptığım paylaşımdan pişmanım. Yardımları bu şekilde kullanacağını bilseydim böyle bir açıklamada bulunmazdım. Kendimi kandırılmış hissediyorum. AHBAP Derneği’ne herhangi bir bağışta bulunmadım. Bu, banka hesap hareketlerinden de görülebilir.”

Gökhan Özoğuz: Kendimi sahipsiz hissediyorum söyleminde Türkiye Cumhuriyeti’nden bahsetmedim. Oğuzhan Uğur veya Ahbap Derneği'ne ait herhangi bir hesaba para transferi yapmadım. Herhangi bir hesap adına yardım toplama faaliyetim olmadı.”

Öykü Serter: Tweetlerimi öfke ile attım. Devletin yardım kuruluşlarının yetersiz kaldığını düşünerek değil, acıyı paylaşmak için duygularımı dile getirdim. Ahbap Derneğine para yatırmadım.”

YARDIM ‘GÖREVİNİ’ GARİBANLARA YÜKLEMİŞLER

Savcılık tarafından ifadeye çağırılan diğer ‘ünlülerin’ kıvırtma ifadelerini de önümüzdeki günlerde öğreneceğiz.

Muhtemelen o şahıslar da diğerleri gibi, “AHBAP’a para vermedim.” diyecek.

Oysa hepsi de ekranlarda Kızılay ve AFAD başta olmak üzere, depremzedelerin imdadına yetişmek için can havliyle çalışan kurumları aşağılamış, AHBAP, Babala TV, Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’u yere göğe sığdıramamıştı.

Kendilerini ‘kanaat önderi yerine koyan’ gariban kitleyi efsunlayıp, nafakasından kestiği paraları AHBAP’a vermeye teşvik etmişti.

Şimdi itiraf ediyorlar ki; elleri hiç ceplerine gitmemiş. Ne AHBAP’a ne de Babala TV’ye tek kuruş göndermemişler.

VİCDAN VE AHLÂK FİRARDA

Yüzsüzlük bu kadar kolay mı?

Ortada iç edilmiş en az 7 milyar liralık yardım parası konuşuluyor.

Bu 7 milyar lirayı AHBAP’a verenler içinde;

Nikâh yüzüğünü bozdurup gönderen insanlar var.

Kumbarasındaki parayı gönderen çocuklar var.

O günkü pazar parasını havale eden ev kadınları var.

Belki ilaç parasını veren yaşlı amcalar da var.

Ama görüyoruz ki, ülkenin en müreffeh kitlesi içinde yer alan bu AHBAP goygoycuları, gariban vatandaşları AHBAP’a paslarken, kendileri tek kuruş için bile ellerini ceplerine atmamış.

Yani riyakârlığın dibini bulmuşlar.

Pişkinlikte zirve yapmışlar.

Omurgasızlığın kitabını yazmışlar.

Bu yüzsüzler tayfasına sormak lazım:

Yahu, sizin hiç mi ahlâkınız yok?

Vicdanınız, ruhunuzu ve bedeninizi terk mi etti?

Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz mısınız?

Son bir soru: Eşinizin, çoluk-çocuğunuzun yüzüne nasıl bakıyorsunuz?

Allah sizi bildiği gibi yapsın.