Dünya ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla çalkalanıyor.

En başta şunu söyleyelim. Bu saldırının dünyada hiçbir hukuksal ve ahlaki temeli yoktur.

Çünkü Birleşmiş Milletler (BM), 1945 tarihinde II: Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışını ve güvenliğini sağlamak için kurulmuştur. Bu demek ki BM’nin amacı; barış ve güvenliği sağlamak, insan haklarını korumak ve devletlerarası ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliğini teşvik etmek için kurulmuştur.

Peki, BM bu görevini yapabiliyor mu? Elbette ki yapamıyor.

28 Şubat 2026 tarihinde bir kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda 170 kız öğrenci ve 26 öğretmen öldürüldü. Bu durum kelimenin tam anlamıyla büyük bir cinayettir. Bütün bunların bir gün mutlaka hesabı da sorulmalıdır. Bu haberi bir eğitimci olarak içim yanarak izledim. Bu duruma çok ama çok üzüldüm.

Bunun için bir eğitimci ve eski bir siyasetçi olarak dünyanın yeni bir düzene geçişte hukukun, barışın, adaletin ve ahlakın temel alınmasını diliyorum.

ABD’nin unutulmaz Başkanı Franklin D. Roosvelt şöyle diyor: “Bir insanı ahlaken yetiştirmeden sadece zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmak demektir.”

Aslında bunu toplum yerine dünyaya bir bela kazandırmak demektir diye de anlayabiliriz. Çünkü bugün dünyaya bu belaları ve zulümlükleri yaşatan yöneticilerin sağlam bir ahlaki alt yapısının olmadığını da görüyoruz. Çünkü bir insanın temelleri, terbiye ve tahsildir

Erasmus boşuna “Kişi insan olarak doğmaz ona verilen şekille eğitimle insan olur,” diyor.

Savaşın elbette belli şartları vardır. Bunu en iyi Atatürk açıklamıştır. "Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir." Evet, bu tür savaşlar birer cinayettir.

Atatürk’ün bu güzel ve anlamlı sözünü de hiç unutmayalım. “Yurtta barış, dünyada barış.”

Bir Hollanda gazetesi EPSTEİN skandalını örtmek için bu savaşın çıkarıldığını karikatürle anlatıyor. Buna eklenecek bir sözcük bulamıyorum.

Çünkü EPSTEİN olayı dünya çapında büyük bir ahlaksızlık olayıdır.

Bunu gündemde düşürmek için savaş çıkartmak ise en büyük zulümdür ve zalimliktir. Ne yazık ki suçsuz günahsız çocuklar, Gazze’de de olduğu gibi bu savaşların kurbanı oluyor.

Onun için Atatürk’ün ahlak konusundaki fikirleri bütün dünyaya yol gösteriyor ve örnek oluyor.

“Ahlak, kutsaldır; aynı değerde eşi yoktur ve hiçbir çeşit değerle ölçülemez.

Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar. Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlaki değerleriyle ölçülür.

Hiçbir millet yoktur ki, ahlaki esaslarına dayanmadan ilerlesin.”

Sonuç olarak John Rustin’in dediği gibi “Pek çok din vardır ama ahlak tektir.”

Öyleyse tek olana bu ahlaki değerlerde bütün insanlığı birleştirebilmek için dünya çapında büyük bir mücadeleye ihtiyacımız vardır. Bu mücadele ULUSLARARASI AHLAK KURLLARINI BM’e üye devletler tespit etmeli ve bütün okullarda ve evlerde çocuklara öğretilmelidir.

Yoksa Mevlana’nın dediği gibi insanlık yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Bakınız Mevlana bu konuda ne diyor:

“İnsanı hayvandan ayıran akıl ve edeptir. Bunlar olmayınca ikisi de birdir.”

Bekir Cebeci

(Eski Güney Hollanda Eyalet Milletvekili)

Rotterdam, 6 Mart 2026

e-mail: [email protected]