Birleşmiş Milletler’in 81. Genel Kurulu için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel yönetim sisteminin yeniden yapılandırılması çağrısını bu kez somut bir Güvenlik Konseyi modeliyle gündeme getirdi.
Erdoğan, Bloomberg Opinion için kaleme aldığı ve uluslararası sistemde adalet arayışını ele aldığı makalesinde, BM Güvenlik Konseyi reformunun veto ayrıcalığının kaldırılması ve daimi üyelik sistemine son verilmesiyle başlaması gerektiğini savundu.
Erdoğan’a göre yeni sistemde ülkelerin süresiz ve ayrıcalıklı koltukları bulunmamalı; Konsey üyeleri BM Genel Kurulu tarafından belirli süreler için seçilmeli. Böylece daha geniş coğrafi temsil sağlanırken ülkelerin Genel Kurul’a karşı siyasi hesap verebilirliği de artırılmalı.
“İkinci Dünya Savaşı'nın güç dengelerini yansıtıyor”
Erdoğan’ın eleştirisinin merkezinde, Güvenlik Konseyi’nin 1945’te kurulan yapısının büyük ölçüde korunması bulunuyor.
Konsey bugün 15 ülkeden oluşuyor. ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa beş daimi üye olarak veto yetkisine sahip. Diğer 10 ülke ise BM Genel Kurulu tarafından iki yıllığına seçiliyor. Esasa ilişkin bir kararın kabulü için en az dokuz olumlu oyun yanı sıra daimi üyelerden hiçbirinin veto kullanmaması gerekiyor.
Erdoğan, salgınlardan enerji krizlerine, tedarik zincirlerindeki kırılmalardan bölgesel savaşlara kadar küresel nitelikteki sorunların çözümünün birkaç ülkenin siyasi iradesine bağlı kalmasının sürdürülebilir olmadığını savundu.
Bu yaklaşım, Erdoğan’ın uzun süredir kullandığı “Dünya beşten büyüktür” söyleminin daha ayrıntılı bir kurumsal reform önerisine dönüştürülmesi anlamına geliyor.

Reform tartışması yıllardır BM gündeminde
Güvenlik Konseyi reformu yalnızca Türkiye’nin gündeme getirdiği bir konu değil. BM Genel Kurulu bünyesinde Konsey’in daha adil coğrafi temsile kavuşturulması, üye sayısının artırılması, veto yetkisinin geleceği ve çalışma yöntemlerinin değiştirilmesi konusunda 2008’den bu yana hükümetler arası müzakereler yürütülüyor. Ancak üye devletler arasında yeni yapının nasıl olması gerektiği konusunda uzlaşma sağlanabilmiş değil.
Erdoğan’ın önerisinin önündeki en önemli hukuki ve siyasi engel ise değişikliğin bizzat mevcut daimi üyelerin onayını gerektirmesi.
Veto yetkisi ve daimi üyelik BM Şartı’nda düzenleniyor. Dolayısıyla bu sistemin kaldırılması için Şart’ın değiştirilmesi gerekiyor. Böyle bir değişikliğin yürürlüğe girebilmesi için BM üyelerinin üçte ikisinin onayının yanı sıra Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin tamamının da değişikliği onaylaması gerekiyor.
Nitekim Erdoğan’ın çağrısının ardından Kremlin, Güvenlik Konseyi’nde reforma ihtiyaç bulunduğunu kabul etmekle birlikte veto mekanizmasının kaldırılmasına karşı olduğunu açıkladı.
New York’ta Türkiye-ABD mesajı
Erdoğan’ın New York programının bir diğer önemli başlığını Türkiye-ABD ilişkileri oluşturdu.
“100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” etkinliğinde Amerikan iş dünyası ve Türk-Amerikan toplumunun temsilcilerine seslenen Erdoğan, iki NATO müttefiki arasındaki ilişkilerde geçmişten kalan engellerin aşılması ve işbirliğine “yeni bir ivme” kazandırılması gerektiğini söyledi.
Özellikle savunma sanayisinin Türkiye-ABD ortaklığının geleneksel olarak en güçlü alanlarından biri olduğunu belirten Erdoğan, bu işbirliğinin hem ikili düzeyde hem de NATO çerçevesinde geliştirilmesini istedi.
Erdoğan ayrıca Türkiye’nin ABD ile LNG dahil enerji, nükleer enerji, sivil havacılık ve yüksek teknoloji alanlarında işbirliğini ilerletmeye hazır olduğunu açıkladı. Savunma sanayisinde ortak üretim imkanlarının da değerlendirilmesini isteyen Erdoğan, Türk şirketlerinin artık ABD’de yatırım yapabilecek kapasiteye ulaştığını söyledi.
Ticarette hedef 100 milyar dolar
Ekonomik ilişkiler de New York temaslarının öne çıkan konuları arasında yer aldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın New York’taki açıklamasına göre Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin 2026 sonunda geçen yıla göre yüzde 10’dan fazla artarak yaklaşık 42-43 milyar dolara ulaşması bekleniyor. İki ülkenin uzun süredir dile getirdiği orta ve uzun vadeli hedef ise ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmak.
Erdoğan, ekonomik ve ticari ilişkilerin iki ülke arasındaki stratejik ortaklıktan ayrı değerlendirilemeyeceğini belirterek savunmadan enerjiye, teknolojiden yatırımlara kadar daha geniş bir ekonomik ortaklık kurulması gerektiğini ifade etti.
BM kürsüsüne 16’ncı kez çıkıyor
20 Eylül’de New York’a gelen Erdoğan’a Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da aralarında bulunduğu geniş bir heyet eşlik ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Eylül’de BM Genel Kurulu’na 16’ncı kez hitap etmesi programlandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın ziyaretten önce yaptığı açıklamaya göre konuşmanın önemli başlıklarından birini Gazze ve Filistin meselesi oluşturacak. Erdoğan’ın ayrıca New York ziyareti boyunca çeşitli devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi ve 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri’nin iklim etkinliğine katılması öngörülüyor.
Erdoğan’ın son çıkışıyla birlikte BM Güvenlik Konseyi tartışmasında Ankara’nın önerisi de daha açık hale gelmiş durumda: Daimi üyelerin bulunmadığı, veto ayrıcalığının kaldırıldığı ve üyelerin BM Genel Kurulu tarafından süreli olarak seçildiği bir Güvenlik Konseyi. Bu modelin hayata geçirilmesi ise yalnızca geniş bir uluslararası uzlaşmayı değil, bugün sahip oldukları ayrıcalıkları kaybedecek beş daimi üyenin de onayını gerektiriyor.





