Bundan tam 107 yıl önce de, 15 Mayıs 1919’da, ‘Küçük Asya’ hayalleriyle, İzmir’den başlayarak Anadolu’yu işgale yeltenmişlerdi.

Galiba o zamanlar bu çılgınlığa, İngiltere rejisörlüğünde yeltenmişlerdi. 3.5 yıl boyunca bir yığın çamurluk yaptıktan, çok sayıda sivil Türk’ü katlettikten sonra, bu maceraları 9 Eylül 1922’de Adalar Denizi’nin soğuk sularında son bulmuştu.

Şimdilerde Yunanistan yine kaşınıyor. Türkiye’ye karşı pozisyon alıyor. Ülkesini ABD’nin askerî üssü haline getirdi. Lozan’da 1923’te ve Paris’te 1947’de imzalanan anlaşmalara rağmen, Adalar Denizi’ndeki adaları silahlandırıyor.

Yetmiyor, Kıbrıs Rum Yönetimi ile birlikte, İsrail adlı terör örgütüyle silah ve hava savunma sistemleri anlaşması imzalıyor.

Başta Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias adlı densiz olmak üzere, Yunan politikacılar, akıllarına estikçe Türkiye’ye dönük kışkırtıcı açıklamalar yapıyor. Deyim yerindeyse Yunan siyasetçiler, boyunlarını kasabın bıçağına uzatıyor.

KAPANMAMIŞ HESAP

Hadsiz komşumuz arada bir, uluslararası hukuk kurallarına rağmen burnumuzun dibindeki adalarını ‘anakara’ sayıp, karasularını 12 mile çıkarma hevesine kapılıyor. Ki, değil 12 mil, 2 mil bile olsa, Meis adasının kara suları, Akdeniz’i aşıp, bizim Toros dağlarının eteklerine kadar uzanır.

Yunanistan’ı yönetenlerin, öncelikle şunu anlamaları lazım: Türkiye açısından, Adalar Denizi’ndeki Anadolu’ya yakın adalara dair henüz kapanmamış bir hesap var. Bu hesap, yeniden açılacağı günü bekliyor. Ki, o günün fazla uzak olduğu söylenemez.

Bu iflah olmaz ve uslanmaz komşumuzun nüfusu, aşağı yukarı 10 milyon civarında. Yani Türkiye nüfusunun KDV’si kadar.

Yunanistan’ın ekonomik büyüklüğü ise; yaklaşık 307 milyar dolar civarındadır. Türkiye’nin ekonomik büyüklüğünün 1 trilyon 640 milyar dolar olduğu dikkate alınırsa, haylaz komşumuzun, karşımızdaki cirmi daha iyi anlaşılır.

ESAMİSİ OKUNMAZ

Kamu borçları kıyaslaması ise, Yunanistan’ın içinde bulunduğu çukuru daha belirgin hale getirir. Komşunun, millî gelirinin yüzde 134’ı kadar, yani 450 milyar dolar civarında borcu bulunuyor. Türkiye’nin kamu borcu ise; millî gelirinin yaklaşık yüzde 20’si, yani 322 milyar dolar kadar.

Askerî güç bakımından, Türkiye’nin yaklaşık 884 bin aktif ve yedek askerî personeline karşılık, Yunanistan’ın aktif ve yedek asker sayısı 363 bin civarında bulunuyor.

Şayet sahip olunan silah ve sair donanım bakımından kıyaslama yapılırsa, Yunanistan’ın, kendi yerli ve millî sistemlerini büyük bir başarıyla üreten Türkiye karşısında esamisi okunmaz.’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı ‘Aşil Kalkanı’ diye adlandırdığı hava savunma sistemleri anlaşmasına dair gazetecilerin sorusu üzerine, hırsı boyunu aşan komşumuzu ciddi ifadelerle uyardı.

ERDOĞAN: “GEREĞİNİ YAPARIZ”

Erdoğan, Lozan ve Paris anlaşmaları gereğince silahsız olması gereken adaları silahlandıran Yunanistan’a şu sözlerle mesaj verdi:

“Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak…(…) Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. (…) Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli; gayri askerî statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.”

Türk Hakanı’nın Yunanistan’a gönderdiği mesaj gayet açık ve net. Türk Devleti’nin, uluslararası ilişkilerde boş tehdit savurmayacağını, herkes gibi Yunanistan’ın da bilmesi lazım.

MİT BAŞKANINDAN SON UYARI MI?

Dünkü son dakika bilgisine göre, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Atina’da Yunanistan istihbarat teşkilatının başındaki kişiyle bir görüşme gerçekleştirdi.

Kalın’ın bu görüşmede vermesi kuvvetle muhtemel uyarı mesajları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gereğini yapmak’ ifadesiyle birlikte düşünülürse, Yunan yetkililerin, meselenin ciddiyetini iyice anladıklarını varsayabiliriz.

Sözün özü: Yunanistan, bir an önce akıl çizgisine gelerek, kendisini Batılı emperyalistlere kullandırmaktan vazgeçmeli.

Milletlerin ‘hafıza kaybı’ için, 107 yıl çok kısa bir süredir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti