Açıkçası üçüncülük maçına heyecanlanmak her zaman kolay olmuyor. Kimin umurunda? düşüncesi ağır basıyordu... Her iki takım da yarı finalde aldığı ağır yenilgilerin ardından sahaya çıkacaklardı. Yaz aylarında oynanan bir dostluk maçı veya yardım maçı havası vardı.
* * *
Görünüşe göre, maçta yer alan oyuncular bile istemiyordu. İngiltere Teknik Direktörü Thomas Tuchel, Çarşamba günü, "Ne bizim oyuncularımız ne de Fransız oyuncular bu maçı oynamak istemiyor" diyerek durumu açıkça dile getirmişti...
* * *
İngiltere ve Fransa uzun bir rekabete sahip, gururlu iki futbol ülkesi... Üçüncülük maçına çıkacak her iki takım da finalin zaferine bir adım kala elenerek büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı... Herkes bir maç daha oynamak isterler mi? diye düşünüyorlardı...
* * *
Miami'deki Hard Rock Stadyumu’nda 64478 bin seyircinin izlediği üçüncülük maçı sonunda harika bir filmin alternatif sonu gibi çılgın bir 6-4'lük gerilim maçı oldu. FIFA'nın artık üçüncülük maçı için kullandığı "Bronz Final", sonuçta buna değdi.
* * *
İngiltere, gerçekten muhteşem bir hücum performansı sergileyerek, biraz da şansla, 60 yıl önce şampiyonluğu kazandığından beri en iyi Dünya Kupası sonucunu elde etti. Maçın büyük bölümünde üstünlük sağladı ancak dört gollük bir avantajı neredeyse kaybetti.
* * *
Sonunda, İngiltere, son dakikalarda yaşanan heyecan dolu mücadelenin ardından 6-4 galibiyeti elde etti. İlk yarıyı 4-0 geride kapatan Fransa inanılmaz bir geri dönüş yaptı. İstenmeyen maç şimdiye kadar en unutulmaz Dünya Kupası maçlarından birine dönüştü.
* * *
Peki bu nasıl oldu? İlk yarı bitmeden önce, maç bir fiyaskoya dönüşme riski taşıyordu... Fransa'nın savunması neredeyse ihmalkarlığa varan bir seviyedeydi. İlk yarıda Fransız oyuncular sahada neredeyse ilgisiz bir şekilde, ağır ağır hareket ediyor gibiydiler.
* * *
Halbuki Fransa, İspanya ile karşılaşana kadar bu Dünya Kupası'nın en iyi takımı gibi görünüyordu. Ya da en azından izlemesi en keyifli takımlardan biriydi; Rice (3'), Konsa (18') ve Bukayo Saka (37', 45'+1) İngiltere’yi 4-0 öne geçirdi.
* * *
Maça Mbappé ve Olise ile başlayan Fransızlar tamamen çaresiz görünüyordu. Mbappé bazı tehlikeler yarattı, ancak her zamanki gibi savunmaya katkıda bulunmayı reddediyordu. Fransa daha önce hiçbir Dünya Kupası maçının tek bir yarısında dört gol yememişti.
* * *
Fransa Teknik Direktörü "Devre arasında gerçekten sinirlendim. Onlara gurur ve kişilik hakkında konuşma yaptım‘ dedi basın toplantısında... Devre arasından sonra oyun değişti: Kötü performansa dört oyuncu değişikliğiyle tepki vererek takımını uyandırdı.
* * *
Özellikle Upamecano geldi ve onunla birlikte takıma yeni bir enerji yayıldı. Takım arkadaşlarını da uyandırdı. Takımda bir sarsıntı oldu, birdenbire mücadele etmeye başladılar ve topu kazandıktan sonra hızlı, direkt futbol oynadılar.
* * *
Mbappé (48', 66') ve Barcola (54') üç gol kaydettiler. Saka, maçtaki üçüncü golünü penaltıdan atarak farkı artırdı (87. dakika), Dembélé farkı bire indirdi (90+6), ardından oyuna sonradan giren Jude Bellingham galibiyeti perçinledi (90+8).
* * *
Sonuç, FIFA'nın 1992'de dünya sıralamasının egale edilmesind
* * *
Fransa’ya karşı dokuz maçta ise İngiltere bir beraberlik ve sekiz mağlubiyet elde etti. İngiliz futbol eleştirmenleri "Şimdi futbol eve dönüyor" denmiyor olabilir, ama en azından "Bronz madalya eve dönüyor " diye yazıyorlar...
* * *
Bence her iki takım da artık oldukça iyi bir duyguyla ülkelerine dönebilirler. İngiltere 4-0'lık üstünlüğünü heba etmedi ve Fransa da aşağılanamayacağını gösterdi. Zaman zaman bir yıldızlar karması maçı gibiydi. En iyilerden iki takımın oynamasını izlemek zevkliydi...
