Anlaşılan o ki; İran’a yönelik saldırılarda, işler ABD-İsrail eşkıyasının arzuladığı gibi gitmiyor.

Nereden anlıyoruz bunu? ABD Başkanı Donald Trump ve Savaş Bakanı Pete Hetsegh’in asabi konuşmalarından…

Başka? Trump’ın, akşam söyledikleriyle sabahki beyanlarının büyük ölçüde birbirine zıtlığından

Bir de, Trump ile Dışişleri, Savaş bakanları ve Pentagon yetkililerinin birbiriyle örtüşmeyen açıklamalarından…

Öbür yandan, İran’ın İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine yönelik füze atışlarındaki isabet oranının hızla yükselmesinden

Unutmayalım; bir de ABD ve İsrail’in elindeki mühimmat ve sair malzemelerin tükenmeye doğru gittiği değerlendiriliyor.

Son olarak, Trump’ın, İran’a yönelik saldırılara katılmak üzere 5 bin deniz piyadesini bölgeye doğru yola çıkarmasını aklımızda tutalım.

Hepsi birlikte değerlendirildiğinde, İran’a yönelik vahşi saldırıların pek de hesaplandığı gibi yürümediği anlaşılıyor.

HÜRMÜZ KİME ZARAR, KİME KÂR?

Savaşın gidişatı, galiba Hürmüz Boğazı üzerinden belirlenecek. Hürmüz Boğazı üzerine konuşulurken, dünya petrol ve doğalgaz naklinin yüzde 20’sini sağlayan boğazın, İran’ın ‘en büyük kozu’ olduğuna dair, sanki ‘uzmanlar’ arasında geniş bir mutabakat var.

Acaba İran’ın Hürmüz’ü gemi trafiğine kapatacak adımlar atması, acaba hangi ülkelerin aleyhine, hangilerinin lehine sonuçlar doğurur?

Çıplak gerçekleri sıralayalım: Hürmüz Boğazı, körfezdeki ABD müttefiki Arap ülkeleriyle birlikte, aynı zamanda İran’ın soluk borusu. Oradan petrol ve gaz sevkiyatının durması, bizzat İran’ın kendi ipini çekmesi gibi bir anlam taşır.

Aynı şekilde, başta körfez ülkelerinden petrol ve gaz alan ülkeler olmak üzere, tüm dünya bu işten büyük zarar görür/görüyor. Bu ülkelerin başında Çin ve Avrupa ülkeleri geliyor.

Peki, Hürmüz’ün kapanması, hangi ülkelerin işine yarıyor? Doğal olarak, bu işten kârlı çıkacak olanlar, Hürmüz dışındaki coğrafyalardan petrol ve gaz satışı yapan ülkelerdir. O ülkelerin başında, ABD ve Rusya geliyor.

Ekranlarda Hürmüz üzerine keskin yorumlar yapan uzmanların büyük bölümü, ABD’nin hâlâ petrol ve gaz ithalatçısı olduğu varsayımından hareket ediyor. Oysa ABD, dünyanın dört bir yanında ‘çöktüğü’ kaynaklardan, birçok ülkeye petrol ve gaz satıyor. Yani dünya enerji arzının daralması, ABD’nin zararına değil, menfaatinedir.

BU NASIL KOZ?

Hürmüz’ü İran’a ‘koz’ yapan uzmanların en önemli beklentisi; artan enerji maliyetleri karşısında, diğer dünya ülkelerinin ABD ve İsrail üzerinde baskı kurarak, savaşı bitirmeye zorlamasıdır.

Evet, başta AB olmak üzere birçok ülke, savaşı bir an önce sonlandırması için Trump’a baskı yapabilir. Peki Trump ve Netanyahu katili, dışarıdan gelecek bir baskıyı, amiyane tabirle ‘takar’ mı? Hele de ‘baskı yapması beklenenlerin’ Epstein Dosyalarındaki konumu meçhulken… Hiç sanmıyorum. Eğer takacak olsalardı, Gazze’deki soykırım bugünkü noktaya gelmezdi. Hatta İran’a saldırılar hiç başlamazdı.

Madalyonun bir de öbür tarafı var: Enerji faturası olağanüstü kabaran Çin ve aynı çileye ortak diğer ülkelerin, İran üzerinde oluşturabilecekleri muhtemel baskılar

İşin özeti, Hürmüz Boğazı’nı tanker trafiğine kapatmak, pek de İran’ın menfaatine gibi görünmüyor.

Peki, o halde ne?

Doğrusu bu soruya verilebilecek çok da mantıklı bir cevap görünmüyor. ABD, daha birkaç gün öncesine kadar, İran’a yönelik tehditlerinde; “Sakın ha, Hürmüz’ü kapatmaya kalkma, asarım, keserim…” havalarındaydı. Galiba İran, ABD’nin bu söylemlerini fazla ciddiye aldı.

Son bir-iki gündür Trump, Hürmüz’ün kapalı olması yüzünden çok para kazandıklarını söylüyor. Bir de, boğazın açık kalmasını isteyen ülkelere, “Buyurun, elinizi taşın altına koyun…” diye tercüme edilebilecek çağrılar yapıyor.

PERS RULETİ Mİ?

Peki, İran’ın petrol tankerlerine yapması muhtemel saldırıları önleyecek görev gücüne, başta Çin olmak üzere, enerji ithalatçısı ülkeler katılır mı? Şahsen, sanmıyorum.

Fakat Trump, Çin ve diğerlerinden gelecek mızırdanmalara karşı, sözkonusu çağrıyla bir ‘ön alma hamlesi’ yapmış oldu. Gerisi boş laf.

Tekrar İran cephesine dönersek… İran, nihayetinde körfez ülkeleri yanında kendisine de büyük zararlar verecek Hürmüz hamlesini niye bir koz olarak kullanmaya niyetlenir?

Yani bu öyle tuhaf bir hamledir ki; eğer isimlendirmek gerekirse ‘Pers Ruleti’ diyebiliriz Rus Ruletinde, 6 patlar tabancaya tek bir mermi konulup, iki rakip sırasıyla kendi kafasına tetik düşürür. Yani mermi kime denk gelirse…

Pers Ruletinde ise; görebildiğimiz kadarıyla, 6 patlara 6 mermi konuluyor ve tüm tetikleri İran’ın kendi kafasına düşürmesi gerekiyor.

Velhasıl, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması kimin neyinedir, anlamak kolay değil. Bekleyip göreceğiz.