Son yıllarda küresel ekonomide yaşanan kırılmalar, şirketlerin üretim ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Brexit sonrasında Avrupa Birliği dışındaki ticaret ağını güçlendirmeyi hedefleyen Birleşik Krallık açısından Türkiye, bu stratejinin en önemli ortaklarından biri haline geldi.
Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya arasında köprü konumunda bulunan Türkiye; gelişmiş sanayi altyapısı, genç iş gücü ve güçlü ihracat kapasitesiyle İngiliz yatırımcıların radarında üst sıralarda yer alıyor.
Uzmanlara göre Londra yönetimi, Türkiye'yi yalnızca ihracat yapılan bir ülke olarak değil, küresel üretim zincirlerinin önemli bir halkası olarak değerlendiriyor.
Ticaret hacmi sürekli büyüyor
Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacmi son yıllarda istikrarlı şekilde artış gösterdi.
Brexit sonrasında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması iki ülke arasındaki ticaretin kesintiye uğramasını önlerken, bugün taraflar anlaşmanın kapsamını genişletmek için müzakerelerini sürdürüyor.
Yeni dönemde;
- hizmet ticareti,
- dijital ekonomi,
- yatırımlar,
- kamu alımları,
- yeşil dönüşüm,
- finansal hizmetler
gibi alanların anlaşmaya dahil edilmesi hedefleniyor.
Ekonomi çevreleri bunun tamamlanması halinde iki ülke arasındaki ticaret hacminde yeni bir sıçrama yaşanabileceğini değerlendiriyor.

İngiliz şirketleri Türkiye'de hangi sektörlere yatırım yapıyor?
Birleşik Krallık merkezli şirketlerin Türkiye'deki yatırımları uzun yıllardır birçok stratejik sektörde yoğunlaşıyor.
Öne çıkan alanlar arasında;
- finans ve bankacılık,
- enerji,
- yenilenebilir enerji,
- altyapı,
- sigortacılık,
- ilaç,
- hızlı tüketim ürünleri,
- perakende,
- madencilik,
- teknoloji,
- savunma sanayi yer alıyor.
Özellikle son dönemde yeşil enerji yatırımları ve dijital teknolojiler İngiliz sermayesinin en fazla ilgi gösterdiği alanlar arasında bulunuyor.
Savunma sanayii ekonomik ortaklığın yeni lokomotifi
İki ülke arasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri savunma sanayi alanında yaşanıyor.
Türk savunma sanayisinin son yıllarda ulaştığı üretim kapasitesi ve ihracat başarısı, İngiliz şirketlerinin ilgisini artırırken; ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve mühendislik projeleri iki ülke ilişkilerine yeni bir boyut kazandırıyor.
Savunma alanındaki iş birlikleri yalnızca askeri değil, yüksek teknoloji, havacılık ve ileri mühendislik yatırımlarını da beraberinde getiriyor.
Enerji dönüşümünde ortak hedefler
İngiltere, net sıfır karbon hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını küresel ölçekte destekleyen ülkelerin başında geliyor.
Türkiye'nin;
- rüzgâr enerjisi,
- güneş enerjisi,
- enerji depolama,
- elektrik şebekeleri,
- hidrojen teknolojileri
alanındaki potansiyeli İngiliz yatırım fonlarının ilgisini çekiyor.
Enerji uzmanları önümüzdeki yıllarda özellikle offshore rüzgâr, batarya teknolojileri ve sürdürülebilir finans projelerinde yeni ortaklıkların gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Londra'nın gözü Türkiye'nin üretim gücünde
Pandemiyle başlayan ve jeopolitik krizlerle hızlanan "yakın coğrafyada üretim" anlayışı Türkiye'nin önemini artırdı.
Avrupa pazarına kısa sürede ulaşabilen üretim altyapısı sayesinde Türkiye;
- otomotiv,
- beyaz eşya,
- tekstil,
- makine,
- elektronik,
- kimya
gibi sektörlerde İngiliz şirketleri için güvenilir üretim merkezi olarak öne çıkıyor.
Bu durum yalnızca doğrudan yatırımları değil, ortak üretim modellerini de artırıyor.
Finans sektöründe yeni dönem
Londra dünyanın en büyük finans merkezlerinden biri olmayı sürdürürken, Türk şirketleri de İngiliz finans piyasalarına erişim konusunda daha aktif bir görünüm sergiliyor.
Öte yandan İngiliz yatırım fonlarının Türkiye'de özellikle altyapı, enerji ve teknoloji girişimlerine ilgisinin arttığı gözleniyor.
Finans uzmanları, faiz politikalarındaki normalleşme ve ekonomik reform sürecinin devam etmesi halinde uluslararası sermaye girişlerinin daha da hızlanabileceğini ifade ediyor.
Kamu diplomasisi de güçleniyor
Ekonomik ilişkiler yalnızca özel sektör yatırımlarıyla sınırlı kalmıyor.
Son yıllarda iki ülke arasında;
- ticaret heyetleri,
- yatırım zirveleri,
- teknoloji forumları,
- savunma sanayi toplantıları,
- ihracat organizasyonları
giderek daha sık gerçekleştiriliyor.
Kamu kurumları ile özel sektör temsilcilerinin aynı platformlarda buluşması, uzun vadeli ekonomik ortaklığın kurumsal zemininin güçlendiğine işaret ediyor.
Yeni hedef: Daha kapsamlı ekonomik ortaklık
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde iki ülke ilişkilerinin odağında üç temel başlık bulunacak:
- Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi,
- Karşılıklı doğrudan yatırımların artırılması,
- Yüksek teknoloji ve yeşil dönüşüm projelerinde ortaklıkların güçlendirilmesi.
Bu süreç başarıyla ilerlediği takdirde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ortaklığın, klasik ticaret ilişkisinin ötesine geçerek üretim, teknoloji ve stratejik yatırım ekseninde çok daha kapsamlı bir yapıya dönüşmesi bekleniyor.
Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ilişkiler, her iki taraf açısından da stratejik önem kazanıyor. Türkiye üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve büyüyen iç pazarıyla İngiliz yatırımcılar için cazibesini artırırken; Birleşik Krallık da finansal gücü, teknoloji altyapısı ve uluslararası yatırım deneyimiyle Türkiye'nin ekonomik dönüşümünde önemli ortaklardan biri olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde ticaret anlaşmasının genişletilmesi ve yeni yatırımların hayata geçirilmesi halinde, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin çok daha yüksek bir seviyeye ulaşması bekleniyor.









