İngiltere hükümeti, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerine karşı eylül ayının başında yeni yaptırımlar açıklamıştı. Dışişleri Bakanı Ed Miliband, hükümetin İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin tamamını hukuka aykırı kabul ettiğini duyurmuş; yerleşimlerle bağlantılı ticaret ve bazı kişi ve kuruluşlara yönelik önlemleri açıklamıştı.
Burnham: Üç önemli adım attık
Burnham BM kürsüsünden İngiltere’nin yeni politikasını üç somut başlık altında sıraladı.
Buna göre Londra yönetimi, yasa dışı İsrail yerleşimleriyle mal ticaretini yasakladı; İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin hukuka aykırı olduğunu resmen kabul etti ve yasa dışı yerleşimlerin inşasına katılan kişi ve yapılara yaptırım uygulamaya başladı.
Bu nedenle söz konusu politikayı yalnızca İngiliz hükümetinin “yeni düzenlemeler üzerinde çalışması” şeklinde tanımlamak eksik kalıyor. Burnham, BM konuşmasında bunları hükümetinin hayata geçirdiği adımlar olarak sundu.
Bununla birlikte hükümet üzerindeki baskı sona ermiş değil. Aralarında 18 King’s Counsel’ın da bulunduğu 130’dan fazla hukukçu, eylül ortasında Burnham’a gönderdikleri mektupta açıklanan yaptırımların İngiltere’nin uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için yeterli olmadığını savundu.

“İki devletli çözümü sözde bırakamayız”
Burnham, iki devletli çözüm konusunda yalnızca diplomatik açıklamalar yapılmasının yeterli olmayacağını da söyledi.
Siyasete güvenin düşük olduğu bir dönemde iki devletli çözümden söz edip bunu destekleyecek somut adımlar atmamanın kamuoyundaki güveni daha da aşındıracağını savunan Başbakan, İngiltere’nin bu nedenle söylemini uygulamaya dönüştürdüğünü ifade etti.
Burnham’ın bu ifadeleri, yeni hükümetin İsrail-Filistin politikasındaki değişikliği BM kürsüsünden uluslararası politikasının temel unsurlarından biri olarak ilan etmesi açısından dikkat çekti.
Rusya’ya karşı “hazırlıklı ama soğukkanlı” yaklaşım
Başbakanın yaklaşık 21 dakika süren konuşması yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değildi. Burnham, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik askeri ve enformasyon faaliyetlerini İngiltere’nin güvenliği açısından önemli bir tehdit olarak tanımladı.
İngiltere’nin NATO yükümlülüklerini yerine getirmeye ve Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini belirten Burnham, buna karşılık Rusya ile söylemsel bir tırmanma yarışına girmeyeceklerini söyledi.
Başbakan, İngiltere’nin yaklaşımını “hazırlıklı ama paniğe kapılmayan; gerçekçi ama soğukkanlı” bir politika olarak tanımladı. Ukrayna’ya desteğin de süreceğini vurguladı.

Rus dezenformasyonuna karşı yeni merkez
Burnham ayrıca Rus devlet kurumlarını İngiltere ve müttefiklerinin bilgi ortamına yönelik geniş çaplı dezenformasyon faaliyetleri yürütmekle suçladı.
Hükümetin bu tehdide karşı National Centre for Information Defence – Ulusal Bilgi Savunma Merkezi kurulması için güvenlik kurumlarına çalışma talimatı verdiğini açıkladı.
Yeni merkezin yabancı devletlerin dezenformasyon operasyonlarını tespit etmesi, kaynağını belirlemesi ve etkisiz hale getirmeye yönelik çalışmalar yürütmesi öngörülüyor.
ABD ile yapay zekâ savunma ortaklığı
Konuşmanın bir diğer önemli başlığı yapay zekâ oldu. Burnham, teknolojinin sağlık, eğitim ve ekonomik büyümede önemli fırsatlar sunduğunu ancak aynı zamanda siber saldırılar ve dezenformasyon açısından yeni tehditler oluşturduğunu söyledi.
Başbakan, İngiltere ile ABD arasında ülkenin kritik ulusal altyapısını yapay zekâ kaynaklı ve yapay zekâ destekli tehditlere karşı korumayı amaçlayan yeni bir AI savunma ortaklığı geliştirildiğini açıkladı.
Gerekmesi halinde İngiliz vatandaşlarının ve ülkenin kritik altyapısının korunması amacıyla yeni yasal düzenlemeler yapılabileceğini de belirtti.
Burnham’ın mesajı: “Britain is back”
BM Genel Kurulu’nda başbakan olarak yaptığı ilk konuşmasını “Britain is back – İngiltere geri döndü” mesajı üzerine kuran Burnham, Londra’nın önümüzdeki dönemde ABD ile yakın ittifakını korurken Avrupa Birliği ile ilişkilerini derinleştirmeyi, Çin, Hindistan ve Brezilya gibi güçlerle çalışmayı ve uluslararası krizlerde daha aktif bir diplomatik rol üstlenmeyi hedeflediğini söyledi.
Burnham’ın Gazze ve Batı Şeria konusunda kullandığı ifadeler ise konuşmanın dış politika açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri oldu. İngiltere Başbakanı, Londra’nın iki devletli çözümü savunmakla yetinmeyeceği ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine karşı ekonomik ve diplomatik tedbirleri kullanacağı mesajını BM kürsüsünden verdi.





