Turner, Corot ve Millet, Monet ve Rodin ve 1920’li yıllarda Fransız empresyonistlerine ait ülkenin en kıymetli koleksiyonunu oluşturdular.

Ama klasikleri de unutmadılar; Botticelli’den, El Greco’dan, Turner’dan kıymetli eserler.

Gallerli hayırsever kızlar…en büyük sanat koleksiyonlarından bir tanesini oluşturdular. empresyonizm akımını Britanya Adası’na getiren kadınlar.

13 Mart 1963 yılında kız kardeşlerin ikincisi de hayata gözlerini yumdu, ölüm yıldönümünde neler başardıklarına göz atmak sanatseverlerin hoşuna giden bir azimde olduklarının kanıtı olacaktır.

Sanayici büyükbaba David Davies’in kömür madeni, demiryolu ve liman işletmeciliğinden elde ettiği ve kendilerine kalan serveti giyinmek, lüks gemilerle seyahat etmek yerine sanata, sanatçıya ve hamiliğine yatıran Gwendoline ve Margaret Davies kardeşler.

Hiç evlenmediler, asla içki içmediler, katı bir konformist gelenekten gelen bir aile tarafından büyütüldüler. Dedeleri vasiyetiyle torunlardan her birine 500 bin Sterlinlik bir servet kaldı. Aslında onlar önceleri sanattan pek de anlamıyorlardı ama diğer türlü zengin bir yaşam sürmek ve giyinip boy göstermek de onların yaşam tarzına uymadığı için bu serveti kendilerini yetiştirmek için ve toplum faydası için kullanmaya karar verdiler, tutkulu sanat koleksiyoncusu oldular. Önceleri Corot, Millet ve Turner’a ait eserleri satın aldılar ama daha sonra Monet ve Rodin de onların ilgilendiği sanatçılar arasına girdi.

Emine Zeytinli Yazisina-2

Tabi ayrıca Avrupa’ya seyahat gibi bir arzu gibi bir kaygıları da olduğu için çeşitli şehirlerde sanat algıları gelişti, pekişti ve yeni parçalar alma hevesleri kabardı; dededen kalma hatırı sayılır bir servet onlara verilince olanlar oldu.

Avrupa seyahati sonrasında Gregynog Hall denilen yere yerleştiler ve bir de Galler Sanat Merkezi’ni kurdular. Yetmedi bir de Gregynog Müzik Festivali'ni tesis ettiler ki bu festivale Edward Elgar, Gustav Holst ve Vaughan Williams gibi bestekarlar itibar ettiler.

Bir de matbaa var ki kurdukları…nadir güzellikteki, ince el boyaması illüstrasyonlar, mükemmel tipografi ve gravürlerle süslenmiş, tamamı el yapımı ciltleme ile üretilmiş sınırlı sayıda kitaplar piyasaya sürdüler. Bu kitaplar bugün dünyanın dört bir yanındaki koleksiyoncular tarafından büyük saygı görüyor.

Birinci ve İkinci dünya savaşlarında da çalıştılar, yaralı asker baktılar, evlerini açtılar. Hayırseverliklerini zor zamanlarda da gösterdiler.

Göçünce de evlerini, mallarını, matbaalarını, tablolarını kısaca Gregynog’u içindeki her şey ile beraber Galler Üniversitesi’ne bağışladılar. Galler Ulusal Galerisi’ni Renoir’un ‘La Parisienne’ ve Monet’in Rouen Katedrali ve Rodin’in Öpüşmesi ile süslediler. Kısaca onlar sayesinde Galler de diğer komşu ülkeler gibi paha biçilmez, kıymetli ve gözde sanat koleksiyonuna sahip oldu.

Galler'in kızları Gwendoline ve Margaret sayesinde oldu.

Adlarını da Cardiff'teki Ulusal Müze’de Boticelli’den ‘Virgin and Child with a Pomegranate’ ile, Renoir’dan ‘La Parisienne’ ile, Monet’den ‘Rouen Cathedral’ ve Venedik serisi ile, Manet’den ‘The Rabbit’ ile, Rodin'den ‘The Kiss’ ile, van Gogh’dan ‘Rain’’ ile, Millet’ten kış, kırsal yaşam, çiftçi ailesi türü temalar ile yaşıyor. Empresyonizmin Gallerli kadınları, kardeşleri ile; Gwendoline ve Margaret ile…

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti