Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisi, nihayet CHP’den ayrılıyor. Geç kalmış bir adım oldu. İki ay önceki rüzgâr yok şimdi. Mevcut rüzgârın, geminin yelkenlerini şişirme ihtimali hayli zayıfladı.
Özbek Türklerinin çok hoş bir özdeyişi var: “Çuçuvaranı ham sanıpsan…”
Çuçuvara, mantı hamuru gibi ince açılmış, bizdeki pişi büyüklüğünde, içine kıyma doldurulmuş, yağda kızartılarak pişirilen bir yemek.
Çuçuvara, yiyecek kişi sayısına göre hazırlanır. Dikkat edilmesi gereken; kızgın yağa atıldığında oluşacak firedir. Yani kızartma tavasına 10 çuçuvara girdiyse, bunun birkaç tanesi fireye gider.
Dolayısıyla, çuçuvara pişirilecekse, oluşacak fireyi hesaba katmak gerekir.
Özdeyişteki ‘ham’ kelimesi; tam, bütün, hep, firesiz gibi anlamlar taşır.
‘Sanıpsan’ ise, ‘sanıyorsun’ manasındadır.
Yaptığı işin firelerini, aksiliklerini, risklerini, ilave maliyetlerini, önünü-arkasını hesaba katmayan kişiler, “Çuçuvaranı ham sanıpsan…” diye uyarılır.
Bizdeki, “Evdeki hesap çarşıya uymaz….” atasözünü, mezkûr Özbek deyimine bir karşılık sayabiliriz.
BEKLENTİ HAYLİ YÜKSEK, AMA…
Gelelim İmamoğlu-Özel ekibinin yeni partisi (muhtemelen adı, Yeni Yol Partisi-YYP olacak) mevzusuna.
Özgür Özel ve ekibi, kuracakları partiye, şu an CHP rozeti takan en az 100 milletvekilinin katılacağı beklentisi içinde… Eğer CHP’nin 100 milletvekili, yeni kurulacak partiye geçerse, ‘Anamuhalefet Partisi’ sıfatı el değiştirecek. Ki, Özgür Özel, son TBMM grup konuşmasında bu beklentiyi dillendirdi.
Önemli bir diğer husus, şu an CHP’li olan kaç belediye başkanının yeni partiye katılacağıdır.
Görünen o ki, İmamoğlu-Özel ekibinin bu noktadaki beklentisi de hayli yüksek.
İmamoğlu-Özel cenahının fondaş medyası, ‘siyaset bilimi’ erbabı ve kamuoyu araştırma şirketleri, kurulacak yeni partinin seçimlerde alacağı oy oranına dair yüksekten atma yarışına girmiş bulunuyor.
Bu çevreler, daha adı bile kesinleşmemiş partiye iktidar olmaya yetecek kadar oy oranı biçiyor. Eh, bu gaz da yeni yola çıkacak siyaset erbabını ziyadesiyle umutlandırıyor.
SAHA DENEYİMLERİ NE DİYOR?
CHP milletvekili ve belediye başkanlarının ezici çoğunluğunun yanısıra, partiyi iktidara taşıyacak oranda seçmenin de açılacak şemsiyenin altında toplaşacağı beklentisi, hareketin heyecanını yükseltiyor.
Hatta kurulacak partiye; sağcı, milliyetçi, muhafazakâr ve liberal kimlikli siyaset erbabının da omuz vereceği umuluyor.
Bilhassa Halk TV ekranlarından verilen gaz, yeni parti kuracak siyasetçileri coşturmaya yetiyor.
Peki, Türk siyasetindeki ‘saha gerçekliği deneyimleri’, bu konuda bize neler söylüyor?
Türk siyasî tarihinin, bir anlamda ‘patiler mezarlığı’ olduğunu en başta söyleyelim.
İz bırakmadan silinip gitmiş yeni parti denemelerini bir kenara bırakarak, bazı başarısız denemeleri özetleyelim:
Halen devam edenlerden; Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Zafer Partisi’ni örnek verebiliriz.
Yakın geçmişteki başarısız denemeler için; Muharrem İnce’nin Memleket Partisi’ni, Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Partisi’ni, Emine Ülker Tarhan’ın Anadolu Partisi’ni, Öztürk Yılmaz’ın Yenilik Partisi’ni ve merhum Yaşar Nuri Öztürk’ün Halkın Yükselişi Partisi’ni zikredebiliriz.
BENZEŞEN ÖRNEKLER
Fakat, ortaya konulan iddia ve beklentilerin yüksekliğine rağmen elde ettiği sonuç bakımından hayal kırıklığı olan parti denemeleri, İmamoğlu-Özel hareketini bekleyen akıbet konusunda göz açıcı örnekler olacaktır.
En eskisinden başlarsak, merhum Turhan Feyzioğlu’nun CHP’den ayrılarak kurduğu Cumhuriyetçi Güven Partisi, beklentilerin çok gerisinde kalan bir hareket oldu.
Cem Uzan’ın Genç Parti denemesi de, paranın gücüyle oluşturulan algılara karşın, tam bir hayal kırıklığı oldu.
Bu başarısız denemelere, ‘benzeşmesi’ bakımından verilebilecek en iyi akıbet örneği, merhum İsmail Cem’in Genel Başkanlığını üstlendiği Yeni Türkiye Partisi’dir.
AK Parti ile yaklaşık olarak aynı dönemde, 2002 yılında kurulan Yeni Türkiye Partisi’nin itici gücü; IMF tarafından Türk siyasetine monte edilen merhum Kemal Derviş idi. Kemal Derviş-İsmail Cem-Hüsamettin Özkan üçlüsü, DSP’yi merhum Bülent Ecevit’in elinden kapmayı başaramayınca, Yeni Türkiye Partisi’ni kurmuştu.
Büyük bir kamuoyu rüzgârı estirilerek kurulan bu parti, daha yolun başında, Kemal Derviş tarafından, kelimenin tam manasıyla ‘satıldı’.
‘KEMAL DERVİŞ’İ KİM OLACAK?
O dönemde popülaritesinin zirvesinde olan Kemal Derviş, hareketin heyecanlı ileri gidenlerinden daha gerçekçi bir siyasetçiydi. İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan ile diğer hareket mensupları, yeni partideki koltukları paylaşmak için ileri atılırken, Kemal Derviş son dakikada çark ederek, DSP’de kalmayı seçti.
Şimdi… Acaba İmamoğlu-Özel partisi de benzer bir akıbeti yaşayacak mı? Sorulmayı hak eden bir sorudur bu.
Ve eğer, hareketin ‘başpehlivanı’ veya ‘başaltı pehlivanı’ sayılan bazıları, hareketin başarısından kuşkuya düşüp, son dakikada çark ederse, yukarıda örneklerini verdiğim siyasî başarısızlıklar tekerrür etmez mi?
Bu ihtimali ciddiye alırsak, CHP’den kopacak yeni siyasî hareketin ‘Kemal Derviş’i kim(ler) olabilir?
Benim gibi, sizin de aklınıza; Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Muharrem İnce gibi ağır toplar geliyor mu?
Bundan daha da önemli olan, parti tabanı, öyle veya böyle bir ‘marka değeri’ olan CHP’yi terk eder mi? Girdiği bütün seçimleri kaybetmiş olmasına rağmen CHP’ye oy vermekten vazgeçmeyen seçmen kitlesi, ‘6 Ok’tan kopabilecek mi?
CHP’den ayrılıp, yeni parti kurmak için büyük beklentilerle kolları sıvayan siyaset tayfasına, “Çuçuvaranı ham sanıpsan…” uyarısını yapmak yerinde olacaktır.
CHP hamuru, daha epeyce su kaldırır.
