Türk çiftçisi, 2025 yılını büyük ölçüde zararla kapattı. İlk aylarında etkili olan ılık hava, meyve ağaçlarının erken çiçek açmasına neden oldu. Nisan ortasında 65 ilde yaşanan don olayı, 16 üründe ciddi hasar oluşturdu.

Akabinde, yağışlardaki azalma ve artan sıcaklıklar, tarımsal üretimi fevkalade olumsuz etkiledi.

Sonuçta Türkiye ekonomisi 2025 yılının 4. çeyreğinde yüzde 3,6 büyürken, tarımsal üretim yüzde 8.8 geriledi. Bununla birlikte, 2025’te tarım sektörünün Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) içindeki payı yüzde 1 oranında arttı.

İçinde bulunduğumuz yıl, yağışlar ziyadesiyle fazla oldu. Genel beklenti, bu yıl tarımsal hâsılada önemli bir artış yaşanacağı yönünde… Elbette ürün veya bölge bazında, aşırı yağışlardan kaynaklı ürün kayıpları yaşanabilir.

DESTEKLEME FİYATLARI ENFLASYONUN GERİSİNDE

Hububatta beklenen verime rağmen, Hükümet adına Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan hububat destekleme alım bedelleri, çiftçilerde tam bir hayal kırıklığına sebep oldu.

TMO, makarnalık ve ekmeklik buğday için ton başına alım fiyatını, geçen seneye nazaran yüzde 22.3 artışla, 16.500 lira olarak açıkladı.

Ofis, arpa alım fiyatını da, yüzde 22.7’lik artışla, 12.750 TL olarak belirledi.

Bu rakamlara, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olan üreticiler için öngörülen ton başına 3.014 lira destek eklendiğinde, alım fiyatı buğdayda 19.514 liraya, arpada ise 15.764 liraya geliyor.

2025 yılındaki destekleme alım fiyatları, bir önceki yıla nispetle yüzde 53 civarında artış görmüştü. 2025 Haziran ayı itibarıyla, yıllık enflasyon yüzde 43.23 olarak gerçekleşmişti. Yani geçen yıl, gerçeklenen enflasyonun 10 puan üzerinde bir destekleme fiyat artışı olmuştu.

Bu seneye gelirsek…

2026 yılı Mayıs sonu itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 32.61 oldu. Son bir yıldaki tarımsal girdi fiyatları ise yüzde 34. 26 civarında arttı. Buna karşılık, buğday ve arpa için açıklanan yüzde 22.3 ve 22.7’lik fiyat artışı, enflasyonun 10 puan kadar gerisinde kaldı.

Doğal olarak bu durum, çiftçiler açısından net bir kayıp anlamına geliyor.

DÜNYA BORSALARINDA DURUM

Meselenin bir de dünya borsaları ciheti var. Geçmiş yıllarda Hükümet, dünya borsalarındaki buğday fiyatlarının üzerinde destekleme alımları yapmıştı.

Bugün durum tersine evirildi. Şu an itibarıyla dünya borsalarında buğdayın ton fiyatı, 580 dolar civarında seyrediyor. Bu da, dolar kuru 46 liradan hesaplandığında, ton başına 26.680 liraya denk gelmektedir.

Dünya borsalarında ABD doları bazındaki 2026 buğday fiyatları, bir önceki yıla göre yüzde 14.5 civarında bir artışı da ifade etmektedir.

Haziran 2025’te dolar kurunun 39 lira 12 kuruş olduğu dikkate alınırsa; o dönemde Türkiye’deki makarnalık buğdayın ton fiyatı 345 dolara denk gelmekteydi. Destekler de dikkate alınırsa, 2025 Haziran ayındaki 16 bin 20 TL’lik fiyat, 406,5 dolara denk geliyordu.

Bugünkü desteklemeli fiyat olan 19.514 TL’nin karşılığı 424 dolar tutuyor. Dünya borsalarındaki yüzde 14.5’lik artış da hesaba katılırsa, bizdeki bir ton buğdayın fiyatının 485 dolar civarında olması gerekiyor. Bu da 22.310 TL’ye karşılık geliyor.

Yani dünya borsalarında 580 dolar olan buğdayın ton fiyatının, geçen seneki fiyatla eşdeğer olabilmesi için, bugün hiç değilse 22.310 lira olması gerekiyordu.

BİR DE ÇKS KAYDI YOKSA

Bu arada, ÇKS kaydı olmayan üreticilerin ürünleri TMO tarafından alınmıyor. Ki, toplamdaki üretimin en az yarısı ÇKS kaydının dışında bulunuyor. Bu durumdaki üreticilere, destekleme ödemesi de yapılmıyor.

Geçmiş yıllardaki cari piyasada tüccarlar, çiftçinin ürününü, TMO’nun desteklemeli fiyatlarından yüzde 25-30 civarında daha düşük fiyatla almıştı.

Aynı durumun devamı halinde, ÇKS kaydı olmayan üreticilerin buğdayının, ton başına 14.650 TL civarında piyasa bulması kuvvetle muhtemel görünüyor.

Bir de TMO, alımlarda randevu sistemi uyguluyor. Üretici, hasat zamanına denk gelecek şekilde randevu alamadığında, eğer depolama imkânı da yoksa ürününü daha düşük fiyatla tüccara satmak zorunda kalıyor. Depolama imkânı olanlar da hem ilave nakliye ve yükleme gideri ve depolama masrafıyla karşı karşıya kalıyor.

TMO DA ZARAR EDİYOR

Madalyonun öteki yüzüne baktığımızda, devletin buğday piyasasına olan aktif müdahalesinden dolayı önemli bir zarara uğradığı görülmektedir. Zira TMO, makarnalık ve ekmeklik buğdayın tonunu 18.500 TL’den satacağını açıkladı.

Bunun anlamı; TMO’nun buğdayı ton başına bin TL civarında zararla satacağıdır. Personel ve uygulama giderleri de dikkate alınırsa, bu zararın daha da artacağı aşikârdır.

Türkiye’nin, ürettiği buğdayın takriben yüzde 10’unu dış piyasalara sattığı dikkate alınırsa, TMO, destekleme alımlarından dolayı oluşan zararının bir bölümünü ihracat yoluyla kapatabilecektir. Ton başına alım-satım farkının 56 dolar civarında olduğu dikkate alınırsa, 2 milyon ton ihracattan dolayı 112 milyon dolar civarında kâr etmesi muhtemel olan TMO’nun, toplamdaki zararının bu kadarını gidereceği söylenebilir. Tabi, 2 milyon ton buğdayın tamamının TMO üzerinden ihraç edilmesi varsayımıyla

TMO’nun, uluslararası borsa fiyatları düzeyinde buğday alım ve satışı yapması da mümkün. Fakat bu durumda, tüketiciler daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacaktır. Buğdayın temel tüketim maddesi olduğu ülkemizde, yönetimler böyle bir durumu istemez.

Peki, hem üreticiyi hem de tüketiciyi nispeten daha memnun edebilecek çözüm yolu yok m?

Bunu da bir sonraki yazımızda ele alalım.