16 Mart 2024 tarihli “de Volkskrant” gazetesinde şu satırları okuyorum: “Avrupa, Orta Çağ’da ortaya çıkmıştır. Bizim köklerimiz oradan yani Orta Çağ’dan geliyor.”
Yazı devamla “Orta Çağ'ın "barbar" olduğu yönündeki klişeleri yıkmanın tam zamanıdır,” diyor. Bu klişeleri Jones Roelenes ve Nathan van Kleij'in birlikte yazdıkları “Geçmişteki Karanlık Çağlarla İlgili Klişeler” Hollandacası; “Middeleeuwse medemensen - De clichés over de donkere eeuwen voorbij..”kitabında ortaya koydular ve bu konudaki yanlış bilgiler düzeltiyorlar. Umut ederim bu kitap da kısa sürede Türkiye’de yayımlanır.
Tarihsel olarak insanlık birbirinden farklı dört ayrı ve büyük çağlardan geçerek günümüze gelmiştir. Bu çağlar:
1) İlk Çağ, 2) Orta Çağ, 3) Yeni Çağ, 4) Yakın Çağ.
Yeni Çağ, Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle başlar. Böylece Fatih Sultan Mehmet bir çağı kapatıp yeni bir çağ açmıştır.
Bu çağlar içinde Orta Çağ söz konusu oldu mu hemen bir ön yargı öne çıkıyor. Orta Çağ karanlık, kötü bir dönemdi, deniyor, deniyor.
DÜNYA MEDENİYETLERİ
Çağ’ların yanında büyük insanlık bir de medeniyetler yaratmıştır. Bu medeniyetler, şunlardır:
1) Yunan Medeniyeti,
2) İslam Medeniyeti,
3) Avrupa Medeniyeti.
Bu açıdan baktığımızda Avrupa Medeniyetinin temelleri de İslam ve Yunan Medeniyetinden alınmadır. Avrupa, İslam ve Yunan Medeniyetinden beslenerek bugünkü aşamaya gelmiştir.
İSLAM MEDENİYETİ
İslam Medeniyete, bir Orta Çağ ürünüdür. Ve Avrupa Medeniyetinin de anasıdır.
Hollanda’da haftalık yayınlanan Elsevier dergisi, 10 Aralık 2005 tarihli nüshasında de İslam Medeniyeti ile ilgili çok güzel bir yazı yayımladı.
Elsevier dergisinde ÖNCÜ (ilerici) İSLAM başlıklı yazısını Hollandalı bilim insanı Simon Rozendaal yazdı. Rozendaal, şöyle diyor:
“İslam dünyada birinci uygarlık olduğu 8. ve 15. asırlar arasında yani Orta Çağ’da İslam Kültürü, entellektüel, liberal, hoşgörülü ve aydınlatmacıydı. Bin yıl önce Bağdat’ta Müslümanlar, cebiri buldular. Hastane ve robot Müslümanların buluşudur.
Dünyanın hiç bir yerinde Müslümanlar kadar kitap okuyan bir millet yoktu. Bağdat kütüphanelerin merkeziydi. H.z. Muhammed, bilim adamlarının şehitlerin kanından çok daha değerli olduğunu söylüyordu. O zamanlar, Batı dünyası geri, İslam dünyası ileri ve öncü bir medeniyeti temsil ediyordu.
Orta Çağ’da Hıristiyan dünyası kış uykusunda iken, Bağdat’ta Müslüman bilim adamları, Yunan klasiklerini, Arapça’ya çevirip okuyorlardı. İslam bilim adamlarının geliştirdiği robotlar, eğlencelerde misafirlere hizmet sunuyorlardı.
8. ve 15. yüzyıllar arasında Avrupa derin, karanlık Orta Çağ'dan geçti ve İslam dünyası insanlığın geri kalanı için parlak bir örnekti. Öğrenme, entelektüellik, bilim, teknoloji ve medeniyet orada gelişti.
İslam'ın bilimsel altın çağı işte bu dönemde ortaya çıktı..
İlerlemenin, medeniyetin öncüsü kâğıdın bulunması ile oldu. Sekizinci yüzyılda ilk İslami kâğıt fabrikası şimdi Özbekistan olan Semerkant'ta inşa edildi.”
Bu satırları yazan ateist olduğunu söyleyen bir bilim insanıdır.
Sonuç olarak; eskiden durum çok farklıydı. O zamanlar Batı Hıristiyan dünyası geriydi ve İslam dünyası çok ileriydi.
Aynı düzeyi ve medeniyeti yakalamak için İslam Medeniyetini kendimize örnek almalıyız. Bunun da anlım; nakli dini ilimlerin yanında akli, fenni, tabiat, astroni, anatomi gibi çeşitli bilimleri de öğrenmeliyiz ve öğretmeliyiz. Çünkü İslam Medeniyeti böyle ortaya çıkmıştır.
Orta Çağ’da camilerin yanında gökyüzünü rasat eden rasathaneler vardı. Bilimin her dalında Müslümanlar ileri bir konumdaydı. Çünkü Kuran’ın 6.000’den çok olan ayetlerinin 750 si insanı, tabiatı incelemeye davet ediyordu. (Yani bir Müslüman’ın ilimle, bilimle uğraşmasını emrediyor.) İslam peygamberi, “Âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha kutsaldır” diyordu.
Sonuç olarak Hacı Bektaş-ı Veli'’nin de dediği gibi “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır,”

Bekir CEBECİ
Rotterdam, 15 Haziran 2026
E-mail: [email protected]