Geçen hafta Çarşamba günü (18 Mart 2026) Hollanda’da yapılan belediye seçimlerinin kazananı hiç şüphesiz yerel partiler oldu. Yerel partiler arasında ise aşırı sağ ve ırkçı söylemlere sahip olanların ağırlıkta olması dikkat çekicidir.

İdeolojik ırkçı söylemleri açıkça savunan Demokrasi Forumu (FvD) Partisi, belediyelerdeki sandalye sayısını 55’ten 299’a yükseltti. Böylece bu parti, yerel ağlara sahip ilk aşırı sağ parti haline geldi. 2016’da kurulan FvD, ilk başarısını 2019 seçimlerinde elde etmişti. Ancak 2019–2022 yılları arasında yaşanan parti içi bölünmeler bu yükselişi durdurmuştu. Buna rağmen FvD, geçen yıl kasım ayında yapılan Temsilciler Meclisi seçimlerinde üç sandalyeden yedi sandalyeye çıkarak yeniden dikkatleri üzerine çekmişti.

FvD’nin yerel seçimlerdeki büyümesi ayrıca dikkat çekicidir. Zira uzun bir süre boyunca bu parti, birçok kişi ve kimi uzmanlar tarafından marjinal bir oluşum olarak görülmüş ve yeterince ciddiye alınmamıştı. Ancak FvD, derinden yürüttüğü çalışmalarla özellikle genç kitleler üzerinde etkili olmayı başardı. FvD, konut kooperatifi, gıda paketleri ve kripto para gibi girişimlerle geniş kitlelere ulaşmayı hedeflerken, ideolojik söylemleriyle Hollanda’da yeni bir siyasi hat inşa etmeye çalışmaktadır.

Veyis Gungor Hollanda Yerel Secimleri 2

Seçim sonuçlarına genel olarak bakıldığında, “günah keçisi” siyaseti, bir kez daha birçok belediyede karşılık buldu. Öyle ki, bazı adaylar açıkça şiddeti öven ve ırkçı ifadeler kullanmaktan çekinmediler, hatta Nazi ve faşist fikirleri dillendirebildiler.

Seçim sonuçları, ayrımcı siyaset, aşırı sağ ve ırkçı söylemlerin, Hollanda siyasetinde bir kez daha normalleştiğini göstermektedir.

Diğer taraftan, sonuçlar yalnızca aşırı sağ ve ırkçı meclis üyelerinin sayısındaki artışla sınırlı değildir. Aynı zamanda Hollanda demokrasisi açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır. Mülteci karşıtı söylemler geliştiren partiler oylarını artırırken, ana akım partilerin oy kaybetmesi dikkat çekmektedir.

Bununla birlikte, özellikle büyük şehirlerde bazı olumlu gelişmeler de yaşandı. Nijmegen, Rotterdam ve Den Haag’da birçok siyasi parti, FvD listelerinde aşırı sağcı isimlerin bulunması nedeniyle bu partiyle iş birliği yapmayacaklarını açıkladı.

Belediyelerde aşırı sağ partilerle iş birliğini reddeden siyasi tutum giderek yaygınlaşırken, seçim sonuçları bazı sivil girişimleri de harekete geçirdi.

Bu girişimlerden biri olan “DeGoedeZaak”, 200 binden fazla üyesiyle, aşırı sağın toplumu bölme ve kutuplaştırma çabalarına dikkat çekmektedir. Buna karşılık, toplumda birlik duygusunu güçlendirmek, herkesin değer gördüğü ve kimsenin dışlanmadığı bir toplumsal yapı inşa etmek amacıyla kampanyalar yürütmektedir.

Öte yandan, Hollanda’da umut veren gelişmelerin de olduğu görülmektedir. Rotterdam’da, 2002 yılında Fortuyn’un yükselişinden bu yana, şehrin siyasetine yön veren Leefbaar Rotterdam partisinin, ilk kez ciddi bir gerileme yaşaması dikkat çekicidir. Seçmenlerin, yaşam koşullarını iyileştirmeye ve hayat pahalılığıyla mücadeleye odaklanan partilere yönelmesi, yeni bir yönetim anlayışının kapısını aralamaktadır.

Diğer taraftan Türkler tarafından kurulan DENK Partisi de seçimlerde kazananlar arasında görülüyor. Yükseliş Rotterdam, Schiedam, Den Haag, Amsterdam, Utrecht, Zaanstad ve Arnhem şehirlerde görüldü. DENK belediyelerde 32 sandalye çıkarttı.

Evet değerli okurlarım, tüm bu gelişmelerin özeti şudur: Hollanda’da siyaset iki farklı istikamet arasında şekillenmektedir. Bir tarafta korku, ayrışma ve ötekileştirme üzerinden güç kazanmaya çalışanlar; diğer tarafta ise birlikte yaşamı, adaleti ve toplumsal dayanışmayı savunanlar.

O halde bu süreçte belirleyici olan yalnızca siyasi partiler değil, aynı zamanda sivil girişimler ve toplumun kendisidir. Daha adil, kapsayıcı ve ortak bir gelecek için sorumluluk almak, sessiz kalmamak ve demokratik değerlere sahip çıkmak her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.

Veyis Güngör

22 Mart 2026