Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere arasında Brexit sonrası dönemin en önemli diplomatik temaslarından biri olarak görülen ikinci liderler zirvesinin tarihi netleşti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa'nın G7 Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, zirvenin 22 Temmuz’da Brüksel’de yapılacağı açıklandı. Zirvenin Avrupa Birliği Konseyi merkezinde gerçekleştirileceği bildirildi.
İşçi Partisi hükümetinin göreve gelmesinden bu yana Avrupa ile ilişkileri yeniden canlandırmayı hedefleyen Starmer, zirvenin hayat pahalılığıyla mücadele, ekonomik büyüme, istihdamın artırılması ve gençlere yeni fırsatlar sunulması açısından önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi. Starmer, hükümetinin “İngiltere’yi yeniden Avrupa’nın merkezine yerleştirme” vaadini yerine getirdiğini vurguladı.
Gençlik Hareketliliği Anlaşması Zirvenin En Kritik Başlığı
Brüksel’deki görüşmelerin merkezinde, İngiliz ve AB vatandaşı gençlerin karşılıklı olarak çalışma, eğitim alma ve belirli sürelerle yaşama imkânı sağlayacak “Gençlik Hareketliliği Programı” bulunuyor.
Müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığı belirtilirken, taraflar arasında katılımcı sayısına getirilecek olası kotalar, vize düzenlemeleri ve AB öğrencilerinin İngiltere’deki üniversite harçları gibi bazı konularda görüş ayrılıkları devam ediyor. Diplomatik kaynaklar, buna rağmen temmuz zirvesinde prensip anlaşmasına varılmasının güçlü bir ihtimal olduğunu ifade ediyor.
Programın hayata geçirilmesi halinde 30 yaş altındaki gençlerin eğitim, staj ve çalışma amacıyla karşılıklı hareketliliğinin kolaylaştırılması bekleniyor. Bu adım, Brexit sonrasında gençlerin kaybettiği fırsatların bir bölümünü geri kazandırabilecek önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ticaret ve Gıda Sektöründe Engellerin Kaldırılması Hedefleniyor
Zirvenin bir diğer önemli gündem maddesi ise ticaret olacak. Özellikle tarım ve gıda ürünlerinde Brexit sonrası ortaya çıkan bürokratik engellerin azaltılması amacıyla yeni bir sağlık ve bitki sağlığı (SPS) anlaşması üzerinde çalışılıyor.
Tarafların, gıda ve içecek ihracatında yaşanan denetim ve belge yükünü azaltacak düzenlemeler üzerinde uzlaşmaya yakın olduğu belirtiliyor. Böylece işletmelerin maliyetlerinin düşürülmesi ve tedarik zincirlerinin daha sorunsuz işlemesi amaçlanıyor.
Ekonomistler, Brexit sonrasında İngiltere’nin AB’ye ihracatında kayda değer düşüşler yaşandığını, özellikle hizmetler ve gıda sektörlerinin yeni ticaret düzenlemelerinden olumsuz etkilendiğini belirtiyor. Bu nedenle ticari ilişkilerin iyileştirilmesi, Starmer hükümetinin ekonomik büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.
Enerji ve Karbon Piyasalarında Yeni Dönem
Brüksel zirvesinde enerji iş birliği de masadaki başlıklardan biri olacak. İngiltere ile AB arasında elektrik piyasalarının daha yakın entegrasyonu ve karbon emisyon ticaret sistemlerinin birbirine bağlanması yönünde görüşmeler sürüyor.
Uzmanlar, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında enerji güvenliğinin Avrupa için stratejik öneme sahip hale geldiğine dikkat çekerek, İngiltere ile AB arasındaki enerji koordinasyonunun her iki tarafın da çıkarına olduğunu belirtiyor. Zirvede enerji piyasalarının entegrasyonuna yönelik somut adımların açıklanabileceği değerlendiriliyor.
Brexit’e Dönüş Yok, Ancak Daha Yakın İş Birliği Mesajı
Başbakan Keir Starmer, son günlerde yeniden alevlenen “AB’ye geri dönüş” tartışmalarına rağmen İngiltere’nin Birliğe yeniden katılmasının veya tek pazara dönmesinin hükümetin gündeminde olmadığını vurguluyor. Starmer, hedeflerinin Brexit’i tersine çevirmek değil, mevcut koşullar altında daha işlevsel ve pragmatik bir ortaklık kurmak olduğunu ifade ediyor.
AB tarafı da güvenlik, ekonomik dayanıklılık ve refah açısından İngiltere ile daha yakın iş birliğinin gerekli olduğu görüşünde. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, “AB ile İngiltere arasındaki yakın iş birliği ortak güvenliğimiz, dayanıklılığımız ve refahımız için hayati önem taşıyor” açıklamasında bulundu.
Gözler Temmuz Zirvesinde
2025 yılında Londra’da düzenlenen ilk AB-İngiltere zirvesinde savunma ve güvenlik alanlarında yeni iş birliği mekanizmaları oluşturulmuştu. Temmuz ayında Brüksel’de yapılacak ikinci zirvenin ise Brexit sonrasında ekonomik ve toplumsal ilişkilerin yeniden tanımlanmasında belirleyici bir aşama olması bekleniyor.
Diplomatik çevreler, gençlik hareketliliği, ticaret kolaylıkları ve enerji iş birliği konularında anlaşmaya varılması halinde bunun son yılların en kapsamlı AB-İngiltere yakınlaşması olarak kayda geçeceğini değerlendiriyor.





