Kimse hemen celallenmesin. PKK elebaşı Abdullah Öcalan bir bebek katilidir. Türkiye ve Türk Milletine karşı büyük suçlar işlemiştir. Binlerce şehidimizin, sivil vatandaşlarımızın ve dahi örgüt mensuplarının kanından sorumludur.

Bu yüzden 27 senedir kodeste cezasını çekmektedir. Bu ülkenin sadık vatandaşları, onu hiçbir zaman affetmeyecektir.

Madalyonun bir yüzünde bunlar var. Bir de öteki yüzü var, madalyonun.

Önce şu tespiti yapalım:

Devlet; toplumsal olaylara duygusal yaklaşmaz. Evet, halkının duygularını, ruh halini, acılarını, kederlerini, sevinçlerini dikkate alır. Her şeyi değerlendirir; fakat neticede duygularla değil ‘devlet aklıyla’ karar verir, buna göre hareket eder.

Devletler, zaman zaman savaşır. Hoşumuza gitmese de, hayatın gerçeğidir bu. Lakin savaş da bir yerde biter. Birbirlerine ölümüne saldıranlar, bir masanın etrafında oturur, barış anlaşması imzalar.

KİMLERLE DOST OLMADIK Kİ?

Dünya tarihine baktığımızda, bitmemiş bir savaş göremiyoruz. En uzunu, Türk Milletine karşı Haçlılar tarafından yürütülen savaşlardır. 950 senedir aralıklarla devam etse bile, her defasında bir şekilde barış masası kuruluyor.

Yakın tarihlere bakarsak… Çanakkale’de yüzbinlerce canımızdan sorumlu olan İngiliz ve Fransızlarla ‘dost’ olmak için fazla beklemedik.

Millî Mücadelemizi kendilerine karşı verdiğimiz Yunan ve İngilizlerle, Atatürk’ün sağlığında ‘dost’ olduk.

Kıbrıs’taki Rum-Yunan zulmünün acısı henüz dinmedi; fakat Yunanistan’la NATO’da müttefikiz, AB zemininde de aynı istikamete bakıyoruz.

Rusya ile en az 12 büyük savaşımız oldu. Osmanlı Devletimizin çöküşünden birinci derecede sorumlu olması yanında, Türkistan’ın neredeyse tamamını işgal etmiş bulunan Rusya ile şimdilerde hayli muhabbetliyiz.

Bu kadar misal yeterli. Kan davalarının bile barış yemeğinde tatlıya bağlandığı örnekler hayli fazladır, güzel ülkemizde.

MURADIMIZ MİLLET MENFAATİ

Bunları atlatmakla gayemiz, devletimizin PKK ile barış masası kuracağı düşüncesine altlık yapmak değil.

Ya neyi murat ediyoruz?

Türk Devleti, 5 bin yıllık bir devlet aklının birikimiyle yol alır. Yeri gelir, teröristleri yıllar sonra da olsa cezalandırır. Lakin ülke ve millet menfaati sözkonusu olunca, eli kanlı teröristlerden de gereğince yararlanmasını bilir.

Terörsüz Türkiye Projesi’ne, bir de bu gözle bakmak lazım.

MHP Genel Başkanı Bilge Lider Dr. Devlet Bahçeli’nin ‘Öcalan örgütü feshettiğini açıklasın’ çağrısını yaptığı 22 Ekim 2024’ten bu yana, sürecin başarısının, örgüt lideri Öcalan’ın inisiyatif almasına ve toplumsal etkinliğinin korunmasına bağlı olduğunu dile getirdik.

Neden böyle bir fikri savunduk?

PKK terör örgütü, yalnızca iç dinamiklerimizden destek bulan bir yapı değil. Sayısını dahi tam bilemediğimiz kadar yabancı ülkenin desteğini alan ve kendisini onlara kullandıran bir terör şebekesinden bahsediyoruz.

Türkiye, daha önce de örgütü tasfiye etmek gayesiyle en az 2 deneme yaptı. Her iki deneme de dış merkezlerin baskısı ve etkisiyle başarısızlıkla neticelendi.

KİMLER, NİYE İMZA VERMEDİ?

Şunu kabul edelim: PKK’nın yönetici kadroları içinde farklı ülkelerle irtibatlı olan ve desteğini aldığı ülkelerin etki alanından çıkamayan bir yığın terör elebaşı var.

Daha da önemlisi, PKK’nın siyasî uzantısı olan partilerin kadroları da, Türkiye üzerinde hesabı olan bazı ülkelerin dümen suyunda yüzmektedir.

Sadece PKK partileri mi? Bu noktada, Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasası için imza veren ve vermeyen partilere bakmak, bu mevzuda hayli ufuk açıcı olacaktır.

Tasarıya, AK Partili 277 milletvekilinin tamamı imza attı. MHP’nin 46 milletvekilinin, İzzet Ulvi Yönter hariç tamamı imzaladı.

HÜDAPAR’ın 4 milletvekilinin tamamı imza verdi.

DEM Partisi’nin 20 milletvekili imzalarken, 36 milletvekili imza vermedi.

DEM’in yedeği olan DBP’nin mevcut 2 milletvekili tasarıyı imzaladı.

CHP’nin 45 milletvekilinin sadece 4’ü imzaladı.

Yeni Yol Partisi’nin 20 milletvekilinden sadece 3’ü tasarıyı imzaladı.

Bağımsız 8 milletvekilinden 2’si tasarıya imza verdi.

Yeni Parti, İyi Parti, Yeniden Refah Partisi, TİP, EMEP, Saadet Partisi, DSP ve Demokrat Partili milletvekilleri tasarıya imza vermedi.

ÖCALAN’A SAHİP ÇIKMAK

İmzadan kaçınan diğer partilerin ‘siyaset yaptığını’ varsayalım. Yani bir doğrunun yanında yer almak yerine, iktidara muhalefet etme güdüsünün ağır bastığı ihtimaline verelim.

Peki, DEM Partisi’nin neredeyse üçte ikisinin imzadan kaçınmasını neye yormalıyız?

DEM’in de ‘doğal lideri’ olan Öcalan’ın açık, net ve ısrarlı çağrılarına rağmen, nasıl oluyor da DEM’cilerin üçte ikisi yasa tasarısına karşı duruş sergiliyor?

Aklımıza; ‘kimin ipleri hangi ülkenin elinde’ diye bir soru takılmıyor değil.

Kandil baronları da DEM çoğunluğundan pek de farklı yaklaşmıyor mevzuya.

Yani kala kala bir tek Öcalan kalıyor, bu mevzuda sorumluluk ve inisiyatif alacak ‘örgüt lideri’.

İşte bu yüzden, Türk Devlet Aklı, 1999’dan beri elinin altında tuttuğu PKK ‘kurucu önderi’ Öcalan’ı ‘asmayıp besledi’. Üstelik o zamanlar Türkiye’de idam cezası mevcuttu.

Türk Devlet Aklı, Öcalan’ın hayatta kalması ve lazım olduğunda görevini yerine getirmesi stratejisine göre hareket etti.

Tekrar edelim: Şu anda PKK ve örgütün geniş çevresi içinde, Öcalan dışında, ‘iplerinin ucu dışarıya uzanmayan’ lider bulmak pek kolay değil.

Dolayısıyla ‘Öcalan’a sahip çıkmak’, terör elebaşına müsamaha göstermek değil; devletin ve milletin âli menfaatlerinin gereğidir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti