Plastiği hâlâ “çevre sorunu” olarak konuşanlar var. Oysa bu artık çevre meselesi değil; insan bedeninin ve zihninin başına gelen, cehaletin konforuyla normalleştirilmiş bir durum. Plastik, denizlerde yüzüyor diye üzülmüyoruz artık; kanımızda, plasentada, akciğerde, bağırsakta olduğu için susuyoruz. Çünkü susmak daha kolay.
1970 yılında David Cronenberg adında bir yönetmen bir film yaptı. Bir protesto olarak değil, bir delilik hali olarak hiç değil. Uyum sağladıkları için. Cronenberg bu fikri o yıllarda ortaya atmıştı; 2022’de ise aynı düşünceyi bedene indirip görünür kıldı — aradaki yarım yüzyıl, insanlığın inkârla geçirdiği süredir. O gün bu fikir aşırıydı. Bugünse yalnızca erken.
Biz plastiği hâlâ dışımızdaki bir tehdit sanıyoruz. Böyle algılıyoruz. Oysa tehdit çoktan içeri girdi. Ve insan türü olarak refleksimiz şu oldu: Bu artık normal. Mikroplastik diyoruz Nanoplastik diyoruz ve bilimsel terimler üretiyoruz. Ama davranışımız değişmiyor. Çünkü insan bedeni çabucak adapte oluyor. Algıları da yönetilince değmeyin plastiğin lezzetine!
Çoğu ülke plastik pipetleri yasakladı, kimi hala devam ediyor. İnsanlar sosyal medyalarında plastiğe hayır sloganları atıyor. Ama paketli gıdayı bırakamadık. Poşetleri suçladık. Ama hızlı tüketimi kutsallaştırdık. Bize anlatılan hikâye hep şu oldu:
“Nasılsa teknoloji çözer.”
“Geri dönüşüm de var.”
“İllaki bir şeyler yapılacaktır.”
Gerçek hikâye ise daha karanlık: Hiçbir şey yapılmazsa bile biz yaşamaya devam edeceğiz.
Ama ne olarak? Cronenberg’in filmi bize şunu söylüyordu: Felaket, insanların ölmesi değildir. Felaket, insanların alışmasıdır. Düşünmeye başlayınca korkunç hissettiriyor değil mi?
Bugün plastikten korkmuyoruz. Onu konuşuyoruz, tartışıyoruz, etiketliyoruz. Ama hayat tarzımızı değiştirmiyoruz. Bu yüzden asıl soru “Plastik zararlı mı?” değil. Asıl soru, İnsan, zararlı olanla yaşamayı ne kadar hızlı öğrenir?
Bu bir çevre yazısı değil. Bu bir kehanet de değil. Bu, çoktan gerçekleşmiş bir durum tespiti. Plastik hakkında her çeşit düşünceden binlerce yazı yazıldı. Okuduk. Anladık. Sektörler de anladı. Ama kimse plastiğin lezzetinden vazgeçmedi.
Plastik yemiyoruz sanıyorsunuz. Yiyoruz. Sadece henüz çiğnediğimizi kabul etmiyoruz.
