İngiltere’de 2026 A-Level sonuçları öğrencilerin genel akademik performansında yükselişin sürdüğünü gösterdi. A* veya A alanların oranı ülke genelinde yüzde 28,5’e yükselirken, A* notunun payı da yaklaşık yüzde 9,6’ya çıktı. Böylece üst düzey notların oranı pandemi dönemindeki olağanüstü sonuçlar dışarıda bırakıldığında son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı.
Ancak ulusal ortalamanın arkasındaki tablo, bölgeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.
Başkent Londra, yüzde 32,7 ile İngiltere’nin bütün bölgelerini geride bıraktı. Buna karşılık North East ve East Midlands bölgelerinde A veya A alanların oranı yalnızca yüzde 23,1* oldu.
Böylece Londra ile iki bölge arasındaki fark 9,6 puana ulaştı. North East’te fark 2025’teki 9,2 puandan yükselirken, East Midlands’da geçen yıl 8,3 puan olan fark 9,6 puana çıktı.
2019’dan bu yana fark iki katından fazla büyüdü
Eğitimde bölgesel eşitsizliğin boyutunu ortaya koyan en çarpıcı verilerden biri, pandemi öncesi dönemle yapılan karşılaştırma oldu.
2019’da Londra ile Kuzeydoğu İngiltere arasındaki A* ve A notu farkı 3,9 puan seviyesindeydi. 2026’da bu fark 9,6 puana yükseldi.
Yalnızca A* notlarına bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Londra ile Kuzeydoğu arasındaki fark 2019’da yaklaşık 2 puanken, 2026’da 5,1 puana çıktı.
Bu durum, İngiltere’de sınav sonuçlarının genel olarak yükselmesinin bütün bölgelerde aynı ölçüde gerçekleşmediğini gösteriyor.
Üstelik sorun yalnızca kuzey ile güney arasındaki basit bir coğrafi farktan ibaret değil. Eğitim uzmanları, bölgesel sonuçların arkasında öğrencilerin sosyoekonomik koşulları, okulların karşı karşıya olduğu kaynak baskısı, öğretmen istihdamı, özel eğitim ihtiyaçları ve çocukluk döneminden başlayan eşitsizliklerin bulunduğuna dikkat çekiyor.
North East okulları daha ağır koşullarla mücadele ediyor
Schools North East Direktörü Chris Zarraga, bölgedeki öğrencilerin ve öğretmenlerin çabalarının sonuçlardan bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Kuzeydoğu İngiltere, İngiltere’de dezavantajlı öğrencilerin oranının en yüksek olduğu bölgelerden biri. Schools North East verilerine göre 2024/25 döneminde bölgede öğrencilerin yüzde 32,3’ü ücretsiz okul yemeğine (free school meals) uygun durumdaydı. İngiltere genelindeki oran ise yüzde 24,6 olarak verildi.
Bölge aynı zamanda İngiltere’de en yüksek özel eğitim ihtiyacı (SEND) oranına sahip. 2024/25 döneminde SEND oranı yüzde 15,5 seviyesindeydi. Devamsızlık oranları da ulusal ortalamanın üzerinde bulunuyor.
Bu göstergeler, A-Level sonuçlarındaki farkın yalnızca sınav dönemindeki okul performansıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor.
Zarraga ve diğer eğitim uzmanlarına göre okullar; yoksulluk, çocukların sağlık ve refah ihtiyaçları, özel eğitim gereksinimleri, öğretmen ve personel baskısı ve kamu hizmetlerindeki kapasite sorunlarıyla aynı anda mücadele ediyor.
Londra neden öne çıkıyor?
Uzmanlar Londra'nın başarısının tek bir nedene bağlanamayacağını belirtiyor.
Başkentte uzun yıllardır uygulanan eğitim politikaları, öğretmenlerin işe alınması ve elde tutulması konusunda yapılan çalışmalar, okul liderliği ve öğrencilerin eğitim hedefleri bu başarının parçaları arasında gösteriliyor.
Özellikle geçmişte uygulanan London Challenge programının, okullar arasındaki performans farklarının azaltılmasına ve düşük performans gösteren okulların desteklenmesine katkı sağladığı belirtiliyor.
Bunun yanında Londra'nın nüfus yapısı, üniversite ve yüksek nitelikli iş piyasasına yakınlık, ailelerin eğitim beklentileri ve göçmen topluluklarındaki yüksek eğitim motivasyonu gibi faktörlerin de sonuçları etkileyebileceği ifade ediliyor.
Ancak uzmanlar, Londra'nın başarısının diğer bölgelerin başarısız olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Asıl sorunun, aynı ülkede yaşayan çocukların eğitim ve gelecek fırsatlarının yaşadıkları bölgeye göre giderek farklılaşması olduğu belirtiliyor.

Eşitsizlik A-Level’dan çok daha önce başlıyor
Eğitim Politikaları Enstitüsü'nün (EPI) analizleri de bölgesel eğitim farklarının yalnızca 16-18 yaş döneminde ortaya çıkmadığını gösteriyor.
EPI verilerinde bölgesel dezavantaj farklarının erken çocukluk döneminden başlayarak ilkokul ve GCSE aşamasına kadar devam ettiği görülüyor. North East ve East Midlands gibi bölgelerde dezavantajlı öğrencilerin eğitim performansı ile daha avantajlı öğrenciler arasındaki farkın özellikle ortaöğretim aşamasında belirginleştiği belirtiliyor.
Bu nedenle A-Level sonuçları, yıllar boyunca biriken ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin eğitim sistemindeki son yansıması olarak değerlendiriliyor.
Hükümetin North East için hazırladığı bölgesel plan da bu soruna işaret ediyor. Hükümet verilerine göre bölgede 2024/25 döneminde Key Stage 2 sonuçları ulusal ortalamanın üzerinde olsa da GCSE aşamasında genel performansın ulusal ortalamanın altında kaldığı ve dezavantajlı öğrencilerle diğer öğrenciler arasında önemli bir başarı farkı bulunduğu belirtiliyor.

Özel okullar ile devlet okulları arasında da büyük fark var
2026 sonuçlarının ortaya koyduğu eşitsizlik yalnızca bölgeler arasında değil, okul türleri arasında da görülüyor.
Özel eğitim alan öğrencilerde A veya A* notu alma oranı yaklaşık yüzde 48,6 seviyesine ulaşırken, kapsamlı devlet okullarında bu oran yaklaşık yüzde 23 oldu. Bu fark, öğrencilerin ailelerinin ekonomik imkanları ve okul seçimi ile akademik sonuçlar arasındaki ilişkinin devam ettiğini gösteriyor.
Dolayısıyla Londra'nın yüksek sonuçları da kendi içinde homojen bir başarı anlamına gelmiyor. Başkentte de okullar, öğrenciler ve aileler arasında önemli farklılıklar bulunuyor.
Üniversiteye yerleşmede de rekor
2026 A-Level sonuçlarının olumlu tarafında ise üniversiteye geçişte yeni bir rekor kırılması yer aldı.
UCAS verilerine göre Birleşik Krallık'ta 262 bin 820 18 yaşındaki öğrenci üniversitelerde bir bölüme yerleşti. Bu sayı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 3'lük artış anlamına geliyor.
Matematik yine en fazla tercih edilen A-Level dersi olurken, ekonomi gibi istihdam ve gelir potansiyeli yüksek görülen alanlara yönelik ilginin de arttığı bildirildi.
Teknik ve mesleki eğitimde de önemli bir yükseliş yaşandı. T-Level sonuçları alan öğrenci sayısı yaklaşık 20 bine çıkarken, bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 65 arttı.
Bu gelişme, hükümetin yalnızca üniversite eğitimini değil, teknik ve mesleki yolları da gençlerin kariyer seçenekleri arasında güçlendirme çabasını öne çıkarıyor.
Eğitim politikası tek başına yeterli olmayacak
Uzmanlara göre A-Level sonuçlarının ortaya koyduğu tablo, eğitim eşitsizliğinin yalnızca okullara daha fazla kaynak aktarılmasıyla çözülemeyeceğini gösteriyor.
Özellikle North East gibi bölgelerde erken çocukluk eğitimi, sağlık hizmetleri, ruh sağlığı desteği, ulaşım, yoksullukla mücadele, konut ve bölgesel ekonomik kalkınmanın eğitim politikasıyla birlikte ele alınması gerektiği savunuluyor.
Çünkü ekonomik açıdan dezavantajlı bir bölgede yaşayan bir öğrencinin okul başarısı; yalnızca sınıftaki öğretmenin performansına değil, ailesinin gelirine, yaşadığı çevreye, sağlık hizmetlerine erişimine, ulaşım imkanlarına ve erken yaşlarda aldığı desteğe de bağlı.
Bu nedenle eğitimciler, Başbakan Andy Burnham hükümetinden bölgeler arasındaki farkı azaltacak uzun vadeli ve bütüncül bir strateji bekliyor.
“Bir çocuğun geleceğini posta kodu belirlememeli”
2026 A-Level sonuçlarının ortaya koyduğu temel soru artık yalnızca öğrencilerin neden daha yüksek not aldığı değil, bazı bölgelerdeki öğrencilerin neden sistematik biçimde daha geride kaldığı.
Londra'nın yüzde 32,7'lik A/A* oranı akademik başarı açısından önemli bir kazanım olarak görülürken, North East ve East Midlands'ın yüzde 23,1'de kalması eğitim fırsatlarının ülke genelinde eşit dağılmadığını gösteriyor.
Uzmanların hükümete verdiği mesaj ise net: Bölgesel eğitim eşitsizliği yalnızca sınav sonuçlarının değil, gelecekteki istihdam, gelir ve sosyal hareketlilik imkanlarının da eşitsizleşmesi anlamına geliyor.
Bu nedenle eğitimciler, bir öğrencinin üniversiteye gidebilme, iyi bir mesleğe sahip olabilme veya ekonomik olarak ilerleyebilme ihtimalinin doğduğu bölge tarafından belirlenmemesi gerektiğini savunuyor.
2026 A-Level sonuçları, İngiltere'nin akademik başarıda yükselirken aynı zamanda Londra ile ülkenin bazı bölgeleri arasındaki eğitim uçurumunu kapatmakta zorlandığını bir kez daha ortaya koydu.









