Birkaç aykırı ses hariç, ekran uzmanlarının neredeyse tamamı, Hürmüz Boğazı’nı tanker trafiğine kapatmanın, yaşanan savaşta İran’ın ‘en büyük kozu’ olduğu iddiası üzerinde ittifak etmiş durumda.

Naçizane, bundan önceki birkaç yazımda; Hürmüz’ü kapatmanın, ‘İran’ın kendi ayağına sıkması’ anlamı taşıdığını iddia etmiştim. Fikrim değişmiş değil…

Önce şu gerçekçi tespiti yapalım: Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yüzde 20 kadarı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.

İkincisi, Hürmüz’ün tanker trafiğine kapatılması, dünyanın ‘enerji boğazını sıkma’ anlamına geliyor. Nitekim boğaz tamamen kapatılmadığı halde, tüm dünyanın paçaları tutuştu. Ham petrol fiyatları 70 dolar civarından 120 dolara doğru tırmandı.

Bunlar, sahada fiilen yaşananlar.

Fakat… Burada tartışmaya açık olan, hatta saha gerçekleriyle teyit edilemeyen nokta; Hürmüz’ün kapanması, kimin yararına ve kimin zararına? Dolayısıyla bu kapatmayı kim istiyor?

‘KOZ’ MU, ‘TEZGÂH’ MI?

Ekran uzmanları, Hürmüz’ü, ‘en büyük kozu’ olarak gören İran’ın kapattığını iddia ediyor.

Savaşın saldırganı ABD Başkanı Donald Trump, bir yandan İran’a; “Sakın Hürmüz’ü kapatma… Yoksa asarım, keserim, mahvederim…” mealinde şarlıyor. Sonra bir bakıyoruz, aynı Trump, “Hürmüz’ün kapanmasıyla zıplayan petrol ve gaz fiyatlarından dolayı tatlı paralar kazanıyoruz…” anlamına gelen cümleler kuruyor.

İranlı ileri gelenler ise; “Biz Hürmüz’ü kapatmadık; sadece ABD ve İsrail’e petrol ve LNG taşıyan gemilerin geçişine izin vermiyoruz. Diğer gemiler, bize bildirim yapmak suretiyle Hürmüz’den geçebilir…” diye, neredeyse yemin billâh ediyor.

Denilebilir ki; “Müsebbibi kim olursa olsun; Hürmüz’den geçişler kısıtlandı, bu yüzden tüm dünyada petrol ve doğalgaz fiyatları uçuşa geçti…”

Bu açıdan bakıldığında, bu ifadeler yalan veya yanlış değil.

İyi de, 25’inci gününü dolduran bu haksız ve zalimce saldırıları doğru analiz edeceksek, tartışmanın odağına yerleştirilen ‘Hürmüz Sorunu’nun hangi taraf için ‘koz’, hangi taraf için ‘tezgâh’ olduğunu yerli yerine oturtmamız lazım.

Boğazın gemi trafiğine kapatılması, hem İran’ın hem de Basra Körfezi üzerinden ihracat yapan diğer ülkelerin aleyhine bir sonuç işletiyor.

KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

Buna karşılık, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan ABD, Hürmüz gerekçesiyle fırlayan petrol ve gaz fiyatlarından dolayı müthiş paralar kazanıyor. ABD iç piyasasında benzinin galon fiyatının yüzde 30 kadar yükselmiş olması, Trump aleyhine bir durum oluştursa da, sular durulduğunda bu meselenin makul bir çizgiye geleceğini öngörmek yanlış olmayacaktır.

Durum, Rusya açısından da kazanca işaret ediyor… Ukrayna’ya saldırmasından dolayı 4 yıldır yaptırımlara maruz kalan Rusya, Hürmüz’den dolayı rahat bir nefes aldı; ABD Başkanı Trump, geçici bir süre için de olsa, Rusya’nın petrol ve gaz satışına yönelik kısıtlamaları kaldırdığını açıkladı.

Yani Rusya da bu işten iyi para kazanıyor.

Bu arada, Suudi Arabistan, dünden itibaren petrol ihracatı işini, Kızıldeniz’deki yükleme limanlarına yönlendirdiğini açıkladı.

Enerji ithal maliyetleri artanların başında ise Çin ve Avrupa ülkeleri geliyor. Tabi, başka coğrafyaların petrol ve gazına ‘usulüne uygun şekilde çöken’ İngiltere ve Hollanda gibi ülkelerin de kazançlılar listesine girdiğini söylemek yanlış olmaz.

ÖNCE HAKİKAT YİTİRİLİR

İran’a yönelik ABD-İsrail saldırısının esas amacının; enerji ve hammadde kaynaklarını kısıtlamak suretiyle Çin’i ‘hizaya getirmek’ olduğu dikkate alınırsa; ABD’nin Hürmüz meselesini bu amaçla kullandığını söylemek, hatalı olur mu?

Savaşta ilk önce ‘hakikatin yitirileceği’ ilkesi, elbette şu an yaşanan savaş için de geçerlidir. Nitekim gerek ABD-İsrail saldırgan ikilisi, gerekse İran, maruz kaldıkları veya rakip tarafa verdikleri zarar ve kayıplar konusunda gerçekleri değil; göstermek istediklerini dikkatlerimize sunuyor.

Dolayısıyla Hürmüz’ün kapatılmasını İran’ın istediği ve ABD’nin buna karşı çıktığı söylemleri, aslında tam bir propagandadan ibaret.

Sorulması gereken soru; Hürmüz’ün kapatılması meselesi, İran için bir ‘koz’ mu? Yoksa ABD-İsrail ikilisinin, kendi ayağına kurşun sıktırmak amacıyla İran’ın önüne koydukları bir ‘tezgâh’ mı?

Kişisel kanım; Hürmüz’ü kapatma işinin, İran’a karşı kurulmuş bir tuzak olduğu ve her ne kadar şimdilerde aksini savunsa da, İran’ın bu tezgâha geldiği yönündedir.

Hâsılı kelam; günümüz savaşlarının en önemli saldırı hamlelerinden birisinin, bilgi çarpıtma ve propaganda yoluyla, düşman ülkenin kendi kendisine zarar vermesini sağlamak olduğunu, yaşayarak öğrenmiş bulunuyoruz.