ABD Başkanı Donald Trump yeni bir şey yapmıyor. Var olan Batılı eşkıyalığın üzerindeki şalı kaldırdı, hepsi bu.
Kafamızı çevirip, biraz geçmişe bakalım:
Makedonyalı Büyük İskender, Hindukuş Dağları’nda öldüğünde, dünyanın ‘Doğu’suna medeniyet götürmek için mi yola çıkmıştı?
Makedonya Krallığı, Anadolu ve İran coğrafyasına refah sağlamak için mi savaşmıştı?
Roma İmparatorları, Şam ve Mısır’da hak-hukuk peşinde mi koşuyordu?
Biraz daha yakın zamana gelirsek, Katolik Kilisesi’nin gazıyla Asya’ya hücum eden Haçlı sürüleri, ‘İsa Mesih’in rızasını kazanmak’ için mi, yoksa Doğu’nun zenginliklerini yağmalamak için mi yollara düşmüştü?
Hatırlayın… Haçlı Seferleri sadece Türk ve Müslüman dünyaya saldırmakla kalmadı; Dördüncü Haçlı Seferi’nde, Ortodoks İstanbul yağmalanıp, binlerce insan katledildi. İstanbul, 1202-1261 arasında Katolik-Latin işgalini yaşadı.
İNSANLAR BİLE ÇALINDI
Peki, Afrika’nın sadece doğal kaynaklarını değil, insan unsurunu da yağmalayarak köle yapan sömürgen-kemirgen Avrupalıların tek derdi, Afrika insanlarını Hıristiyanlaştırmak mıydı?
İngiltere; Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya ne için gitmişti?
Ya ‘Amerika’nın keşfi’ masalına ne dersiniz? Yahu, İspanyol ve İngiliz korsanlığı Amerika kıtasına ulaşmazdan önce, orada insanlar yaşamıyor muydu? Bir şeyin varlığından yeni haberdar olmak, orasını ‘keşfetmek’ anlamına mı geliyor?
‘Keşfedilen’ Amerika kıtasında katledilen milyonlarca Kızılderili, Maya ve İnka insanları, sahip oldukları kültür ve medeniyeti, kendilerine göre ‘Doğu’dan gelen bu Batılı eşkıyalardan mı öğrendi?
Batılı emperyalistlerin günah galerisini sergilemeye kalksak, yazımıza sığmaz.
Yani bu çakallar, aslında her zaman böyleydi. Tarihin hiçbir döneminde hak ve hukuka saygı göstermediler. Sadece çalıp çırpmayı, öldürmeyi, malına çökmeyi, köle edip sırtından zenginleşmeyi bildiler.
İŞGAL, FETİH DEĞİLDİR
Bizim medeniyetimiz, fethettiği her toprağa nizam, intizam, huzur ve güvenlik getirirken; Batının arsız saldırganlığı, işgal ettiği yurtlarda huzur, bereket, hak ve hukuk bırakmadı. Onların bastığı yerde, asırlardır ot bitmiyor.
Hasılı kelam, ABD Başkanı Donald Trump, egemen ve bağımsız bir devlet olan Venezuela’nın seçilmiş ve meşru Cumhurbaşkanı Maduro’yu korsanca kaçırıp, ülkenin petrol ve sair kaynaklarına çökerken, eşkıyalığın ilk örneğini vermiyor.
Meksika, Panama, Columbia, Kanada, Greenland ve İran’a yöneltilen ‘aynı muamele’ tehdidi, tarihte ilk kez yaşanmıyor.
Trump, sadece, atalarının ve soydaşlarının binlerce yıldır yürüttüğü yağmacılığın üzerini örten; demokrasi, fikir ve din özgürlüğü, insan hakları, refah toplumu, falan filan cicili ambalajları kaldırdı.
Aslında Batı’nın ahlâksız sömürü düzenini alenileştirdiği için belki Trump’a teşekkür borcumuz bile var.
Adını doğru koyalım; Taş Devri, Tunç Çağı, Ortaçağ, Yakınçağ, Bilgi Çağı derken, artık ‘Kamuflajsız eşkıyalık çağını’ yaşıyoruz.
Umulur ki, ABD’nin alenî korsanlığı; her türlü iyilik ve güzelliği Batı menşeli zanneden ve oralardan bekleyen, hatta emperyalist yamyamların kendi ülkesine müdahale etmesini isteyen içimizdeki devşirilmişlerin uyanışına verile olur.
