Biliyorum; CHP’yi eleştiren yazılardan herkese gına geldi. Şahsî görüşüm de farklı değil.
Lakin CHP bu… Kendisini bir şekilde gündem yapıyor. Eleştirel de olsa kendisi hakkında yazmamızı zorluyor.
Malum; CHP’li başkanlar, son 7 yıldır yönettikleri (daha doğrusu idare ettikleri) belediyeleri perişan ettiler.
Çalma, çırpma, baklava kutusu, peştamal, pavyon, VIP minibüs, kadrolu sevgililer gibi mevzuları geçtik.
Bari azıcık belediye hizmeti olsaydı. İzmir’i hiç konuşmaya gerek yok. Orası, ‘nevi şahsına münhasır’ bir şehir… Zaten ahalisi de belediye başkanlarını hizmet etsin diye seçmiyor. Körfezdeki lağım kokusunu bile kanıksamış ‘kitle’, bazı anlayamadığımız gerekçeler ve bir kısım psikolojik dürtülerle, oy tercihini CHP’den yana kullanıyor.
İstanbul’un trafiği, arıtma tesisleri için ‘temel atmama törenlerine’ kurban edilen denizi, çamuru, çukuru, trafik çilesi, yanan İETT otobüsleri… Yani ‘hizmet etmeyen belediyecilik uygulamaları’ faslında, aklınıza gelebilecek her şey var. Ahali de bundan memnun olsa gerek si, Eko-Sistem’i ikinci kez seçti. Hayırlı olsun.
HİZMETSİZ AMA ‘BAŞARINI’ BELEDİYECİLİK
Ankara… Dünyada eşi benzeri olmayan bir siyaset tarzı… Hiç konuşmadan, hiçbir proje sunmadan ve daha beteri, birinci döneminde hiçbir hizmet üretmemişken ikinci kez seçilen bir belediye başkanı…
Eğer CHP içindeki dengeler müsaade ederse; yine hiçbir şey söylemeden ve hiçbir proje sunmadan Cumhurbaşkanı Adayı olmaya hazırlanan bir tuhaf siyasetçi…
7 yıl öncesine kadar trafikte ciddi bir sorunu olmayan Ankara’yı, bugün İstanbul trafiğini aratır bir trafiğe kavuşturmasından dolayı, kendisine teşekkür borçluyuz.
Bu 3 büyük şehir girizgâhından sonra, asıl konuyu Mersin’in CHP’li belediyesine getirmek istiyorum.
Dün, çoğunluk ikametim olan Avanos’tan hareketle, Niğde-Pozantı-Tarsus güzergâhıyla, Mersin kent merkezini aşıp, Erdemli’ye ulaştım.
Hız yapmaksızın, ilaveten yemek ve sair molalarla birlikte ikibuçuk saatlik bir yolculukla Tarsus’a ulaşmışken; oradan Erdemli’ye de yaklaşık olarak aynı sürede ulaşmayı ‘başardım’. Üstelik, 13:30-16:00 saatleri arasıydı. Yani ne mesai başlangıcı, ne de bitimiydi.
BİR DE BİZ MEMNUN OLABİLSEK
Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP’nin ‘nispeten aklı başında’ ileri gelenlerinden sayılır. Ayrıca, yeniden aday olduğu seçimlerde, zorlanmadan seçildi.
Vahap Bey neden ihtiyaç duyuyor, anlamakta güçlük çekiyorum; Mersin’in köyleri de dâhil, bütün mücavir alan sınırları içindeki her yeri, sayılması mümkün olmayacak kadar reklam unsurlarıyla donatmış.
Vahap Başkan, kafasına geçirdiği bir baret, kravatsız gömlek ve sırtında otopark değnekçilerininkini andırır bir yelekle verdiği, gülümseyen profil resmiyle, Mersin’in yüzölçümünün yaklaşık üçte birini kaplıyor.
Bütün belediye otobüsleri, Vahap Başkan’ın o manalı resmi eşliğinde, “Memnuniyetle taşıyoruz…” sloganıyla giydirilmiş.
Şehirdeki tüm açıkhava ilan panoları, aynı resim eşliğinde, “Memnuniyetle çalışıyoruz…” ve dahi “Memnuniyetle mühendis…” gibi sloganlarla kaplanmış.
Tabi, İstanbul trafiğinden daha beter hale gelmiş Mersin trafiğini konuşmaya gerek yok. Vahap Başkan, bilmem kaç senedir yönettiği Mersin’in trafiğini ‘fevkalade akılcı’ bir yöntemle ve ‘memnuniyetle’ çözmüş. Her 200 metrede bir kondurduğu trafik lambaları, hizmet için yeterli sayılmış.
ALGI BELEDİYECİLİĞİ
Fakat küçük bir sorun var: ‘memnuniyetle taşınan’ Mersin ahalisi, yaşanan trafik bunalımından pek de hoşnut görünmüyor. Ki, biz de hoşnut olamadık. Yani bir türlü ‘memnuniyetle’ yol alamadık.
Hal böyle olmasına rağmen, reklam ve propaganda hizmeti pek ziyade. Hoş, başta İstanbul olmak üzere, neredeyse bütün CHP’li belediyelerde durum aynı değil mi? Hizmet yerine reklam belediyeciliği… Olgu yerine algı siyaseti…
Vahap Başkan’ın, Mersin yüzölçümünün üçte birini kaplayan reklam afiş ve panolarını görünce, AK Partili Kayseri/Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayraktar’a haksızlık ettiğimi anladım.
Zira Kocasinan’ın web sitesinde kendisinin reklam amaçlı birkaç resmini görünce atarlanmış ve belediyenin ilgili birimlerini arayarak, başkanın bizzat kendisine iletilmesi talebiyle; “Kocasinan web sitesi, Sayın Başkanın kişisel reklam panosu mudur?” şeklindeki mesajı bırakmıştım.
Evet, Vahap Başkan’ın hizmetsiz reklam afişlerini gören bizim gibiler, şahsî reklamlarını yapan diğer belediye başkanlarını ‘memnuniyetle’ görmezden gelebilir.
Şaka bir yana da, ülke ve millet olarak, bu kadarını hak edecek ne yaptık?
