Kendi işini yapmak cesaret ister. Bununla birlikte kendi işini sürdürülebilir, sağlıklı ve anlamlı şekilde büyütmek bambaşka bir ustalık gerektirir. Girişimcilik romantik anlatıların ötesinde belirsizlikle, yalnızlıkla ve çoklu sorumluluklarla iç içe bir yolculuktur. Araştırmalar, küçük işletmelerin önemli bir bölümünün ilk yıllarda kapanmasının nedenini “iş fikri” değil, işi yönetme biçimi olarak gösteriyor.

Hadi gelin “ayakta kalmak”tan değil; iyi yönetmekten konuşalım.

1. Gelir–Gider Farkındalığı: Hislerle değil, rakamlarla yönetmek ustalık ister.

Kendi işini yapanların en sık düştüğü tuzaklardan biri, finansı sezgiyle yönetmektir. Oysa nakit akışı, kâr marjı ve gider yapısı bilinmeden alınan her karar, görünmeyen bir risk taşır. Araştırmalar, finansal tablolarını düzenli takip eden girişimcilerin kriz anlarında daha doğru ve hızlı karar aldığını gösteriyor. Bizim için rakamlar sadece muhasebe konusu değil; stratejik pusuladır.

2. Hedef Belirlemek: Sadece ciro değil, nasıl bir hayat istediğimizi de tanımlamak gerekir.

Hedef koymak yalnızca “daha çok kazanmak” değildir. Hedef; nasıl çalışmak istediğimiz, kimlerle çalışmak istediğimiz ve hangi bedelleri ödemek istemediğimizle birlikte düşünülmelidir. Araştırmalar, yazılı ve çok boyutlu hedefleri olan girişimcilerin motivasyonu daha uzun süre koruduğunu söylüyor. Bizim hedeflerimiz, işimizi büyütürken bizi tüketmemelidir.

3. Pazarlama ve Görünürlük: İyi iş yetmez, anlaşılır olmak gerekir.

Günümüz dünyasında iyi iş yapmak tek başına yeterli değil; yapılan işin görünür, anlaşılır ve hatırlanır olması gerekiyor. Sınırlı bütçesini doğru pazarlama kanallarına yönlendiren işletmeler daha hızlı güven inşa ediyor. Burada mesele “her yerde olmak” değil; doğru yerde, doğru dille olmak.

4. Güçlü Bir İş Anlatısı: Ne yaptığımızdan çok, neden yaptığımızı kendimize hatırlatmalıyız.

İnsanlar artık ürün değil, anlam satın alıyor. İşimize dair net bir anlatımız yoksa, başkaları bizim yerimize anlatıyor. Tutarlı bir hikâye; web sitemizden LinkedIn paylaşımlarımıza, yüz yüze görüşmelerden teklif dosyalarımıza kadar her yerde aynı duyguyu taşımalıdır. Bu, pazarlama değil; netliktir.

5. Değişimi ve Gelişimi İzlemek: Günümüzde trend kovalamak değil, bilinçli okumak

Her trendi takip etmek zorunda değiliz. Bununla birlikte pazarın, müşterinin ve iş yapma biçimlerinin nasıl değiştiğini anlamak zorundayız. Araştırmalar, değişimi erken fark eden küçük işletmelerin rekabet avantajı elde ettiğini gösteriyor. Bizim işimiz, “ne değişiyor?” kadar “bizi ne ilgilendiriyor?” sorusunu da sormaktır.

6. Satış Becerileri: İkna etmekten çok anlamakla başlayan bir süreç tesis etmek şart.

Satıştan hoşlanmamak yaygındır. Fakat satış, baskı kurmak değil; ihtiyacı doğru okumaktır. Araştırmalar, danışmanlık yaklaşımıyla satış yapanların müşteri sadakatini daha güçlü kurduğunu söylüyor. Satış, kendimizi değil; değerimizi anlatma sanatıdır.

7. İyi Örneklerden Öğrenmek: Sıfırdan keşfetmek zorunda değiliz.

Benchmark çalışmaları, zaman ve enerji kazandırır. Başkalarının yaptığı hataları ve başarıları görerek ilerlemek, bizi hızlandırır. Öğrenmek kopyalamak değildir; akıllıca uyarlamaktır. Bizim işimize uyanı alır, uymayanı bırakırız.

8. Motivasyon: Duygu değil, sistem meselesi olduğunu anlamalıyız.

Motivasyon tek başına içsel bir hâl değildir; sistemle desteklenir. Net hedefler, küçük kazanımlar, anlam duygusu ve ritüeller motivasyonu besler. Araştırmalar, motivasyonu sistemle yöneten girişimcilerin daha istikrarlı performans gösterdiğini ortaya koyuyor.

9. Sınırlar: Her şeye evet demek büyüme değil, dağılmadır.

Sınır koyamamak, girişimcilerin en büyük tuzaklarından biridir. Her müşteri, her proje, her talep bizi ileri taşımaz. Araştırmalar, sınır koyabilen girişimcilerin tükenmişliği daha az yaşadığını gösteriyor. Sınır, bizi küçültmez; odaklar.

10. Dinlenmek: Lüks değil, sürdürülebilirlikten bahsediyoruz.

Dinlenmeyen zihin strateji üretemez. Sürekli çalışan fakat hiç durmayan girişimciler, bir noktada yönünü kaybeder. Dinlenmek işi bırakmak değil; işi uzun soluklu kılmaktır.

Şimdi Bir Durup Kendimize Bakma Zamanı…

Kendi işini yapmak, yalnızca bir meslek değil; bir yaşam biçimidir.
Ve her yaşam biçimi gibi, bilinçli seçimler ister. Şimdi kendimize şu soruları soralım:

· İşimi mi yönetiyorum, yoksa işim mi beni yönetiyor?

· Daha çok çalışarak mı, daha doğru çalışarak mı ilerliyorum?

· Bu işi neden kurmuştum ve bugün hâlâ o nedenle bağlantım var mı?

Bu soruların cevapları bizi rahatsız edebilir. Fakat gelişim tam da burada başlar.
Biz bu yolculukta sadece “kazanmayı” değil; iyi kazanmayı, iyi çalışmayı ve iyi yaşamayı seçiyoruz.

Eğer bugün bir yerlerde sıkıştığımızı hissediyorsak; eğer işimiz büyürken biz küçülüyorsak ve eğer çok çalışıyor fakat netleşemiyorsak bir duralım, bir bakalım ve yeniden tasarlayalım.

Belki de şimdi, işimizi bir adım ileri taşımak değil; daha doğru yere taşımak zamanıdır. Kendi işini yapmak cesarettir. Onu bilinçle büyütmek ise ustalık. Şimdi harekete geçme zamanı. Haydi!

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

M.Efsun Yüksel Tunç

Eğitmen ve Yönetim Danışmanı

Yaşam ve Yönetici Koçu

[email protected]

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

#kendiişiniyapmak #girişimcilik #bilinçlibüyümek #işyönetimi #liderlik #farkındalık #işveyaşam #stratejikbakış