Sadece Türkiye pasaportuna sahip gezginler İngiltere’de üç gün kalma şartını yerine getirdikten sonra İrlanda’ya da hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan seyahat edebilir.

İrlanda’ya giderken ülkenin politik geçmişine dair bilgi sahibi olmak ülkeyi, anıtlarını, sokaklarını ve en önemlisi de insanını tecrübe ederken ve ne kadar çilekeş olduklarını tahlil ederken size yardımcı olacaktır kanaatindeyim.

Her ne kadar açlık grevi ilk Rusya’da 1800’lü yılların sonlarına doğru siyasi tutukluların bulunduğu Sibirya Gulag kamplarında ortaya çıksa da Avrupa ülkelerinde yirminci yüzyılın başlarıyla beraber ilginç gelişmeler yaşandı ve İrlanda da genellikle mahkumların başvurduğu bu yegane silaha sık sık başvurmak zorunda kaldılar veya bırakıldılar.

İrlandalı aktivistlerin açlık grevi konusundaki ısrarları meşhurdur ama haber yapılan ilk açlık grevi eylemi kadın hakları savunucusu Marion Wallace Dunlop isimli İskoç bir kadına aittir. Kendisi Londra’da eğitim gördüğü sırada parlamentonun duvarına ‘Haklar Bildirgesi’ni asmaktan dolayı tutuklanıp ve hapse atıldı. Açlık grevine başladı ve 91 saat sonra serbest bırakıldı, çünkü sağlığı kötüleşmeye başladı. Bu hareket diğer grevleri beraberinde getirdi ve aslında otoriteler tarafından en can sıkıcı grev olarak nitelendirildi. Çünkü açlık grevine giden tutukluların talep/iddia ettikleri ve protesto ettikleri şeye karşı hükümetin elindeki en etkin silah olan hapse atma olasılığının etkisini azalttı. Tutuklular sorun yaratarak ve haber yapılarak kamuoyu oluşturmaya başladılar. Çünkü tutuklular yiyecek ve içeceği reddettiler, doktorlar zora başvurmak zorunda kaldılar.

Açlık grevlerini yaygınlaştıranların 19. yüzyılın sonlarında Rusya’daki grevlerden ve etkisinden haberdar oldukları da iddia edilir. Bunun yanında açlık grevine yatmak her ne kadar kişinin kendisine zarar verse de ölüm ile sonuçlanması beklenmez, sorumluluk sahibi toplumlar insanların bu şekilde ölmesine asla izin verilmeyeceğini bilirler. Ayrıca, greve başlayanın ölmesine izin verilirse taraftarları tarafından kahraman veya şehit olarak anılması korkusu vardır. Bu sebeple greve yatan kişiyi zorla beslemek isteyip, boğazdan midesine salınan bir boru yardımıyla mideye süt ve yumurta karışımı besin gönderdiler. Çünkü gıdasız geçen yedinci hafta ile beraber görme ve işitme kaybı yaşanır, iç kanama başlar ve 40 günden sonra her an ölüm beklenir.

Ancak İrlanda’da 1981 yılında açlık grevine başlayan parlamenter Boby Sands tutuklu bulunduğu Maze Hapishanesi’nde açlık grevine yatar, 66 gün sonra 27 yaşında ölür. İrlanda’da Birinci Dünya Savaşı sonrasında İrlanda Bağımsızlık Savaşı zamanından beri çeşitli dönemlerde açlık grevi yapılsa da bu tip grevlerin en bilineni işte…Boby Sands. İngiltere başbakanı Margaret Thatcher hükümetin zafer kazandığını duyursa da bu olayla şehit yarattılar ve İrlanda Kurtuluş Ordusu’na olan ilgi ve sempati arttı. Bu sebeple gezdiğiniz İrlanda ülkesinde fazlaca duvar resimleri ve siyasi ifadeler görürsünüz. Çoğunlukla İrlanda İngiltere siyasetine atıfta bulunan bu resimler bazen de dünya siyasetine de el atarlar.

Hindistan, Mahatma Gandhi ve yükselen Hindi kimliğinde Türk Kurtuluş Savaşı’nın etkileri olduğu bilinir. Çünkü Gandhi’nin bizatihi kendisinin ‘Türkler’in verdiği istiklal mücadelesine kadar tanrının İngilizler yanında olduğunu düşünürdüm’ şeklinde bir sözü olduğu bilinir. Açlık grevi eyleminin Britanya Hükümeti’nin başına saran İrlandalılar bu salgını diğer halklara da bulaştırmıştırlar diye düşünülür.

Yani, İrlanda seferinizde mutlaka karşınıza çıkacak kahramanca kabul edilen bu eylem ve buna benzer protestoların sokaklara ve büyük binalara yansımasının küçük bir izahatı budur.

Son olarak Türkiye’deki açlık grevlerinin nasıl başladıklarına bakıldığında karşımıza şair Nazım Hikmet çıkar. Kendisi askeri isyana teşvik ettiği iddiasıyla 1938 yılında hapse mahkum edildi, uzun süren mahkumiyet sonrasında adaletsizliklere karşı geldiğini düşünerek ailesine gönderdiği mektuptaki kararını açıklarken ‘açlık grevine yatmak’ ifadesini kullandı…ilk defa…

Şöyle ifade etti düşüncelerini bir mayıs günü;

‘…Bu kararım, herhangi bir yeis, bir yılgınlık, bir korkaklık, bir sabırsızlık neticesi değildir. Sabırlı, şuurlu, ümitliyim. Fakat, hakkın ve hakikatın ortaya çıkması için meydana hayatımı atmaktan başka imkânım kalmadığına kaniim. Bundan dolayı bu son imkânımı şuurla, ümitle kullanıyorum. Hakkın ve hakikatın tecellisi uğrunda ölürsem de bu sizin babanıza layık bir ölüm olacaktır.’