“Eğitim sistemini, müfredatını Kemalizm’den arındırmak lazım” gibi açıklamalar yapıyorlar. Eğitim ile ilgili ciddi bir kuruluşun başkanı ve yardımcısı şahıslar.

Benim fikrime göre, öncelikle zihinlerindeki, kalplerindeki yalan, yanlış, kirli, zararlı düşünceleri, duyguları arındırmaları lazımdır.

Hayatında açıp Kuran okumamış kimsenin Müslümanlık, İslam  gıyabında atıp tutması ne kadar güdük olursa, Atatürk’ü, savaşlarını, 15 yılda Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini, ilkelerini ( Yani inandıklarını, benimsediklerini, gönül verdiklerini, kırmızı çizgilerini, ama hakiki kırmızı çizgilerini, yani laf salatası olmayan ve uğruna ölümü hiçe sayacağı kırmızı çizgileri) öğrenmeyen, araştırmayan, okumayan, analiz etmeyen ve sonrada Kemalizm deyip sanki satanizmden bahsediyormuş gibi ayaklar sallayan, havalar atan kişilerin böylesine bir Atatürk  düşmanlığı sanırım Atatürk’ü tanıyan ağaçları, kuşları, böcekleri bile rahatsız eder. Hatta Onu dize getirmek isteyen İşgal kuvvetlerinin yaşıyorlarsa komutanlarını, vefat ettilerse onların çocuklarını, torunlarını bile rahatsız eder.

Şimdi hep birlikte fikir jimnastiği yapalım. Kemalizm diyerek komünizm, faşizm gibi uydurulan bu laf aslında Mustafa Kemal Atatürk ilke ve inkılaplarıdır. Kısaca Atatürkçülüktür. Atatürkçü düşünce sistemidir! Nedir? İnkılapları (yenilikleri) zaten hala yaşıyoruz ve yaşayacağız. Bu beyhude nefes tüketen düşmanlarının bu özgürlükleri bile Atatürk’ün ilke ve inkılaplarından küçük bir demettir.

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik, İnkılapçılık olarak sıralanır Atatürk ilkeleri. Tamamlayıcı, bütünleyici  ilkeleri ise; ulusal bağımsızlık, ulusal birlik, çağdaşlık, akılcılık, ulusal egemenlik olarak belirtilir. Hepsi bu kadar basittir.

Şimdi bu ilkelerde bizi rahatsız eden, bizi huzursuz eden, arındırmamız gereken hangisi olabilir?

Cumhuriyet sistemini devirip yerine padişahlık sitemini mi getirelim?

Milliyetçi olmayalım da Türklüğümüzden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan mı utanalım?

Halkçı olmayalım da;  aristokrat mı olalım? Asil, yönetici, zengin tabakanın menfaatlerini sıradan halkın menfaatlerinden üstün mü tutalım? Sıradan halkı köle, asilleri de efendi mi görelim?

Müslüman olmayanları kurşuna mı dizelim? Alevi olanlara saygı duymayalım mı? Hıristiyan, Yahudi, Şaman dinlerine sövelim mi?

Devletçi olmayalım da devletimize sürekli kazık atmak için paralel devlet mi kuralım?

Her türlü güzel, modern, akılcı ve mantığın sindirdiği yeniliklere kapalı mı olalım? Sabit fikirli mi olalım?

Atatürk’e bu düşmanlık, bu kin, bu nefret nedendir?

Vatan dediğimiz topraklarımızı, denizlerimizi, hava sahamızı yol geçen hanı mı yapalım? Toprak bütünlüğümüzü korumayalım mı? Devletimizi, milletimizi, bayrağımızı sevmeyelim mi?

Senin istediğin nedir? Mustafa Kemal Atatürk gıyabında suç duyurusunda bulunup, kendisini savaş suçlusu ve vatan haini  olarak yargılamak mı istiyorsun? Evet! Sana destur verilirse gideceğin son nokta bu olacaktır! Ama dikkat! O nokta kırılma noktan olabilir! Kaos başlangıcın olabilir! Yoksa asıl niyetin kırılma noktası, fay hattı, kaos oluşturmak mıdır?

Atatürk dostuna da, düşmanına da her düşüncesini ve her duygusunu kıvırmadan, sağa sola bükmeden söylemiş! Sen de ne derdin varsa, açıkça dile getir! Dilini sağa sola bükme!

Çocuklarımız, velilerimiz bunları öğrenmekten, benimsemekten huzursuz, mutsuz mu olmuşlar?

Yürü git yoluna! Hepimiz uzun ince bir yolda gündüz, gece gidiyoruz! Sen önce nereye, niçin gittiğini bir öğren!

Eğitim, müfredat, tedrisat….boş ver bu laflara! İnsan demek Allah’ın yarattığı, nefesinden üflediği can demektir, ruh demektir. Sen bu canlar, bu ruhlar nasıl daha huzurlu yaşarlar? Vakit geldiğinde, nasıl daha huzurlu ortamlarda huzur içinde ölürler? İstersen bunları düşün!

Mustafa Kemal Atatürk isimli beğenmediğin  vatansever ve milliyetperver, yüreği düşmanlarına bile sevgi ve saygı ile dolup taşmış adam bunları düşündü! Sen de düşün!

“Yurtta sulh, cihanda sulh” dedi.

“Nefsi müdafaa için zaruri değilse harp bir cinayettir” dedi.

Bu laflar da mı seni rahatsız ediyor?

Bu milletin ordusuna, gençliğine sınırsız bir sevgi ve güven beslemiş! Bu mu seni rahatsız ediyor?

Eğer gerçekten inanıyorsanız emin ol ki öbür alemde kendisi ile hesaplaşacaksınız!

O sizden davacı bile olmaz! Gülüp geçer! ‘’  Boş verin saygıdeğer melekler’’  der!

Ama melekler size bunların hesabını soracaktır.

Nasıl ki bu fani alemde, bazı suçlardan mağdur şikayetçi olmasa bile, savcılar kamu davası kabul edip iddianame hazırlar! Öbür hakiki, baki alemde de savcı, sorgucu meleklerin böylesine düşmanlıkları ilahi dava kabul edip hesap soracaklarından hiç şüphen olmasın!


www.tarazastana.com