Küresel sıcaklıkların yükselmesi, yalnızca aşırı hava olaylarını ve kuraklığı artırmakla kalmıyor; milyonlarca insanın günlük yaşamını etkileyen mevsimsel alerjilerin süresini ve şiddetini de değiştirebiliyor.
Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülen polen alerjileri, sıcaklık artışları, bitkilerin büyüme dönemlerindeki değişimler ve atmosferdeki karbondioksit seviyelerinin yükselmesi nedeniyle daha uzun süre etkili olabiliyor.
ABD'de yaklaşık 80 milyon kişinin mevsimsel alerjilerden etkilendiği belirtilirken, hapşırma, burun akıntısı, gözlerde sulanma, kaşıntı ve solunum güçlüğü gibi şikâyetler önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin bazı bitkilerin daha erken çiçek açmasına, daha fazla polen üretmesine ve polen sezonunun sonbaharın ilerleyen dönemlerine kadar devam etmesine yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Bilim insanları alerjinin hafızasını araştırdı
ABD'deki Mass General Brigham sağlık sisteminden araştırmacılar, alerjik reaksiyonların neden bazı kişilerde tekrarlayan maruziyetlerle daha şiddetli hale geldiğini anlamak amacıyla duyusal sinir hücrelerinin rolünü inceledi.
Araştırma, ağrı, kaşıntı ve tahriş gibi duyuları algılayan sinir hücrelerinin, daha önce karşılaştıkları alerjenlere ilişkin kalıcı değişiklikler geliştirebildiğini ortaya koydu.
Bu bulgulara göre sinir hücreleri, bir alerjenle ilk karşılaşmanın ardından daha duyarlı hale gelebiliyor. Aynı alerjenle yeniden karşılaşıldığında ise başlangıçtakinden daha güçlü bir tepki oluşabiliyor.
Araştırmacılar, bu durumu sinir hücrelerinin geliştirdiği bir tür biyolojik hafıza olarak değerlendiriyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı, Mass General Brigham bünyesinde görev yapan hekim ve bilim insanı Dr. Caroline Sokol, bulguların alerjik duyarlılığın gelişimini önlemeye yönelik yeni araştırmaların önünü açabileceğini belirtti.
Sokol, insanların neden alerjik hale geldiğinin ve alerjenlere karşı neden giderek daha duyarlı olabildiğinin anlaşılmasının, bu süreci önleyebilecek tedavilerin tasarlanmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.
Alerjen ortadan kalksa bile etkisi devam edebiliyor
Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, alerjenle temas sona erdikten sonra bile sinir hücrelerindeki artmış duyarlılığın devam edebilmesi.
Normal koşullarda bağışıklık sistemi, polen, küf sporları veya ev tozu akarları gibi çevresel maddeleri zararsız kabul edebilir. Ancak alerjik kişilerde bu maddelere karşı aşırı bağışıklık tepkisi gelişir.
Yeni araştırma, bu süreçte yalnızca bağışıklık hücrelerinin değil, sinir sisteminin de önemli rol oynayabileceğine işaret ediyor.
Bilim insanlarına göre sinir hücrelerinde oluşan kalıcı değişiklikler, alerjik kaşıntı ve tahriş gibi belirtilerin sonraki karşılaşmalarda daha kolay tetiklenmesini açıklamaya yardımcı olabilir.
Bununla birlikte, sinir hücrelerinin geliştirdiği bu hafızanın bütün alerji türlerinde aynı mekanizmayla işlediği henüz gösterilmiş değil.
Araştırma fareler üzerinde gerçekleştirildi
22 Eylül 2026'da bilimsel Immunity dergisinde yayımlanan araştırmanın ilk yazarı Dr. Xueping Zhu, kıdemli yazarı ise Dr. Caroline Sokol oldu.
Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, ev tozu akarları ve belirli proteinleri parçalayan enzimler içeren alerjenlere maruz kalan duyusal sinir hücrelerinin metabolik yapısında değişiklikler meydana geldiği belirlendi.
Araştırmacılar, özellikle hücrelerin enerji üretiminde görev alan mitokondrilerin yeniden düzenlendiğini ve mTORC1 adı verilen hücresel sinyal mekanizmasının bu süreçte etkili olduğunu tespit etti.
Bu değişiklikler, sinir hücrelerini sonraki alerjen temaslarına karşı daha yüksek bir duyarlılık durumuna taşıdı.
Üstelik deneylerde, daha önce bir alerjene maruz kalan hücrelerin benzer biyolojik özellikler taşıyan farklı alerjenlere de daha güçlü tepki verebildiği görüldü.
Bu sonuç, bazı kişilerde bir alerjinin ardından başka alerjik duyarlılıkların gelişmesinin nedenlerini anlamak açısından önem taşıyor.
Araştırma henüz klinik düzeyde insanlarda doğrulanmadığı için bulguların doğrudan bütün mevsimsel alerjilere uygulanması mümkün değil.

Alerjilerin önlenmesinde yeni tedavi umudu
Araştırmacıların üzerinde durduğu önemli konulardan biri, sinir hücrelerinde oluşan bu biyolojik hafızanın zaman içerisinde zayıflayabilmesi.
Deneylerde, alerjenlere karşı gelişen artmış duyarlılığın kalıcı olmak zorunda olmadığına ilişkin bulgular elde edildi.
Ayrıca sinir hücrelerindeki mTORC1 sinyal mekanizmasına veya mitokondri yapısına müdahale edilmesinin, tekrarlayan alerjen maruziyetinin oluşturduğu aşırı tepkiyi azaltabildiği görüldü.
Bu durum, gelecekte yalnızca alerji belirtilerini hafifletmek yerine, alerjik duyarlılığın gelişmesini önlemeyi amaçlayan tedavilerin araştırılabileceğini gösteriyor.
Ancak bilim insanları, bu yaklaşımın insanlar için güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşebilmesi amacıyla daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.
İklim değişikliği polen mevsimini nasıl etkiliyor?
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), Ağustos 2026'da güncellediği değerlendirmesinde, iklim değişikliğinin polen yoğunluğunu artırabileceğini ve polen mevsimlerini uzatabileceğini bildirdi.
CDC'ye göre sıcaklıkların yükselmesi, don olaylarının azalması ve atmosferdeki karbondioksit miktarının artması, bitkilerin polen üretimini ve polenlerin havada bulunduğu süreyi etkiliyor.
Aşırı yağışlar ve yüksek sıcaklıklar ise bazı ortamlarda küf oluşumunu artırarak solunum yolu alerjilerini ağırlaştırabiliyor.
Kurum, polen kaynaklı sağlık sorunlarının ABD'de yıllık 3 milyar doların üzerinde sağlık harcamasına neden olduğunu belirtiyor.
Özellikle astım hastaları için uzun süren polen mevsimleri, daha sık solunum sıkıntısı ve hastane başvurusu anlamına gelebiliyor.
İngiltere ve Avrupa'da da alerji riski değişiyor
İklim değişikliğinin polen mevsimleri üzerindeki etkisi yalnızca ABD ile sınırlı değil.
Avrupa'da da sıcaklık artışları, bitkilerin çiçeklenme takvimlerini ve polenlerin atmosferde bulunma dönemlerini değiştirebiliyor.
Özellikle huş ağacı, çimen ve yabani ot polenlerine duyarlı kişiler, bulundukları bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak daha uzun veya daha yoğun alerjen maruziyeti yaşayabiliyor.
Londra gibi büyük kentlerde hava kirliliği de solunum yollarındaki tahrişi artırarak alerjik hastaların şikâyetlerini ağırlaştırabilen ek bir etken oluşturuyor.
Ancak uzmanlar, bütün polen türlerinin ve bütün bölgelerin iklim değişikliğinden aynı ölçüde etkilenmediğini belirtiyor. Polen mevsiminin başlangıcı ve şiddeti, yerel hava koşullarına ve bitki örtüsüne göre değişiyor.
Uzmanlardan alerji hastalarına öneriler
CDC, mevsimsel alerjilerden etkilenen kişilerin günlük polen tahminlerini takip etmelerini ve polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde açık havada geçirdikleri süreyi azaltmalarını öneriyor.
Dışarıdan eve döndükten sonra duş almak, kıyafet değiştirmek ve polenlerin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri kapalı tutmak da maruziyeti azaltabilecek önlemler arasında bulunuyor.
Doktor tarafından önerilen alerji ilaçlarının düzenli kullanılması ve uzun süre devam eden şikâyetlerde uzman değerlendirmesi yapılması önem taşıyor.
Bilim dünyasında yeni bir araştırma alanı
Mass General Brigham ekibinin bulguları, alerjilerin yalnızca bağışıklık sisteminin aşırı tepkisiyle açıklanamayabileceğini, sinir sistemi ile bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimin de hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını gösteriyor.
Araştırma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin alerjenlere maruz kalma süresini artırdığı bir dönemde, tekrarlayan maruziyetlerin vücutta nasıl biyolojik izler bırakabileceğinin anlaşılmasına katkı sağlıyor.
Bilim insanlarının bundan sonraki hedefi, sinir hücrelerinde oluşan bu hafızanın insanlarda da benzer biçimde işleyip işlemediğini belirlemek ve alerjik duyarlılığı başlamadan önleyebilecek yeni tedavi seçeneklerini araştırmak.
Bilimsel kaynak: Immunity, 22 Eylül 2026, “Sensory neuronal mTORC1 kinase signaling establishes neuroimmune memory that initiates allergic immunity.” Araştırmanın tamamı.







