Sözcü TV’deki çarmıha germe girişimini görmeyen kalmamıştır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yu parçalamak üzere karşısına geçmiş partili 3 ‘gazeteci’, hadsizliğin dibini bulmuş.

Gazeteci sıfatını, bilerek tırnak içinde yazdım. Bu fondaş elemanlar için ‘tetikçi’ sıfatı daha münasip düşer.

Köşe yazdığım 10 seneyi aşkın süre içinde, Kemal Kılıçdaroğlu’yu eleştiren çok yazı yazdım. Kendisiyle SSK Genel Müdürlüğü döneminden beri ‘mesafeli bir hukukumuz’ oldu. SSK Genel Müdürlüğü sırasında da hem kendisini eleştirdiğim haberler yazdım, hem de kendisiyle defalarca söyleşi yapıp, o dönemde çalıştığım Türkiye Gazetesi’nde yayınladım.

Fakat bugüne kadar kendisine hitaben, soru sormak kabilinden de olsa; “Hain, işbirlikçi, darbeci, Sarayın kayyımı, proje. Sizin için kullanılan bu ifadeleri duyduğunuzda, bir an için kendinizi sorguladınız mı? İçiniz rahat mı?” benzeri hadsiz bir cümle kurmadım.

Tamam, kabul… Kılıçdaroğlu’yu çarmıha germek isteyen partili gazeteciler, İmamoğlu-Özel ikilisinin yörüngesinde yüzüyor olabilir.

Ki, CHP içindeki hizipler arasında keskin tarafgirleşmiş partili gazetecileri ilk defa görmüyoruz. Onlarla, daha stajyer muhabirlik dönemimde tanıştım.

Fakat mevzunun kafasının gözünün yarıldığına şimdilerde tanık oluyoruz.

KİN VE NEFRETLE BOĞULANLAR

İşin daha kötüsü, Sözcü TV, Halk TV, Tele1 gibi candaş-fondaş mecralarda tetikçilik yapanlar, CHP sokağında gündemi ve parti siyasetini belirler hale geldi.

Yalnız değiller. Sosyal medyadaki çok takipçili yoldaşları ve parti kasasından beslenmiş binlerce trol de onlara eşlik ediyor.

Düne kadar iktidara ve bilhassa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mütemadiyen kin kusan ve CHP tabanını zıvanadan çıkaran bu güruh, şimdi de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ya kin kusuyor.

Hazindir ki, CHP’nin siyasî çizgisini o azgın azınlık belirliyor. Partinin Genel Başkanı canlı yayında linç ediliyorsa, geri kalan yöneticiler, milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe yöneticileri nasıl bir muamele görür?

Öylesine azgın ve cazgır bir kitle oluşturuldu ki, kendilerinden olmayan partileri ve seçmenleri; bidon kafalı, makarnacı, göbeğini kaşıyan, kıllı, koyun sürüsü, biat topluluğu gibi sıfatlarla aşağılamaktan çekinmiyor.

Oysa; CHP tuvalet terliğini aday gösterse bile, tereddüt etmeden oy vereceğini beyan eden kendileri…

TIPIŞ TIPIŞ OY VERENLER VE KULAK ÇEKENLER

Bizzat Kılıçdaroğlu’nun, “Tıpış tıpış gelip CHP’ye oy vereceksiniz…” sözleri karşısında en küçük bir tepki vermeyen de onlar.

CHP’nin nispeten makul ve vicdan sahibi gazetecilerinden olan Barış Yarkadaş bile, ağır ithamlarda bulunduğu Ekrem İmamoğlu’nun CHP tarafından aday yapılması halinde, gidip ona oy vereceğini beyan etti.

Halbuki, CHP’li gazeteciler ile trollerin ‘koyun sürüsü’ diye itham ettiği makul ve sağduyulu kitle, oy verip seçtiği siyasetçileri, yeri geldiğinde cezalandırmasını da biliyor. Buna delil isteyen, 2024 Yerel Seçimlerine baksın.

Milliyetçi-muhafazakâr seçmen, oy tercihlerinde makul ve mantıklı davranıyor. Kin ve garezle veya parti taassubuyla hareket etmiyor. Gerektiğinde oy tercihini farklı partilerden yana kullanabiliyor.

Buna karşılık, kemikleşmiş bir CHP kitlesi var ki; dehşetengiz yolsuzluk ve taciz iddiaları dahi onların siyasî tercihini etkilemiyor.

Bu kitlenin ve onlara rota çizen partili gazeteciler ile trol ordusunun oluşumunda, elbette Kemal Kılıçdaroğlu’nun da büyük sorumluluğu oldu.

RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇİYOR

Kemal Bey, ülke sorunlarının çözümü için siyaset üretmek yerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisine yönelik kin ve nefret söylemlerini ön plana çıkardı. Onun hedef göstermesiyle dün Erdoğan ve iktidarına fütursuzca, insafsızca saldıran gözü dönmüş kitle, şimdi bizzat Kılıçdaroğlu’yu parçalamak için saldırıyor.

Kılıçdaroğlu, partisini arındırırken, yalnızca yolsuzluk ve taciz mevzularıyla sınırlı kalmamalıdır. Partili gazetecilik ve troller olgusuna da bir neşter vurmalıdır.

Siyasetin yükünü taşımayan, riskine katlanmayan, eleştirilerine maruz kalmayan konforlu ekabirlerin, CHP siyasetine yön ve yol çizmesine fırsat vermemelidir. Arınmanın bu ayağı gözardı edilmemelidir.

Yeri gelmişken, partili gazetecilik mevzusuna da değinmek lazım.

Gazeteci, tüm vatandaşlar gibi siyasî görüş sahibi olabilir. Oy verdiği, politikalarını doğru bulduğu ve desteklediği partiler olabilir.

Nitekim bizler de dünya görüşümüze yakın bulduğumuz siyasî partilere olan ilgi ve desteğimizi yeri geldikçe ifade ediyoruz. Elbette eleştirilerimizi ve yanlış bulduklarımızı söylemekten de çekinmiyoruz. Bu sütunun okuyucuları, buna tanıktır.

Fakat… Gazeteci, bir parti yöneticisi veya parti içinde herhangi bir hizbin elemanı gibi gazetecilik yapamaz. Ki, bunun adı gazetecilik değil tetikçiliktir.

Tetikçiden gazeteci olmaz.

CHP, içinde bulunduğu kaostan bir şekilde kurtulup, durulacaktır.

Asıl sorun, CHP’nin ‘sahibi’ gibi davranan gazeteci, sendikacı, meslek odası yöneticisi, akademisyen ve sair tayfa başta olmak üzere, geride kalan uzun yıllar boyunca kin ve nefretle zehirlenmiş, enfekte edilmiş ‘kitlesi’ ne olacak? Kemal Kılıçdaroğlu, siyasetteki en zorlu sınavını galiba bu ‘kitle’ mevzusunda verecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti