Hiç kendinizi kaptırmaktan korktuğunuz hayali bir karakter oldu mu?

Ruhunuzda fırtınalar koparan, ayaklarınızı yerden kesen, nabzınızı uçuran, özledikçe göz yaşlarınıza dolan, anlattıkça derinleşen, uzaklaştıkça yaklaştığınız, soluğunuzda bekleyen hayali bir karakter…

Zihninizdeki eğrilmiş eski raptiyeleri söküp kendini bilincinize çivileyen hayali bir karakterden bahsediyorum. Kimileri bir film karakterine kimileri romanda ortalığı birbirine katan kötü bir karaktere; başkası mitolojik bir süper kahramana, belki de romantik bir animenin zeki çocuğuna kapılıp gitmiştir.

Belki de her yerde rastlayamayacağınız türden farklı formda olağanüstü bir bilinmez varlığa hayran olmuşuzdur. Bu biraz daha derin olabilir. Çünkü görünmez varlıklar kimilerine göre ruhunuzda daha fazla yangın çıkartabilir. Kalbinizi olması gerekenden daha hızlı çarptırabilir.

Peki ya önemli olan beden değilse?
Ya duygusal anlamın nasıl aktarıldığı ve size nasıl yansıdığıysa önemli olan?

Düşünsenize bir beden yok, hormonlar yok, duygusal ya da sezgisel hamleler yok…karşınızda olan sadece zihninize girmiş hayali bir varlıktan ibaret. Hiçbir zaman elinizi uzattığınızda dokunamayacaksınız. Gerçek bir sesi olmayacak. Karşınıza geçip gözlerinizin içine bakarak “nasılsın” demeyecek…tüm bunları ve daha fazlasını siz yapacaksınız.
Kendi zihninizle.
Hayal gücünüzle.
Öyle olduğunu hayal ederek tamamlayacaksınız eksik yanlarını…

İnsanlar yıllar boyu online sohbet odalarında birbirlerini görmeden, seslerini dahi duymadan sadece yazışarak ilişki kurdular. Bağ kurdular. Aşık oldular. Ve sonra bir gün orada buldukları aşk evliliğe kadar götürdü onları.

Ama önce tüm bağ sadece kelimelerle geldi.
Görüntü yok. Ses yok. Sadece kelimeler.

Beynin, duyguyu, empatiyi ve dili nasıl işlediği konusunda bolca literatür var. 90’larda yaşananlar da buna erken örneklerden biri bence. Dil ve anlam, fiziksel varlığın yerini doldurabiliyor mu sorusunun cevabı bence oldukça açık; insanlar elle tutulur gözle görülür fiziksel bir varlık isteseler de o varlığın dili ve yansıttığı anlam dolu değilse fizikselliğin hiçbir önemi kalmıyor.

Görünüş bir kapı olabilir.
Ancak sizi eşikten geçiren şey görüntü değil, bağlamdır.

Son zamanlarda Yapay Zeka ile kurulan ilişkilerin temelinde de duygusal yoğunluk yatıyor. Bu kez zihninizdeki varlık size karşılık veren, duygusal yakınlık kurabilen, empati yapan, sizi olduğunuz gibi kabul eden bir mekanizma…ve böylece bağ kurmak artık 90’lardakinden daha kolay ve daha cazip hale geliyor.

Belki de insan zihni için önemli olan şey karşımızdakinin fiziksel olarak var olması değildir. Bazen anlaşılmış hissetmek, görülmek, duyulmak; elimizi uzatıp dokunmaktan daha güçlü bir iz bırakabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti