İtalya’da 2027’de yapılacak genel seçim öncesinde siyasi mücadelenin en önemli başlıklarından biri seçim yasası haline geldi.
Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet koalisyonunun hazırladığı ve İtalya’da “Stabilicum”, muhalefet çevrelerinde ise “Melonellum” olarak adlandırılan düzenleme, mevcut karma seçim sistemini büyük ölçüde değiştiriyor.
Senato, tasarıyı 15 Eylül’de 113 kabul, 71 ret ve iki çekimser oyla onayladı. Senato’daki değişiklikler nedeniyle tasarı yeniden Temsilciler Meclisi’ne gönderildi.
Yeni sistem, mevcut seçim yasasındaki dar bölge/çoğunluk esaslı sandalye dağılımını kaldırarak ağırlıklı olarak nispi temsile geçiyor. Ancak sistemin asıl kritik noktası çoğunluk primi.
Son şekliyle seçimde en fazla oyu alan koalisyon yüzde 42 eşiğini aşarsa, parlamentoda çalışabilir bir çoğunluk sağlayacak ek sandalye avantajından yararlanacak. Düzenlemede çoğunluğun ulaşabileceği sandalye sayısı Temsilciler Meclisi’nde 220, Senato’da 113 ile sınırlandırılıyor. Hiçbir ittifak yüzde 42’ye ulaşamazsa çoğunluk primi uygulanmayacak ve sandalyeler nispi sisteme göre dağıtılacak.
Muhalefetten suçlama: “Meloni kendisine seçim yasası hazırlıyor”
Düzenleme, muhalefetin sert tepkisine yol açtı.
Demokratik Parti (PD) lideri Elly Schlein, Meloni’yi kamuoyu yoklamalarını dikkate alarak kendi siyasi geleceğine uygun bir seçim sistemi oluşturmaya çalışmakla suçladı. Schlein, hükümetin yaklaşımını “kurumlara sahiplik anlayışı” olarak nitelendirdi ve muhalefetin düzenlemeye karşı birlikte hareket edeceğini açıkladı.
Muhalefet partileri ayrıca sistemin öngördüğü çoğunluk priminin anayasal sorun yaratabileceğini savunuyor. Hükümet cephesi ise reformun temel amacının seçim sonrasında istikrarlı bir parlamento çoğunluğu oluşturmak olduğunu söylüyor.
Dolayısıyla reformun “Meloni’yi yeniden seçtirmek için hazırlandığı” hükümet tarafından kabul edilmiş bir amaç değil; muhalefetin temel siyasi suçlaması. Ancak sistemin tasarımı, seçim öncesinde kurulacak ittifakların önemini belirgin biçimde artırıyor.

Yeni seçim sistemi Meloni’nin hesabını nasıl değiştiriyor?
Reformun siyasi etkisinin merkezinde yüzde 42 eşiği bulunuyor.
Meloni’nin liderliğindeki İtalya’nın Kardeşleri (FdI), Forza Italia, Lega ve Noi Moderati seçimlere ortak koalisyon olarak girerse, toplam oylarının yüzde 42 sınırına ulaşması çoğunluk primi açısından kritik önem taşıyacak.
Ancak Meloni açısından yeni bir sorun da ortaya çıkmış durumda: Roberto Vannacci’nin sağdaki yükselişi.
Eylül sonunda Calabria’da yapılan ara seçimde Meloni liderliğindeki iktidar koalisyonu yaklaşık yüzde 53 ile bölgedeki üstünlüğünü korurken Vannacci’nin National Future hareketinin adayı yaklaşık yüzde 10 oy aldı. Reuters, Vannacci’nin yükselişinin 2027 seçimleri öncesinde Meloni’nin sağındaki oyları bölme potansiyeline dikkat çekiyor.
Bu nedenle yeni seçim sistemi yalnızca muhalefeti birleşmeye zorlamıyor; Meloni açısından da sağ blokun parçalanmasını önlemeyi stratejik hale getiriyor.
Anketlerde yarış giderek sıkılaşıyor
Son kamuoyu araştırmaları, seçim yasası tartışmasının neden bu kadar önemli hale geldiğini de gösteriyor.
24 Eylül’de yayımlanan YouTrend/Sky TG24 araştırmasına göre Meloni’nin FdI’si yüzde 26,5 ile ülkenin en büyük partisi konumunu korurken PD yüzde 21,1, Giuseppe Conte liderliğindeki M5S ise yüzde 13,2 seviyesinde ölçüldü.
FdI, Forza Italia, Lega ve Noi Moderati’den oluşan mevcut hükümet bloğunun toplam desteği yüzde 39,9 olarak hesaplandı. PD, M5S ve AVS’den oluşan merkez sol blok ise yüzde 40,2’ye ulaştı. Italia Viva ve +Europa da dahil edildiğinde bu oran yüzde 44’e çıkıyor.
Bu rakamlar seçim sonucunun yalnızca hangi partinin birinci olacağından değil, hangi partilerin seçim öncesinde aynı ittifak çatısı altında toplanabileceğinden etkilenebileceğini gösteriyor.
Meloni’nin karşısında kim olacak: Conte mi Schlein mı?
Muhalefetin önündeki en büyük sorun ise liderlik.
Financial Times’ın analizine göre eski Başbakan Giuseppe Conte, Meloni karşısında oluşturulacak geniş muhalefet ittifakının liderliğini üstlenmeye hazırlanıyor.
Conte 1 Haziran 2018 ile 13 Şubat 2021 arasında başbakanlık yapmış, daha sonra Beş Yıldız Hareketi’nin (M5S) liderliğini üstlenmişti.
Ancak PD lideri Schlein’in de ortak muhalefet cephesinin liderliğini Conte’ye bırakmaya niyeti olmadığı görülüyor.

Burada dikkat çekici bir paradoks bulunuyor: PD’nin ulusal oy oranı M5S’den belirgin biçimde yüksek olmasına rağmen Conte bazı araştırmalarda ortak başbakan adaylığı konusunda Schlein’in önüne geçebiliyor.
Ipsos’un 19 Eylül’de yayımladığı araştırmada, ilerici seçmenler arasında olası liderlik yarışında Conte yüzde 38, Schlein yüzde 22 destek aldı. Aynı araştırma Ukrayna savaşı ve nükleer enerji politikalarının muhalefet seçmenini bölen başlıca konular arasında bulunduğunu ortaya koydu.
Ancak farklı araştırmalar farklı sonuçlar veriyor. Nisan ayında YouTrend tarafından yapılan bir araştırmada kesin olarak önseçime katılacağını söyleyen merkez sol seçmenler arasında Schlein yüzde 41, Conte yüzde 26, Cenova Belediye Başkanı Silvia Salis ise yüzde 25 destek almıştı.
Bu nedenle muhalefetin ortak adayının kim olacağı henüz netleşmiş değil.
Ukrayna, muhalefetin en büyük fay hatlarından biri
Conte ile Schlein arasındaki anlaşmazlık yalnızca liderlik mücadelesinden kaynaklanmıyor.
En önemli görüş ayrılıklarından biri Ukrayna.
Financial Times’ın analizine göre Conte, İtalya’nın mevcut dış politika çizgisinin değiştirilmesini, Rusya ile ilişkilerin yeniden değerlendirilmesini ve Ukrayna’ya askeri yardımın sona erdirilmesini savunuyor. Bu yaklaşım PD içerisindeki Atlantikçi ve Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesini isteyen kesimlerle önemli bir çatışma yaratıyor.
Ukrayna meselesi yalnızca muhalefeti değil, İtalyan sağını da bölüyor. Ağustos ayında yapılan değerlendirmelerde savaş ve Kiev’e silah yardımlarının hem iktidar hem de muhalefet bloklarının içerisindeki temel ayrışma noktalarından biri haline geldiğine dikkat çekilmişti.
2022’nin tekrarlanmasından korkuyorlar
Muhalefetin hafızasında 2022 genel seçimi bulunuyor.
PD, M5S ve diğer merkez sol partiler seçim öncesinde ortak bir blok kuramamış, buna karşılık Meloni liderliğindeki sağ ittifak birlikte seçime girmişti.
Financial Times’ın analizinde de muhalefetin parçalı biçimde seçime girmesinin Meloni liderliğindeki sağ ittifakın parlamentoda güçlü bir çoğunluk elde etmesine katkıda bulunduğuna dikkat çekiliyor. PD milletvekili Lia Quartapelle, muhalefetin 2022’de birlikte hareket edememesini sağın iktidara gelmesindeki temel faktörlerden biri olarak değerlendiriyor.
2027’ye giderken bu nedenle merkez solda kullanılan anahtar kavram “campo largo”, yani “geniş alan/geniş cephe”.
Ama bu cephenin PD, M5S ve Yeşil-Sol İttifakı AVS ile sınırlı mı kalacağı, yoksa Matteo Renzi’nin Italia Viva’sı, +Europa ve diğer merkez partileri de içine alıp almayacağı henüz kesinleşmiş değil.
Seçim yasası muhalefeti birleşmeye zorluyor
İşte Meloni hükümetinin seçim reformunun en önemli siyasi sonucu burada ortaya çıkıyor.
Yeni sistemde seçim öncesinde oluşturulan koalisyonların toplam oyu ve yüzde 42 eşiği kritik hale geldiği için, birbirine yakın partilerin ayrı ayrı yarışması daha büyük bir dezavantaja dönüşebilir.
Financial Times da yeni seçim yasasının en büyük ittifakı ödüllendiren yapısının muhalefet üzerindeki birleşme baskısını artırdığına dikkat çekiyor.
Bu durum Meloni açısından iki yönlü bir hesap yaratıyor.
Bir tarafta, dört yıldır birlikte hareket eden sağ koalisyonu koruyarak yüzde 42 sınırını aşmak ve çoğunluk priminden yararlanmak mümkün olabilir.
Diğer tarafta ise seçim sistemi, yıllardır birbirleriyle rekabet eden muhalefet partilerini istemeden de olsa tek bir ittifak ve ortak başbakan adayı etrafında birleşmeye zorlayabilir.
Meloni için yeni tehlike: Sağındaki Vannacci
Başbakan açısından 2027 seçimlerinin bir başka bilinmeyeni ise Roberto Vannacci.
Son anketlerden birinde Vannacci’nin National Future hareketi yüzde 8,1’e ulaşırken FdI yüzde 26,5 seviyesinde ölçüldü. Aynı araştırmada Vannacci’nin özellikle erkekler ve genç seçmenler arasında daha güçlü destek aldığı görüldü.
Dolayısıyla Meloni’nin hesabı yalnızca Schlein ve Conte’nin birleşip birleşmeyeceğine bağlı değil.
Sağdaki oyların Vannacci’ye kayması ve National Future’ın mevcut iktidar ittifakının dışında kalması halinde, Meloni koalisyonunun yeni sistem açısından kritik olan yüzde 42 sınırına ulaşması zorlaşabilir. Buna karşılık Vannacci’nin seçim öncesinde sağ koalisyona dahil edilmesi farklı siyasi ve programatik gerilimler yaratabilir. Reuters’ın Calabria ara seçimine ilişkin değerlendirmesi de bu ikileme dikkat çekiyor.
2027 sandığına giderken iki ayrı birleşme savaşı
İtalya’da böylece 2027 genel seçimine giden mücadele klasik sağ-sol yarışının ötesine geçmiş durumda.
Bir tarafta Meloni, mevcut iktidar ortaklarını bir arada tutmaya ve sağındaki yeni rakiplerin oyları bölmesini önlemeye çalışıyor.
Diğer tarafta Schlein ve Conte, Meloni’yi yenebilmek için birlikte hareket etmeleri gerektiğini kabul ederken ittifakın liderinin kim olacağı, Ukrayna politikası ve merkeze ne kadar açılacağı konusunda anlaşmaya çalışıyor.
Yeni seçim yasası ise bu hesapların tam merkezinde.
Meloni hükümeti düzenlemeyi “yönetilebilirlik ve istikrar” sağlayacak bir reform olarak sunarken muhalefet, iktidarın 2027 seçimi öncesinde kuralları kendi avantajına değiştirdiğini savunuyor.
Ancak kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu yakın blok dengeleri dikkate alındığında, yeni sistemin sonucu yalnızca Meloni’nin planları belirlemeyebilir.
2027’de İtalya’da asıl belirleyici soru, Meloni’nin seçim yasasını değiştirip değiştiremeyeceğinden çok, yeni kurallar altında hangi tarafın seçimden önce daha geniş ve daha dayanıklı bir ittifak kurabileceği olabilir.







