ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül Salı günü New York’ta düzenlenen BM 81. Genel Kurulu’ndaki konuşmasının önemli bölümünü İran’la yaklaşık yedi aydır devam eden savaşa ayırdı.

Trump, İran’a karşı savaşa girme kararını savunurken, Tahran yönetimini nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle hedef aldı. Beyaz Saray’ın yayımladığı konuşma özetinde de Trump’ın İran’ın nükleer silaha sahip olmasına hiçbir zaman izin vermeyeceği yönündeki açıklaması öne çıkarıldı.

Trump daha sonra İran konusunda önünde “büyük bir karar” bulunduğunu söyledi.

ABD Başkanı, bir tarafta İran’ın yeniden inşasına imkân verecek bir anlaşma seçeneğini ortaya koyarken diğer tarafta çok daha ağır bir askeri tehdidi gündeme getirdi:

“Yoksa İslam Cumhuriyeti’ni yok edip bunu hızla mı yapacağım?”

Trump konuşmasının başka bir bölümünde İran’ı “zayıf ve çaresiz” olarak nitelendirerek Tahran’ın askeri direncinin güç göstergesi olduğu görüşünü reddetti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İran heyeti salonu terk etti

Trump’ın İran’a yönelik sözleri BM Genel Kurulu salonunda da protestoya yol açtı.

İran heyetinin üst düzey üyelerinin büyük bölümü, Trump konuşmasının İran bölümüne geçtiğinde salonu terk etti. Salonda yalnızca daha alt düzey bir İranlı diplomatın kaldığı bildirildi.

Trump, konuşmasında diğer ülkelere de İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma çağrısı yaptı.

Krizin merkezinde Hürmüz Boğazı var

Washington ile Tahran arasındaki diplomatik pazarlığın en önemli başlıklarından birini Hürmüz Boğazı oluşturuyor.

Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticareti açısından kritik öneme sahip boğazdaki geçişlerin savaş nedeniyle aksaması, küresel enerji piyasaları üzerindeki baskıyı artırmış durumda.

Trump, İran'dan Hürmüz Boğazı'nı tamamen yeniden açmasını ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelere dönmesini istedi.

ABD Başkanı ayrıca Tahran yönetimini, anlaşmayı ABD’deki kasım ara seçimlerinin sonrasına bırakmaya çalışmakla suçladı. Trump ise seçim takviminin Washington’un askeri tutumunu değiştirmeyeceğini savundu.

Independent Mortgage 3

Sert konuşmadan saatler sonra görüşme

Ancak BM kürsüsündeki sert tehditlerden yalnızca birkaç saat sonra New York’tan dikkat çekici bir diplomasi haberi geldi.

Trump, ABD temsilcileri ile İranlı yetkililerin BM Genel Kurulu toplantıları sırasında görüştüğünü açıkladı.

Trump’a göre ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran heyetiyle yaklaşık üç saat süren bir görüşme gerçekleştirdi.

Trump görüşmeyi “çok iyi” ve “çok verimli” olarak nitelendirerek İran’la anlaşma yönünde “büyük bir ivme” bulunduğunu söyledi.

Doğrudan mı, arabulucular üzerinden mi?

Görüşmenin formatına ilişkin açıklamalarda ise farklılık bulunuyor.

Trump görüşmeyi ABD ve İran heyetleri arasındaki doğrudan temas şeklinde anlatırken, Witkoff görüşmeler sırasında arabulucuların iki taraf arasında gidip geldiğini belirtti.

İran devlet medyası ise İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ile Witkoff arasında temas kurulduğunu ve Tahran’ın taleplerinin Amerikan tarafına iletildiğini bildirdi. Görüşmelerde Katar’ın da arabulucu rolü üstlendiği belirtiliyor.

Bu nedenle New York’taki temas, savaşın başlamasından bu yana en önemli ABD-İran diplomatik girişimlerinden biri olarak görülse de görüşmenin ne ölçüde doğrudan müzakere niteliği taşıdığı konusunda tarafların açıklamaları tam olarak örtüşmüyor.

İran'ın şartları masada

Diplomatik temaslarda Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması karşılığında bazı taleplerde bulunduğu bildiriliyor.

İran tarafının öne çıkardığı başlıklar arasında ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve askeri baskının azaltılması bulunuyor.

Bir İranlı yetkili Reuters'a, Washington'ın askeri baskıyı azaltması ve limanlara yönelik ablukayı kaldırması halinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yedi gün içinde yeniden açabileceğini söyledi.

Tehdit ve diplomasi aynı gün

New York'ta 22 Eylül'de yaşanan gelişmeler, Washington'un İran politikasındaki iki farklı hattı aynı gün içinde ortaya koydu.

Trump sabah saatlerinde BM kürsüsünden İran İslam Cumhuriyeti'nin “yok edilmesi” seçeneğini açık biçimde dile getirirken, saatler sonra Amerikan ve İranlı temsilcilerin müzakere sürecine yeniden girebilecek temaslarda bulunduğunu açıkladı.

Trump daha sonra İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile görüşmesinin ardından İran'la temasların devam ettiğini ve sonunda bir anlaşmaya varılacağını düşündüğünü söyledi.

Böylece Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, ABD'nin İran üzerindeki askeri ve ekonomik baskısının azaltılması ve savaşın sona erdirilmesi, New York'taki diplomasi trafiğinin üç temel başlığı haline geldi.

Ancak Trump'ın BM kürsüsünden yönelttiği ağır askeri tehdit ile aynı gün başlayan diplomatik temaslar, ABD-İran krizinde müzakere ile yeni bir askeri tırmanma ihtimalinin hâlâ yan yana durduğunu gösteriyor.