Kemal Bey CHP’yi arındırmak için il-ilçe teşkilatlarını silkeleyedursun; Özgür Bey tüm kirli çamaşırları CHP’ye yıkmış havalarında.

Bir yığın partili belediye yöneticisi ve bürokratları sayısız yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, irtikâp ve dahi bilumum yüz kızartıcı suçlarla mahkeme önünde hesap verirken… Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, elini yıkayıp kenara çekilmiş tavırları sergiliyor.

Bu sorumluluktan kaçışın adını da ‘temiz bir sayfa açmak’ koymuş.

İyi de sayfayı kim kirletmişti? Dahi, dükkânın tabelasını değiştirmekle; çevre esnafa, tedarikçilere, bankalara, eşe-dosta olan borçlar ıskat mı olmuş oluyor?

Şimdi İmamoğlu-Özel ekibi parti tabelasını değiştirince, geçmiş sıfırlanmış mı sayılıyor?

Bu iş, şirketi batırıp, içini boşaltıp, her yere borç takıp, sonra da icra takibindeki borçlardan yırtmak amacıyla kapağı yeni şirkete atmaya benziyor. Galiba Ticaret Hukukunda buna ‘hileli iflas’ diyorlardı.

MASADAKİ HESABI KİM ÖDEYECEK

Yediniz içtiniz. Pavyon localarında delege tavladınız. Seçimleri finanse edeceğiz ayaklarına, neredeyse tüm CHP’li belediyeler üzerinden vatandaşı haraca bağladınız. Mahkemedeki iddianameler öyle söylüyor.

Şimdi masada bıraktığınız bütün hesabı Kemal Bey mi ödeyecek?

İşin ilginç yanı, suç mahallini terk ederken, delilleri temizlemeyi unuttuğunuz gibi, failler de geride ayak izlerini bıraka bıraka yeni mekâna geldiler.

CHP-belediye-rüşvet kavramları her anıldığında isimleri ilk akla gelen tayfayı beraberinizde götürüp, baş köşelere yerleştirdiniz. Yani pervasızlık hiç eksilmeden devam ediyor.

Hiç aklınıza gelmiyor mu? Savcıların eli, sizin ‘güvenli’ sandığınız sığınaklarınıza da uzanabilir. Nitekim milletvekili zırhına sığınmış ‘A Takımı’ hakkında dokunulmazlık fezlekelerinin yolda olduğuna dair işaretler az değil.

CHP YÜKÜ

Özgür Özel bir de “CHP yükünden kurtulduk…” gibi laflar ediyor.

Doğrusu CHP ağır bir yüktür. Geçmişte işlediği günahların vebalini taşımak zordur. Eğer Yeni Parti, yükten kurtulmak derken, geçmişte yapılan kötülükleri bir daha tekrarlamayacaklarını kastediyorsa… Bu, Türk demokrasisi adına önemli bir ilerlemedir.

Fakat… CHP’nin günah yüklü bagajından kurtulmak bir avantaj olsa da, CHP’li olmanın sağladığı ‘suç işleme özgürlüğü zırhını’ da terk etmeyi gerektirir.

Acaba Özgür Bey ve ekibinin buna cesareti var mı?

Gelelim meselenin can alıcı noktasına…

Özgür Özel ‘CHP yükünden kurtulmayı’ dillendiriyor; Kemal Bey ise CHP’yi büyük ölçüde ‘arındırdığını’ söylüyor.

O halde sormak lazım: Hakkında dava açılan, tutuklanan, yargılanan, itirafçı olan, CHP Genel Merkezine ve Özgür Özel’e bavullarla para teslim ettiğini söyleyen belediye başkanları, yardımcıları, parti teşkilatı yöneticileri, bürokratları kimin nüfusuna kayıtlı bulunuyor?

Tekrar edelim: Ağır suçlamalarla yargılanan belediyeciler, şu anda hangi partinin üyesi bulunuyor?

NE OLACAK BU BAŞKANLAR?

Tamam; peştamalla yakalanan pavyoncu istifa etmiş. (Ki, Özgür Özel yönetimi ihraç ettiklerini duyurmuş; edememişler.) Onu anladık. Başta Ekrem İmamoğlu ve Muhittin Böcek olmak üzere, tutuklanan ve yargılanan belediye başkanları, şu an hangi partinin üyesi? CHP mi, Yeni Parti mi? Yoksa her iki parti tarafından cami avlusuna mı terk edildiler.

Sorumuz Kemal Bey’e gelsin: ‘Butlan’dan sonra gelen ‘şutlan’ aşamasını başlattınız. Arındırdığınızı söylüyorsunuz. Hakkında ağır suçlamalarla soruşturma, tutukluluk hali ve dahi tutuklama bulunan belediyecileri CHP’den attınız mı?

Aynı soruyu Özgür Bey’e de soralım: Sütte leke bulup, kendilerinde leke aramadığınız, yüz kızartıcı suçlarla itham edilen ve yargılanan belediyecileri de tıpkı 91 milletvekili gibi, yanınızda alıp götürdünüz mü? Yoksa onları bütün kirleriyle birlikte CHP’de mi bıraktınız?

Türk Yargısıyla muhatap kılınan en az 36 belediyenin yöneticileri var. Çoğu tutuklanmış durumda. Peştamalla basılanı kenarda tutup, başta Ekrem İmamoğlu ve Muhittin Böcek olmak üzere, ağır suçlamaların muhatabı olan belediye yöneticileri, CHP’den atıldı veya istifa etti mi?

Şayet öyle olduysa, bu şahıslar Yeni Parti’ye geçti mi?

Yoksa CHP’den atılıp, Yeni Parti tarafından da kapı dışında mı bırakıldılar? Yani Arasatta mı kaldılar?

Sahi, bu başkanlar ne olacak?