Libya’nın doğusundaki Bingazi kentinde toplanan Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı oy birliğiyle onayladı.
Libya Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Blihak tarafından duyurulan karara göre, parlamentoda yalnızca deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşma kabul edilmekle kalmadı, Türkiye ile ilişkileri olumsuz etkileyen iki eski karar da yürürlükten kaldırıldı.
Bunlardan ilki, Türkiye ile Libya arasında imzalanan iki mutabakat muhtırasının onaylanmasını reddeden 2020 tarihli 1 sayılı karar, ikincisi ise Ankara ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören aynı yılın 6 sayılı kararıydı.
Bu gelişme, Libya’nın doğusundaki siyasi kurumların Türkiye’ye yönelik tutumunda önemli bir değişikliğe işaret ediyor.
Ankara: Kararı memnuniyetle karşılıyoruz
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 20 Ekim 2026 tarihli ve 202 sayılı yazılı açıklamasında, Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Bakanlık, 2019 yılından bu yana yürürlükte bulunan mutabakatın iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini vurguladı.
Açıklamada, anlaşmanın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde hazırlandığı belirtilerek Türkiye ile Libya arasındaki iş birliğinin daha da derinleşmesine katkı sağladığı ifade edildi.
Ankara ayrıca Akdeniz havzasında güven, istikrar ve barışın sağlanması amacıyla bütün ortaklarla birlikte çalışmaya devam edeceği mesajını verdi.
Trablus yönetimi de karardan memnun
Libya’nın uluslararası alanda tanınan Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti de Temsilciler Meclisinin kararına destek verdi.
Libya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, kararın iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi bakımından olumlu bir gelişme olduğunu açıkladı.
Trablus yönetimi, 2020 yılında alınan ret ve ilişkileri kesme kararlarının kaldırılmasının, Türkiye ile Libya arasında siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını belirtti.
Böylece Libya’daki farklı siyasi merkezlerin, geçmişte ciddi görüş ayrılıklarına yol açan Türkiye ile deniz yetki alanları anlaşması konusunda ortak bir tutum benimsemesi dikkat çekti.

Yunanistan’dan sert tepki: Anlaşmayı tanımıyoruz
Libya Parlamentosunun kararına en güçlü itiraz Yunanistan’dan geldi.
Atina yönetimi, Türkiye ile Libya arasındaki 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakatının uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu yönündeki görüşünü yineledi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, iki ülkenin karşılıklı veya bitişik kıyılara sahip olmadığı iddiasını öne sürerek anlaşmanın hukuki geçerliliğini kabul etmediğini açıkladı.
Yunanistan, söz konusu mutabakatın bölgedeki diğer ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Atina ayrıca konuyu uluslararası ortaklarıyla görüşeceğini ve kendi haklarını korumak için gerekli adımları atacağını bildirdi.
Türkiye ise Yunanistan’ın bu değerlendirmelerini kabul etmiyor ve deniz yetki alanlarının hakkaniyet temelinde belirlenmesi gerektiğini savunuyor.
Anlaşmanın hukuki statüsü ve adaların deniz yetki alanlarına etkisi, taraflar arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlığın temelini oluşturuyor.
2019 anlaşması neden bu kadar önemli?
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da imzalanan mutabakat, Doğu Akdeniz’de iki ülkenin kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını amaçlıyor.
Anlaşma, 8 Aralık 2019 tarihinde yürürlüğe girdi ve Birleşmiş Milletler Antlaşmalar Koleksiyonu'na 56119 kayıt numarasıyla kaydedildi.
Ancak BM nezdinde kayıt altına alınması, anlaşmada belirlenen sınırların Birleşmiş Milletler tarafından hukuken onaylandığı anlamına gelmiyor.
Türkiye anlaşmanın kıyıdaş ülkelerin haklarını hakkaniyet temelinde koruduğunu savunurken, Yunanistan ve Avrupa Birliği, özellikle Girit ve diğer Yunan adalarının deniz yetki alanlarının dikkate alınmadığı görüşünde.
Libya Parlamentosunun son onayı, anlaşmanın Libya iç siyasetindeki kabulü bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Doğu Akdeniz’de enerji rekabeti yeniden gündemde
Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı, yalnızca deniz sınırlarının belirlenmesiyle sınırlı değil. Anlaşma, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri, enerji nakil hatları ve deniz altı altyapı projeleri bakımından da stratejik önem taşıyor.
Bölgedeki anlaşmazlıkların güncel örneklerinden biri, Avrupa Birliği tarafından desteklenen Great Sea Interconnector projesi.
Yunanistan ile Kıbrıs arasında deniz altından elektrik bağlantısı kurulmasını amaçlayan ve ileride İsrail’e uzanması planlanan yaklaşık 1,9 milyar avroluk proje, deniz yetki alanları üzerindeki anlaşmazlıklardan etkileniyor.
15 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan Reuters haberine göre, projeye ilişkin deniz tabanı araştırmalarının yeniden başlatılması için girişimde bulunuldu. Türkiye, araştırma yapılması planlanan bazı alanların Libya ile imzalanan mutabakat kapsamına girdiğini savunurken Yunanistan bu iddiayı reddediyor.
Libya Parlamentosunun son kararı, bu tür enerji ve altyapı projelerine ilişkin diplomatik tartışmaların daha da önem kazanmasına yol açabilir.
Türkiye'nin Libya'nın doğusuyla ilişkilerinde yeni sayfa
Kararın bir başka önemli boyutu, Libya’nın doğusundaki siyasi yönetim ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yaşanan değişim.
2019 yılında Türkiye, Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yakın siyasi ve askerî ilişkiler geliştirmişti. Buna karşılık ülkenin doğusundaki siyasi ve askerî yapılar, Ankara’nın Libya politikasına karşı çıkıyordu.
Son yıllarda Türkiye’nin doğu Libya ile diplomatik temaslarını artırması, ilişkilerdeki gerilimin azalmasına katkıda bulundu.
Reuters'ın değerlendirmesine göre, Temsilciler Meclisinin son kararı, Halife Hafter'in etkili olduğu doğu Libya ile Ankara arasında gelişen yakınlaşmanın önemli göstergelerinden biri.
Bu gelişme, Türkiye’nin Libya’nın yalnızca batısında değil, doğusunda da diplomatik ve ekonomik ilişkilerini genişletmesinin önünü açabilir.
Cumhurbaşkanlığı: Türkiye'nin hak ve menfaatleri korunacak
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da Libya Temsilciler Meclisinin oy birliğiyle aldığı kararı değerlendirdi.
Duran, kararın Türkiye-Libya ilişkileri ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler açısından önemli olduğunu belirterek, iki ülkenin ortak hak ve menfaatlerinin korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Türkiye’nin Mavi Vatan'daki hak ve menfaatlerini korumayı sürdüreceğini vurgulayan Duran, Libya ile ilişkilerin geliştirilmesi ve Doğu Akdeniz'de barış ile istikrarın desteklenmesi yönündeki politikanın devam edeceğini bildirdi.
Bundan sonra ne olacak?
Libya Temsilciler Meclisinin onayı, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının siyasi geleceği bakımından önemli bir engelin aşılması anlamına geliyor.
Bununla birlikte karar, Doğu Akdeniz’deki bütün deniz sınırı anlaşmazlıklarının çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Önümüzdeki dönemde özellikle Türkiye ile Libya arasındaki enerji iş birliğinin genişletilmesi, deniz araştırmaları ve arama faaliyetleri, Yunanistan’ın diplomatik girişimleri ve Avrupa Birliği’nin tutumu yakından izlenecek.
Sonuç olarak, 20 Ekim 2026 tarihli kararın en önemli yönü, 2019 yılında Türkiye ile Trablus yönetimi arasında imzalanan ve Libya’nın doğusundaki siyasi kurumlar tarafından reddedilen anlaşmanın, yedi yıl sonra aynı kurumlar tarafından kabul edilmesi oldu.
Karar, Ankara açısından önemli bir diplomatik kazanım olarak değerlendirilirken, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları üzerindeki hukuki ve siyasi anlaşmazlıkların devam edeceği görülüyor.





