Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, 23 Eylül 2026’da Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) bünyesinde No. III Space Effects Squadron adlı yeni birliğin faaliyete geçirildiğini açıkladı.
Savunma Bakanlığı bunu, İngiltere'nin uydularına yönelik düşmanca faaliyetlerle mücadele etmek amacıyla kurulan ilk özel uzay filosu olarak tanımlıyor. Birliğin görevi yalnızca saldırıları tespit etmek değil; İngiliz çıkarlarını hedef alan faaliyetleri gerektiğinde “disrupt, degrade and deny” yani bozmak, etkisini azaltmak ve engellemek olarak açıklanıyor.
Bu ifade önemli. Çünkü Londra’nın uzay politikasının yalnızca pasif uydu korumasından, gerektiğinde karşı tarafın uzaydaki faaliyetlerini sınırlandırmayı da içeren daha aktif bir “space control – uzay kontrolü” doktrinine yöneldiğini gösteriyor.
İngiliz hükümetinin eylül ayında yayımladığı yeni UK Space Strategy de bu yaklaşımı resmî politika haline getiriyor. Strateji, İngiltere’nin uzayda hareket serbestisini korumasını, İngiliz ve müttefik uzay sistemlerini savunmasını ve gerektiğinde rakiplerin aynı hareket serbestisinden yararlanmasını engelleyecek kapasitelere sahip olmasını öngörüyor.

Modern orduların “gözü ve kulağı” uzayda
Londra’nın yeni yapılanmasının arkasında modern savaşın uydulara giderek daha fazla bağımlı hale gelmesi bulunuyor.
Uydu haberleşmesi, istihbarat ve keşif görüntüleri, hassas silahların yönlendirilmesi, konumlandırma ve zamanlama sistemleri ile füze erken uyarı mekanizmaları modern askeri operasyonların temel unsurları arasında yer alıyor.
İngiltere'nin 2025 Stratejik Savunma İncelemesi de bu bağımlılığı açık biçimde ortaya koyuyor. Belgede, İngiliz Silahlı Kuvvetlerinin anlama, haberleşme, hareket etme ve savaşma yeteneğinin uzaydaki sistemlere bağlı olduğu belirtiliyor. İngiliz ekonomisinin yaklaşık beşte birinin de uydu hizmetlerine bağımlı olduğu hesaplanıyor.
Yeni UK Space Strategy'de ise uyduların doğrudan veya dolaylı olarak İngiltere GSYH'sinin yüzde 18'ini desteklediği belirtiliyor.
Londra'nın tehdit değerlendirmesinde Çin ve Rusya öne çıkıyor
İngiliz savunma belgelerinde uzaydaki askeri rekabet konusunda özellikle Çin ve Rusya üzerinde duruluyor.
2025 Stratejik Savunma İncelemesi'ne göre Çin ve Rusya'nın operasyonel uydu filoları 2019-2021 döneminde toplam yüzde 70 büyüdü. İngiliz hükümeti her iki ülkenin de gelişmiş uydu karşıtı sistemler üzerinde çalıştığını ve uzayı askeri rekabet alanına dönüştüren kapasitelere sahip olduğunu değerlendiriyor.
UK Space Command Komutanı Tümgeneral Paul Tedman da daha önce Çin'in yakın yörünge operasyonları gerçekleştirdiğini, çift kullanımlı “inspector” uyduları konuşlandırdığını ve kinetik sistemlerden yönlendirilmiş enerjiye, yapay zekâdan siber kapasitelere kadar uzanan karşı-uzay teknolojileri geliştirdiğini söylemişti. Bunlar İngiliz makamlarının değerlendirmeleri ve Pekin'in kendi faaliyetlerine ilişkin tanımlamalarıyla aynı çerçevede değerlendirilmemeli.
Rusya ise İngiliz savunma değerlendirmelerinde elektronik harp, siber faaliyetler ve uzay sistemlerine müdahale kapasitesi nedeniyle önemli tehditlardan biri olarak gösteriliyor. İngiliz Stratejik Savunma İncelemesi, Rusya'nın uzay alanındaki kapasitesinin uzun vadeli bir güvenlik sorunu oluşturacağını belirtiyor.

İngiltere artık uyduları yalnızca izlemiyor
İngiltere'nin uzay savunma altyapısı aslında yeni filodan daha geniş bir sistemden oluşuyor.
Bunun merkezlerinden biri National Space Operations Centre (NSpOC). UK Space Agency ile UK Space Command'ın ortak çalıştığı merkez; yörüngedeki cisimleri, uydu çarpışma risklerini, kontrolsüz atmosfere girişleri, parçalanmaları ve uzay hava koşullarını takip ediyor.
Sadece Ağustos 2026'da İngiliz makamları lisanslı İngiliz uydularına ilişkin 901 çarpışma riski uyarısını değerlendirdi. Aynı ay takip edilen yörünge nesnelerinin sayısı 35 binin üzerine çıktı.
Ancak yeni politika yalnızca “uzayda ne oluyor?” sorusuna cevap vermeyi değil, tespit edilen tehdide karşı harekete geçebilecek askeri kapasite oluşturmayı hedefliyor.
Borealis: Uzaydaki hareketleri tek merkezden görecek
Bu stratejinin önemli parçalarından biri Borealis adı verilen komuta-kontrol ve veri işleme sistemi.
Savunma Bakanlığı, 2025 yılında sistem için 65 milyon sterlinlik sözleşme imzaladı. Borealis, farklı kaynaklardan gelen uzay verilerini bir araya getirerek UK Space Command'a yörüngede neler olduğunu daha hızlı değerlendirme ve İngiliz uydularına yönelik riskleri belirleme imkânı sağlayacak.
İngiltere ayrıca uzaydaki nesneleri gözlemlemek amacıyla Noctis-1 gibi sistemlerden yararlanıyor. Mayıs 2026'da yayımlanan görüntülerde sistemin Uluslararası Uzay İstasyonu'nun yanı sıra İngiltere'nin askeri haberleşme ağı SKYNET uydularını da görüntüleyebildiği gösterildi.
Tyche'den Oberon'a İngiliz askeri uydu ağı genişliyor
Londra bir taraftan mevcut uydularını korumaya çalışırken diğer taraftan kendi askeri uydu kapasitesini de genişletiyor.
UK Space Command'ın ilk uydusu Tyche, Ağustos 2024'te yörüngeye gönderildi. Gündüz görüntü ve video çekebilen uydu, İngiltere'nin istihbarat, gözetleme ve keşif kapasitesinin ilk basamaklarından biri oldu.
Bunu Oberon takip ediyor. 127 milyon sterlinlik program kapsamında geliştirilen iki sentetik açıklıklı radar (SAR) uydusunun 2027'de fırlatılması planlanıyor. Radar teknolojisi sayesinde sistem gece-gündüz ve olumsuz hava koşullarında yeryüzünü görüntüleyebilecek.
Tyche ve Oberon daha geniş kapsamlı ISTARI programının parçaları. İngiltere, 2031'e kadar uydular ve bunları destekleyen yer sistemlerinden oluşan daha kapsamlı bir askeri istihbarat, gözetleme ve keşif ağı oluşturmayı hedefliyor.
Yeni doktrin: “Uzaya erişmek yetmez, kontrol etmek gerekiyor”
İngiltere'nin son adımlarındaki asıl değişiklik teknoloji yatırımlarından çok askeri doktrinde görülüyor.
UK Space Command yönetimi, geçmişte ağırlıklı olarak uyduların dayanıklılığının artırılması ve uzaydaki faaliyetlerin izlenmesi üzerinde duran yaklaşımın artık yeterli olmadığını savunuyor.
Tümgeneral Paul Tedman'ın 2025'te ortaya koyduğu yaklaşım üç aşamaya dayanıyor: uzaydaki varlıkları görmek, İngiliz ve müttefik sistemlerini savunmak ve gerektiğinde düşmanca faaliyetleri engelleyebilecek karşı-uzay kapasitesine sahip olmak.
Eylül 2026'da yayımlanan yeni ulusal uzay stratejisi bu yaklaşımı daha da ileri taşıdı. Hükümet, 2030'a kadar uzay sektörüne ilişkin kamu yatırımı ve faaliyetleri kapsamında 7,8 milyar sterlinlik bir çerçeve ortaya koyarken; uydu haberleşmesi, uzay alan farkındalığı, yörüngede servis/üretim teknolojileri ve uzaya erişimi öncelikli alanlar olarak belirledi.
Uzay, kara-deniz-hava savaşının üzerinde yeni bir cephe
Böylece RAF'ın kurduğu No. III Space Effects Squadron, tek başına yeni bir askeri birlik olmaktan daha geniş anlam taşıyor.
İngiltere'nin attığı adımlar; Tyche ve Oberon uyduları, ISTARI ağı, SKYNET askeri haberleşme sistemi, Borealis komuta-kontrol altyapısı, National Space Operations Centre ve şimdi de aktif “space effects” filosuyla birlikte değerlendirildiğinde Londra'nın uzayı giderek ayrı bir operasyon sahası olarak ele aldığı görülüyor.
Dolayısıyla gelişmeyi yalnızca “İngiltere uydularını korumak için yeni bir filo kurdu” şeklinde okumak eksik kalıyor. İngiliz hükümetinin kendi strateji belgeleri, hedefin uzaydaki İngiliz ve müttefik varlıklarını korumanın yanı sıra, gerektiğinde düşman faaliyetlerini bozabilecek ve İngiltere'nin yörüngedeki hareket serbestisini sürdürebilecek bir “uzay kontrolü” kapasitesi oluşturmak olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Bu tablo, yeryüzündeki jeopolitik rekabetin giderek daha fazla yörüngeye yansıdığını gösteriyor: kara, deniz, hava ve siber alanın ardından uzay da modern askeri caydırıcılığın temel unsurlarından biri haline geliyor.






