“Hafif acılar konuşabilir, ama derin acılar dilsizdir.” Seneca

Sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın gündeminin saat başı değiştiği bir çağda yaşıyoruz; öyle ki yazarlar bile bu hızın peşine düşüp makalelerini yetiştirmekte zorlanıyor.

Ama biz bu hafta öyle bir gündemle sarsıldık, öyle derin bir kayıpla yüzleştik ki... sanki en sevdiğimiz bir aile büyüğünü yeniden yitirdik.

Bahsettiğim kişi elbette İlber Ortaylı...

İlber Ortaylı’nın ardından basında sıkça tekrarlanan “hayatını kaybetti” ifadesi bana hep eksik geldi. Çünkü hayatını kaybeden o değil; asıl kaybeden bizdik... hem de geri dönüşü olmayan bir şekilde.

Onun aramızdan ayrıldığını öğrendikten sonra hakkında yazılanları okumaya elim varmadı; videolarını izleyemedim, cenazesine bakmaya dahi cesaret edemedim. Çünkü biliyorum ki içimde usulca büyüyen o hüzün, zamanla derin, sessiz ve tarif edilemez bir boşluğa dönüşecek.

Tam da o noktada, benim için yine çok kıymetli bir insan olan Doğan Cüceloğlu’nun zihnime kazınan o sözü beliriyor:

“Sen hüzünlüsün diye, dünya durup sana yol vermeyecek.” Hayat gerçekten de öyle... Akmaya devam ediyor.

İlber Ortaylı ile sosyal medyada paylaşabileceğim bir fotoğrafım yok. Ama en sevdiğim, gülen yüzlü bir fotoğrafını bir çerçeveye koyup, kitaplığımdaki “Benim için unutulmayan insanlar” köşesine yerleştirmeyi düşünüyorum.

Londra’daki bir söyleşisine katılmak için hem niyetim hem de biletim vardı, ama nasip olmadı.

Olsun... Herakleitos’la da, Aristoteles’le de, Montaigne’yle de bir fotoğrafım yok. Hatta Doğan Cüceloğlu ile bile... Zaman zaman, Küçük Prens’in gerçekten var olup olmadığından bile şüpheye düşüyorum.

İşte bir güzel insan daha bu dünyadan ayrıldı.

Yaşar Kemal’in dediği gibi, o güzel insanlar o güzel atlara binip sessizce çekip gittiler.

Ve bize kalan... hüznü bir kenara bırakıp, böyle bir insanla aynı çağda yaşamış olmanın, aynı dili konuşmanın ve her cümlesini okurken sanki sesinden duyuyormuşuz gibi hissetmenin tarifsiz mutluluğu.

Çünkü bazı insanlar sadece yaşadıkları döneme değil, o dönemi yaşayan herkese iz bırakır.

İlber Hocamızı millet olarak çok özleyeceğiz; en çok da o tatlı kahkahalarını, minik dedikodularını ve mütevazılığını…

Bize kattıkları için minnettarız... Gittiği yerde huzurla uyusun.

Mart.2026

Londra

Kafkas Maun 3-2