Göçmenliğin sorunlarından biri de memlekete gidebilme ya da gidememe sorunu dostlar. Bana göre ekonomik kaygılarla gelen göçmenler de "siyasi"dir. Ülkedeki beceriksiz yönetim bizi sevdiklerimizden ve yaşadığımız ülkeden koparıp buraya savurduğuna göre göçmenliğin kökeninde siyasi kararlar var değil mi?

 

Tatil deyü memleket ziyareti, çocuklarımız köklerinden kopmasın kaygısı, bayram-seyran, hasta yakınlarımız, cenazemiz ve ata evimiz derken bir ayağımız geldiğimiz topraklarda. Bir başka deyişle biz Türkiye ya da Kuzey Kıbrıs'a gitmeye mecburuz dostlar. Havayolu pazarını elinde bulunduran şirketler ise bu zorunlu talebi kötüye kullanıyorlar. Hatta gece gündüz bizi nasıl silkeleyeceklerini düşünüp şeytanın aklına bile gelmeyecek gizli fiyatlar yaratıyorlar. Bu sömürüye "Dur" demesi gereken Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı'ndan "tık" yok! İş yine bize düşüyor, kendi göbeğimizi yine kendimiz keseceğiz!

 

Okulların kapandığı 22 Temmuz'da THY ile Londra'dan İstanbul'a uçup 30 Ağustos'da dönmek isteyen bir yolcu 3 ay önceden biletini alırsa, uçuş saatine göre en az 733 en çok da 1069 sterlin ödeyecek. İki çocuklu aile ise bu rakamın dört katı 2 bin 932 -4 bin 276 sterlin arası bütçe yaratacak. İnsaf kardeşim! Bir işçi bir yılda 20 bin sterlin kazanamıyor bu ülkede. İnsaf! THY'nin fiyat fahiş fiyat politikasını eskiden ucuzcu olarak tanımlanan Pegasus da yakından takip ediyor. Pegasus son olarak 8kg bagaj hakkına da ücret almaya başlayarak sömürü dozunu artırdı. Sanırım bir sonraki adımı da uçaktaki tuvaletleri paralı yapmak olacak.

 

Bu havayolu şirketleri "Birader ne yapalım yakıt pahalı, vergiler uçuk, uçak kiraları el yakıyor" falan demesinler, Londra'dan Yunanistan'a İtalya'ya hatta Güney Kıbrıs'a uçak bilet fiyatlarına bakıp mesafelerine göre hesaplasınlar. Bizim uçak bilet fiyatlarındaki insafsız sömürüyü görürler.

 

Bir gazeteci olarak konuştuğum bütün seyahat acenteleri de bu sessiz ama katmerli sömürüden şikayetçi. Çaresiz mağdur yolcularla birebir iletişim içindeki acenteler ucuzdan başlayıp, uçuş günü maksimuma çıkması gereken biletleme sisteminin hileli kullanıldığını dile getiriyorlar. Okulların kapandığı hafta ya da bayram arifelerindeki uçuşların hiç de söylendiği gibi başlaması gereken en alt fiyattan açılmadığını biliyoruz. Sonuçta bu günlerdeki bilet fiyatlarının diğer günlerdeki dolu olan uçuşlara kıyasla iki üç katı olması da organize kötülüğü açıklıyor.

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşların karayolunu tercih etmesi ise beraberinde emek ve zaman kaybı, yollardaki kepazelik ile trafik kazalarını da beraberinde getiriyor.

 

Peki ne yapılabilir? Londra'da topluma yönelik faaliyet gösteren dernekler, seyahat acenteleriyle birlikte ortak bir kampanya başlatabilirler. İlk olarak Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ulaştırma bakanlıklarına baskı yapılabilir. Bütün bu çabalara duyarsız kalan havayolu şirketlerine karşı protesto eylemleri düzenlenebilir. Olmadı salgın dönemindeki gibi seyahat acenteleri aracılığı ile toplumun yoğun uçtuğu illere uçak kiralanabilir. Halkını sömürerek obezleşen dev havayolu şirketleri salgında uçmayınca, çok genç bir şirket olan Edwin Holidays bakanlıktan özel izinle uçak kiralayıp halkın taleplerini yerine getirmişti. Arşiv de biz de unutmadık!

 

Ayrıca dostlar biletlemede de bir dolu haksızlığa derhal "dur" denilmeli. Diyelim ki gidiş-geliş biletinizin gidiş ayağını kullanamadınız, geliş biletiniz de yanıyor. Nedeni "terörizme karşı önlem"miş. Bizi aptal mı sanıyorsunuz kardeşim? Bırakın bu saçma sapan terörizm bahanesini! Bu soygun yöntemi derhal kaldırılmalı!

 

Biletleri değiştirebilmeniz ya da iade edebilmeniz için bilet alırken ek bir ücret ödemek zorundasınız. Bu haksız kazanç uydurmacasından başka bir şey değildir.

 

Yolcu beraberindeki yük limitinde de büyük sömürü var. Charter uçakla ölü sezonda ve gece yarısından sonra uçtuğunuzda 50 sterline bulduğunuz biletinize ek olarak 60 sterlin de bavul ücreti ödüyorsunuz. Bavul sizden daha değerli. Bence yolcu kilosu ve yükünün toplamı 100kg'a kadar ücretsiz olmalı. Diyelim ki 70kg'lık bir yolcu, 8kg'lık kabin bagajı 9kg olduğunda fark ödemek zorunda. Yanında oturan 120kg'lık yoldaşı ise kabin bagajıyla toplam 128kg ve daha ucuza uçmuş oluyor. Bu reva mı? Ayrıca çocuklardan da aynı ücreti alınması adeletsizlik! Bu "100 kg yöntemiyle" hiç olmazsa çocuklara yapılan haksızlık da telafi edilmiş olur! Haklı değil miyim?