Önce satranç gibi başladı. Karşılıklı hamleler yapıldı.
‘Butlan’a karşılık ‘şutlan’ hamlesi denendi. Davacı taraftan yüzlerce CHP üyesi, savunması bile alınmadan kapının önüne konuldu.
Elbette kâr etmedi. Butlan kararıyla, sadece 38. Kurultay değil; sonrasındaki, ihraç kararları dâhil tüm idarî tasarruflar iptal edildi.
Satranç gibi başlayan karşılıklı hamleler, tavlaya dönüştü. Taraflar, attıkları düşeş veya hepyeke göre oynadı.
Galiba TBMM Grup Toplantısı hamleleriyle birlikte, İmamoğlu-Özel cephesi ile Kılıçdaroğlu cephesi arasındaki hesaplaşma, poker oyununa benzemeye başladı.
Cepheler, elleri sağlam veya değil, karşı tarafa sürekli rest çekiyor. Kanımca bu rest çekmelerde, Kılıçdaroğlu kanadının eli genellikle sağlam oluyor. İmamoğlu-Özel cephesi ise; panik halinde tüm tuşlara basıyor ve elindeki kartların ne olduğuna bakmaksızın, daima blöf yapıyor.
AYRILIK MUKADDER
İş bu merhaleye gelince; ister satranç, ister tavla, ister poker olsun… Karşı cephenin, Kılıçdaroğlu ile aşık atması pek mümkün değil. Zira karşılarında, sabrıyla muhatabını çatlatabilecek kişilikte bir Kemal Bey var.
CHP’deki bu iç savaşın, sulh ile sonuçlanmasını bekleyebilir miyiz?
Hayır. O aşama çok geride kaldı. Bu saatten sonra, ayrılık mukadder.
Peki, bu iş nasıl olacak?
Gidici kanat, bundan sonraki siyasî yolculuğu için ‘mağduriyet’ devşirmek istiyor. Bunun için de, Kemal Bey’in muhteşem sabrını bile çatlatmaya çabalıyor. Tabi nafile… ‘Hain Kemal!...’ sloganları dahi ‘Sakin Kemal’in istifini bozamıyor.
Kılıçdaroğlu ve ekibi zamana oynuyor. Hem zaman ve hem de hukukî vaziyet onların lehine işliyor. Dolayısıyla, Özgür Özel’in boş eliyle çektiği restleri, büyük bir zevkle ‘görüyor’.
İHRAÇLAR TAKSİT TAKSİT
Neydi son hamleler?
İmamoğlu-Özel cephesi, Kılıçdaroğlu’nun CHP TBMM Grup Toplantısında konuşmasını, örtülü bir zorbalıkla engelledi.
Kılıçdaroğlu, buna karşılık ihraç kartını çekti. Karşı cephenin 9 önemli ismini, tedbirli olarak ihraç etmek üzere süreci başlattı.
İmamoğlu-Özel cephesinin karşı hamlesi, Parti Meclisi’ndeki 28 üyeyi istifa ettirmek oldu. Bu üyelerden Yaşar Seyman istifadan rücu edince, sayı 27’ye düştü.
Amaç, PM üye sayısını, toplantı yeter sayısının altına çekmekti.
Bu hamle de tutmadı. Kılıçdaroğlu kanadı, “Olağanüstü hal var; gerekirse 5 üye ile de PM toplantısı yaparız…” dedi. Ve yaptı…
Sakin Kemal, CHP’deki isyancıları tek kalemde silmek yerine, taksit taksit göndermeye niyetli görünüyor.
İlk torbadaki ihraçlar, İmamoğlu-Özel ikilisinin kolunu kanadını kırmayı amaçlıyor.
İkinci ihraç torbasına ise; CHP’ye hariçten yamanan Adnan Beker, Cemal Enginyurt ve Ümit Dikbayır ile bilhassa FETÖ’nün tasfiyesi sürecinde, kendisini o cenaha siper eden Mahmut Tanal ve disiplinsizlikte sınır tanımayan Seyit Torun gibi isimlerin doldurulması bekleniyor.
İMAMOĞLU VE ÖZEL NE OLACAK?
Peki, CHP’deki iç isyanın elebaşı olan ve çok ağır suçlamalarla tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ile vekâletçisi Özgür Özel niye bu ihraç torbalarına konulmadı?
Bu sorunun cevabını, Sakin Kemal siyasetinde aramak lazım.
Galiba Kemal Bey, bu ikilinin etrafını tam kuşatarak, kendilerinin istifa edip gitmesine hesap yapıyor.
Taraflar artık satranç değil; bazen tavla, çoğu zaman da poker oynuyor.
Tıpkı ABD/İsrail ile İran arasındaki tavsamış savaş gibi, uzatmaları oynanan CHP iç savaşı da kabak tadı verdi.
Her ne kadar CHP’nin iç meselesi olsa da, her sabah yeni bir olağan dışılığına uyandığımız bu çekişme, yalnızca Anamuhalefet Partisine değil; hem ülke siyasetine, hem de topyekûn ülke menfaatlerine zarar veriyor.
Her gün CHP iç savaşını konuşmaktan, etrafımızda ve dünyada olup bitenlere odaklanamaz hale geldik.
İmamoğlu-Özel ekibi, bir an önce kararlarını verip, CHP ile yollarını ayırmalıdır.