İngiltere’nin 23 Haziran 2016’daki Brexit referandumunun 10. yılına yaklaşılırken, Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği (AB) arasında uzun süredir zaman zaman gergin seyreden ilişkilerde yeni bir yumuşama ve işbirliği döneminin başladığına dair işaretler artıyor. Bu yeni dönem, ekonomik bağların güçlendirilmesi, ticaretteki engellerin azaltılması ve Brexit sonrası işbirliğinde pragmatik çözümler arayışına odaklanıyor.
Starmer Hükümeti: “Post-Brexit Sıfırlama” Arayışı
İngiltere Başbakanı Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, Brexit sonrası ilişkilerin “yapıcı” ve “kazan-kazan” temelli bir sayfaya taşınmasını hedefliyor. Downing Street’te AB’nin ticaret ve ekonomi liderleriyle yapılan görüşmelerde, ticaretteki engellerin azaltılması ve sınır kontrolleri gibi mekanizmaların basitleştirilmesi ön plana çıktı. İngiltere tarafı, özellikle gümrük bürokrasisinin azaltılması, tarım ve sanayi ürünlerinde uyumun kolaylaştırılması ve ticaret akışının hızlandırılması için müzakereci bir yaklaşım benimsedi.
Starmer hükümetinin yaklaşımında, Brexit’in yarattığı ekonomik maliyetlerin azaltılması ve İngiliz şirketlerinin Avrupa pazarına daha etkin erişiminin sağlanması stratejik bir hedef olarak yer alıyor. Hükümet çevreleri, AB ile daha yakın ticari bağlar kurmanın İngiltere ekonomisine yıllık milyarlarca sterlinlik fayda sağlayabileceğini savunuyor.
AB’nin Tutumu: Tek Pazar’a Erişim ve Kurallara Uyum
Brüksel cephesinden gelen sinyaller, yeni ilişki arayışına olumlu bakıldığını gösteriyor, ancak Tek Pazar’a özel erişim konusunda net şartlar olduğu vurgulanıyor. Avrupa Komisyonu’nun üst düzey yetkililerinden Valdis Dombrovskis, İngiltere ile daha derin ticari ilişkiler kurulabileceğini, ancak bunun için AB’nin temel ilkeleri olan “dört özgürlüğe” uyumun tartışılması gerektiğini belirtti. Buna göre malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımını içeren temel ilkelerden hareketle, ayrıcalıklı bir pazar erişimi için belirli uyum taahhütleri gündeme gelebilir.
AB Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola da bu bağlamda iki tarafın geçmişin gerilimlerini aşarak ticaret, gümrük, hareketlilik, eğitim ve güvenlik alanlarında birlikte çalışmanın yolunu açması gerektiğini söyledi.
Somut Adımlar: Ticaret, Gençlik Programları, Enerji ve Savunma
Yaklaşan müzakerelerde sadece ticaret değil, aynı zamanda enerji piyasaları, gençlik değişim programları ve ortak savunma projeleri gibi alanlar da ele alınıyor. İngiltere hükümeti, gençlerin Avrupa ülkelerinde çalışma ve eğitim fırsatlarını artırmak için bir tür gençlik hareketlilik programı teklif ederken, AB de buna karşılık daha esnek ve karşılıklı fayda sağlayan modeller üzerinde duruyor.

Enerji piyasaları ve karbon ticareti gibi stratejik sektörlerde de karşılıklı çalışmaların genişletilmesi gündemde. Bu, hem İngiltere’nin karbon hedeflerine uyumunu kolaylaştırmak hem de Avrupa enerji pazarlarıyla entegrasyonu güçlendirmek için önemli görülüyor.
Savunma ve güvenlik işbirliği de müzakerelerin önemli bir ayağını oluşturuyor. Brexit sonrası İngiltere ve AB arasındaki askeri ve güvenlik projelerinde yaşanan mesafe, her iki tarafın da ortak tehditler ve Ukrayna krizi gibi cephelerde birlikte hareket etme ihtiyacının artmasıyla yeniden gündeme geliyor.
Siyasi Tartışma: Brexit’in Anlamı ve Halkın Görüşü
Bu yeni yumuşama süreci, Britanya içinde siyasi tartışmaları yeniden alevlendiriyor. Muhalefet partileri ve Brexit yanlıları, AB ile daha yakın ilişkilere yönelik adımları “Brexit’in ruhuna aykırı” olarak eleştiriyor. Buna karşılık, bazı iş dünyası çevreleri ve genç seçmenler, Brexit sonrası sınırlamaların azaltılması ve AB ile daha esnek bir işbirliği modelinin kurulmasını ticari çıkarlar açısından destekliyor.
Ancak hem İngiltere hem de AB yetkilileri, tam üyelik veya Brexit’in iptal edilmesine yönelik bir planın gündemde olmadığını, bunun yerine pragmatik işbirliğini derinleştiren yolların aranacağını tekrarlıyorlar.









