Netanyahu katilinin sokma aklıyla İran’da maceraya girişen ABD, fena halde patinaj yapıyor.
Başkan Trump, hafta sonuna keskin tehditler savurarak giriyor.
Müzakere başlığı altında dayattığı saçma sapan taleplerin, pazarlıksız kabul edilmesini istiyor.
İran, çok mahir olduğu ‘Acem siyasetini’ ustaca yürütüyor. ABD’yi pek güzel oyalıyor.
Taleplerinin haksızlığını hiç aklına getirmeyen Trump, İran’dan gelen ‘demleyici’ hamleler karşısında küplere binse de, dillendirdiği yakma-yıkma-yok etme hamlelerini hayata geçiremiyor.
Haftanın başına erişince, fillerin tepişmesi yüzünden ezilen çimlerin yüzü suyu hürmetine, yapacağı kıyamet saldırısını ertelediğini söylüyor.
Aslında olan biten şudur:
Vaşington-Tel Aviv hattında pişirilen hesaplar, Hürmüz’e uymadı. Trump ve Netanyahu katili, birkaç günlük ağır saldırılarla, İran’a diz çöktüreceklerini hesaplamıştı.
ACIYI EKMEK EYLEYEN İRAN
Elbette bu yapılan ucuz hesap, Hürmüz Boğazı’nda sulara gömüldü.
Defalarca tekrarlanan ‘haritadan silme’ tehditlerinin bir işe yaramadığı aşikâr.
Yeniden sıcak çatışmaya dönmek mümkün; fakat İran’a yeniden saldırmanın bir sonuç getirmeyeceğini, saldırganlar da anlamış olmalı.
Evet, eşkıyalığa soyunan taraflar, İran’ın altyapısına sert saldırılar yapabilir. Enerji tesislerini, köprüleri, barajları, önemli kamu binalarını, hatta kalabalık sivil hedefleri vurabilir. Ve çok sayıda İranlıyı hayattan koparabilir.
İyi de, karşılarındaki ülke, bombalanmaktan, can kaybından, ekonomik zarar görmekten çekinecek, yılacak bir ülke değil ki…
İran halkı, deyim yerindeyse ‘acıyı ekmek yapmış’ bir toplum. Çok değişik etnik unsurlara rağmen, mesela bir Kerbela Faciası ve Hazreti Peygamber torunlarının katledilmesinin hüznünü, matemini ‘toplumsal çimentoya’ dönüştürmeyi başarmış bir ülkeden söz ediyoruz.
ABD/İsrail saldırganlığı, İran’a ciddi hasarlar verecek saldırılar gerçekleştirebilir. Yakıp yıkabilir.
Peki, sonuç?
UFUKTA ZAFER GÖRÜNMÜYOR
İran’a binlerce bomba atmak, hatta nükleer silah kullanmak, ABD/İsrail saldırganlarına parlak bir zafer kazandırabilir mi?
Netanyahu’nun, ABD’yi tepe tepe kullandığı bu anlamsız savaştan bir zafer beklentisi olduğu söylenemez. İsrail’in hedefi, İran’ı olabildiğince ufalamak…
Trump’ın beklentisi, Amerikan toplumuna ‘parlak zafer’ diye pazarlayabileceği bir başarı öyküsü…
Her iki saldırgan için, ‘Hürmüz pazarında’ umulan bulunamayacak gibi. Aslında Hürmüz’ün pazarı, Pakistan’daki sonuçsuz müzakerelerle bitti. Yani geçti Hürmüz’ün pazarı. Trump/Netanyahu ikilisi bu saatten sonra eşeği nereye sürer, bilemeyiz. Bildiğimiz; İran üzerinden ABD’nin bir zafer öyküsü çıkaramayacağı…
Aynı durum, İsrail için de geçerli. Onca saldırıya, Dinî Lider Ali Hamaney dahil birçok üst düzey devlet görevlisi ve komutanı suikastla katletmelerine rağmen, İran’ı sindiremediler, rejimi çökertemediler.
İsrail’in umduğu ‘ufalama’ da pek gerçekleşebileceğe benzemiyor.
Sonuçta İran, en azından Körfez ülkelerine dönük ‘muhtemel’ tehdidini, ‘fiiliyata’ geçirmiş oldu.
KARİZMA ÇİZİLDİ
Bu saatten sonra İran’ın Körfez ülkeleri üzerindeki ağırlığının azalacağını iddia etmek, çok da gerçekçi olmayacak.
‘İbrahim Anlaşmaları’ tezgâhıyla bölgedeki Arap ülkeleriyle ‘normalleşmeyi’ hedefleyen İsrail ve ABD, bunca yaşananlardan sonra bu anlaşmaları hayata geçirebilecek mi? Buna ‘evet’ demek mümkün değil.
Diğer taraftan İran, 28 Şubat öncesinde bedava geçiş yapılan Hürmüz’den haraç kesmeyi kafaya koymuş bulunuyor.
Elbette Hürmüz’ü haraca bağlamak, kısa vadede İran’a para kazandırsa da uzun vadede Hürmüz’den sevk edilen petrol ve sair ürünlerin başka rotalara kayma riski hayli yüksek.
Bu noktada, Türkiye’nin ortaya koyduğu Refah Yolu Projesi’ni hatırlamakta yarar var.
Başta Suudi Arabistan olmak üzere, bölge ülkeleri, taşımacılık için Kızıldeniz de dâhil, başka seçeneklere yönelecek gibi görünüyor.
Dolayısıyla İran’ın, Hürmüz’ü çok fazla zorlamaması, akla daha yatkın.
Uzun lafın kısası, her ne kadar ‘asarım-keserim’ naraları atsalar da, ABD/İsrail saldırganlarının İran’a diz çöktürmeleri mümkün gibi görünmüyor.
Galiba yaktıkları, yıktıkları ve öldürdükleriyle yetinecekler. Savaşın kendilerine maliyetiyse cabası.
Ha, ABD’nin karizmasının çizilmiş olması, İran macerasının en ağır kaybı olacak.
