Üzerinde yoğun olarak çalışmakta olduğum yeni kitap projemin yedinci bölümünde, Avrupa Türk göçünde, kadınlar ve onların başarılarına yer verilmektedir. Konuyu araştırırken, göçün pek bilinmeyen yönlerinden biri olan kadın göçleri, onların tarihleri ve hikâyeleriyle karşılaştım. Yaklaşık yetmiş yıllık göç tarihinde tespit edebildiğim Türk kadınlarının göç serüveni kısaca aşağıdaki şekildedir.

Bilindiği gibi Türkiye’den Avrupa’ya yönelik göç hareketleri, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan, işgücü ihtiyacının bir sonucu olarak hız kazanmıştır. Bu süreç genellikle, erkek işçilerin göçü üzerinden açıklansa da, kadınlar da farklı dönemlerde ve farklı nedenlerle Avrupa’ya göç etmişlerdir. Türk kadınlarının göç deneyimleri yalnızca ekonomik nedenlerle sınırlı olmayıp eğitim, aile birleşimi, evlilik ve profesyonel kariyer gibi çeşitli dinamikleri de içermektedir.

Türk kadınlarının Avrupa’ya göçü, tarihsel süreç içerisinde genel olarak beş ayrı kategori altında gerçekleşmiştir.

Veyis Gungor Turk Kadin Goc 2

Bunların ilki, 1950’li yıllarda görülmektedir. Bu dönemde, özellikle Almanya’ya yükseköğrenim görmek, mesleki eğitim almak veya staj yapmak amacıyla gelen küçük öğrenci grupları bulunmaktadır. Söz konusu öğrenciler eğitimlerini sürdürürken yarı zamanlı işlerde çalışmakta ve Almanca öğrenmektedirler. Bu süreçte kadınların sayısı oldukça sınırlıdır.

Avrupa’ya Türk kadın göçünün ikinci aşaması, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında imzalanan işgücü anlaşmalarıyla başlamıştır. Türkiye ile Almanya arasında 1961 yılında, Hollanda, Belçika ve Avusturya ile 1964 yılında, Fransa ile ise 1965 yılında yapılan işgücü anlaşmaları kapsamında Türk işçileri Avrupa’ya gitmeye başlamıştır. Bu süreçte yalnızca erkekler değil, eğitimli ve mesleki becerilere sahip kadınlar da Almanya ağırlıklı Avrupa ülkelerinde çalışmak üzere göç etmişlerdir. Özellikle sanayi, hizmet ve sağlık sektörlerinde istihdam edilen kadınlar, Avrupa’daki Türk varlığının ilk kurucu unsurları arasında yer almıştır.

Veyis Gungor Turk Kadin Goc 3

Üçüncü dönem, yani 1970’li yıllar, Türk kadın göçünün en yoğun dönemlerinden birini oluşturmaktadır. Aile birleşimi politikaları sayesinde gerçekleşen bu göç dalgasında kadınlar çoğunluğu oluşturmuştur. Bu süreç, Avrupa’daki Türk topluluklarının geçici işçi statüsünden kalıcı yerleşik toplumlara dönüşmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Kadınlar yalnızca aile yaşamının sürdürülmesini değil, aynı zamanda kültürel değerlerin ve toplumsal kimliğin yeni kuşaklara aktarılmasını da sağlamışlardır.

Türk kadın göçünün dördüncü süreci de, uzun yıllar evlilik yoluyla gerçekleşmiş süreçtir. Avrupa’da yaşayan Türk gençlerinin önemli bir bölümü, uzun yıllar eş seçiminde Türkiye’deki akraba, hemşehri veya tanıdık çevrelerine yönelmiştir. Bu durum, Türkiye’den Avrupa’ya yönelik sürekli bir kadın göçü kanalının oluşmasına yol açmıştır. Evlilik yoluyla gerçekleşen göçler, Avrupa’daki Türk topluluklarının Türkiye ile sosyal, kültürel ve akrabalık bağlarını korumasına katkı sağlamıştır. Aynı zamanda bu süreç, göçmen toplulukların kimlik ve aidiyet yapılarının yeniden üretilmesinde önemli bir işlev üstlenmiştir.

Beşinci süreç ise, nitelikli ve profesyonel kadın göçü olarak 2010’lu yıllardan itibaren hız kazanmıştır. Bu dönemde Avrupa’ya göç eden kadınlar arasında akademisyenler, mühendisler, doktorlar, öğretmenler, araştırmacılar, girişimciler ve farklı uzmanlık alanlarından profesyoneller bulunmaktadır. Küreselleşme, uluslararası iş piyasalarının genişlemesi ve Avrupa ülkelerinin nitelikli işgücüne yönelik politikaları bu süreci destekleyen başlıca faktörlerdir.

Beş ayrı süreci göz önüne aldığımızda, Türkiye’den Avrupa’ya yönelik Türk kadın göçünün yaklaşık yetmiş yıllık bir tarihsel geçmişe sahip olduğu görülmektedir.

Bugün sayıları beş ila altı milyona ulaşan Avrupa Türklerinin önemli bir bölümünü kadınlar oluşturmaktadır. Türk kadınları yalnızca göç hareketlerinin pasif aktörleri değildir. Aksine kadınlar, Avrupa Türklerinin gelişme ve değişim süreçlerinin aktif aktörleri olmuşlardır. Başarılı Türk kadınları ise genç nesiller için önemli birer rol modeldir. Bu konuda üstat İlhan Karaçay’ın sadece Hollanda’da 500’ü aşkın başarılı Türk kadını tespit ettiğini de ifade etmemiz gerekiyor.

Veyis Güngör
18 Haziran 2026

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti