Henüz Üçüncü Dünya Savaşı başlamadı. Ama CHP’yi paylaşamayan taraflar, o savaşın provasına çoktan başladı.
Yazık!... ‘Cumhuriyeti kuran partinin’ düştüğü hallere bakınız.
Hadi, kendi aralarında doyasıya kavga etsinler. Kendi sorunları… Zaten yumruklaşmadan kurultay yaparlarsa, asıl o zaman haber değeri taşıyor.
Ortaya saçılan çirkinlikler, şiddet, hukuk tanımazlık, küfür… Sadece CHP’nin değil; aynı zamanda Türk siyasetinin hesabına yazılıyor.
Bırakınız Anamuhalefet Partisi’nin tepe yöneticisi olmayı; hukuk fakültesi birinci sınıfı geçmiş her öğrenci, mahkeme kararlarının öyle veya böyle uygulanacağını bilir. Kimse hoşuna gitmeyen yargı hükmüne, “Ben bu kararı tanımıyorum…” diyemez. Varsa itirazı, hukukta izlenecek yollar bellidir.
CHP Genel Başkanlığı makamına kadar uzanmış bir siyasetçi, bunca açık ve basit gerçeğe rağmen, mahkeme kararını tanımıyor. Tabi o böyle işaret edince, tabandaki bilumum ‘örgüt bağlantılı partililer’, taşkınlığın her türünü deniyor. Anlaşılan o ki, en son hır çıkardıkları Saraçhane eylemlerinden bu yana kavgayı özlemişler.
HİÇ Mİ ERDEM KALMADI?
Kavgaya tutuşan taraflar CHP’li. İçerisinde sıcak çatışmaya girip, harabeye benzetilen yer, CHP’nin Genel Merkezi.
Hepi topu, partide yönetim değişecek. Bir zaman sonra tekrar kurultaya gidilecek. Son 3 senedir girdapta boğulan CHP, yeni bir yönetim seçecek.
Yönetim değişikliği, kazasız belasız yapılabilirdi. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu, elinde bir buket çiçekle gelip, Özgür Özel’e ‘yaptığı hizmetlerden dolayı’ teşekkür edebilirdi.
Özgür Özel de, Kemal Bey’e çikolata ikram edip, ‘yapacağı hizmetler için’ teşekkür edebilirdi.
Maalesef bu efendilik, bu nezaket, bu hoşgörü, bu demokratlık CHP kültürünü terk edeli çok olmuş.
“Biz burayı terk etmiyoruz. Makamı teslim etmiyoruz. Cesareti olan varsa, buyursun gelsin…” gibi mahalle kabadayısı tavırlarının, Anamuhalefet Partisi gibi önemli bir kurumda geçerliliği olamaz. Meşru siyaset, yasadışı örgüt mantığıyla yürütülemez.
ZATEN ÖYLE DEĞİL MİYDİ?
Hükmen diskalifiye olan Özgür Özel, unvanını ‘Genel Başkan’dan ‘TBMM Grup Başkanı’na çeviriyor. Hayırdır Sayın Özel? Siz zaten CHP TBMM Grubunun Başkanı değil miydiniz?
Örgüt mantığıyla siyaset yaparken, yumruk dâhil her şey mubah; lakin meşru zeminlere gelince işler değişiyor.
İşte… Başta TBMM olmak üzere, kamu kurumları, CHP Genel Başkanı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’yu kayıtlara geçirdi.
Elbette koskoca siyasî partinin, hem resmî kurumlarla, hem bankalar ve sair kuruluşlarla birçok ilişki ve işlemi bulunuyor. Personel maaşlarının ödenmesi için bankalara gönderilecek ödeme emirleri bile, meşru Genel Başkanın imzasına ihtiyaç duyuyor.
Yargı mercileri, butlan kararıyla birlikte, CHP’deki ‘yetkili muhataplarını’ değiştirmek durumunda.
Bu saatten sonra CHP adına açılacak veya takip edilecek davalarda, Kılıçdaroğlu’nun vekâlet verdiği avukatlar görev yapabilecek.
Partinin herhangi bir ‘seçimli’ faaliyetinde, Yüksek Seçim Kurulu, ‘Genel Başkan’ imzasının Kemal Bey’e ait olmasını isteyecek. Farklı bir imza, başvurunun reddi anlamına gelecek.
ÇİFT BAŞLI CHP’YE HAZIR OLALIM
Muhtemelen Özgür Özel cephesinin elindeki en önemli koz, ‘TBMM Grup Başkanı’ sıfatıdır. Bu sıfatın verdiği yetkiyle, Özgür Özel, Kemal Bey’i CHP Grup Toplantılarına davet etmeyebilir. Nitekim Grup Toplantılarını kendisinin yapacağını beyan etti.
CHP Parti Meclisi’nde durum farklı. Butlanla birlikte, Özgür Özel’in iradesiyle oluşan Parti Meclisi üyelerinin bu sıfatları düştü; 38. Kurultay öncesindeki Parti Meclisi meşruiyet kazandı.
Özgür Özel cephesi mevcut tavrını değiştirmezse, bundan sonra iki ayrı CHP Parti Meclisi göreceğiz.
Bir de karpuz gibi ikiye yarılan CHP milletvekilleri var. Anamuhalefet Partisi, önümüzdeki süreçte bu ikiliğin sancılarını da yaşayacak.
İl ve ilçe teşkilatları, muhtemelen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından görevden uzaklaştırılacak.
Yolsuzluğa bulaşan CHP’li belediye yöneticileri için, muhtemelen ‘aklan da gel’ formülü işletilecek. Tabi, kurultayda delege avlamak için belediyenin istihdam ve sair imkânlarını sebil eden başkanlar için de benzer bir süreç yaşanacak.
YA ÜLKEYİ YÖNETSEYDİ?
Peki, bu durum sürdürülebilir mi? Asla!... Koskoca Anamuhalefet Partisi, bunca hukuksuzluğu, emrivakileri, ahlâkî sorunları taşıyamaz.
Siyaseten ‘en olmaması gereken’ bir şey de; CHP Genel Merkezi önünde toplanan partililerin, “Hain Kemal!...” diye slogan atmalarıdır.
Ha, bir de şöyle bir görüntü ortaya çıktı: CHP önünde toplanan kalabalığın taşıdığı pankart ve flamalar; CHP’den ziyade, aşırı sol ve illegal örgütlerin panayırını andırıyordu.
CHP’ye gönül ve oy veren milyonların, bu tuhaf tabloyu da hesaba katması lazım.
Son birkaç gündür CHP’de yaşanan ‘Genel Merkez Savaşlarını’ gördükten sonra, ister istemez aklımıza şöyle bir soru takılıyor: “Bu kafa ya iktidarda olsaydı?”
Allah Türkiye’yi korumuş…
