Avrupa’da düzensiz göç tartışmaları sertleşirken, United Kingdom hükümeti, sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin üçüncü ülkelerde kurulacak merkezlere gönderilmesini destekleyen yeni Avrupa mutabakatına katıldı. Avrupa Konseyi’ne üye 46 ülkenin Moldova’nın başkenti Chișinău’da imzaladığı siyasi bildiride, devletlerin sınırlarını koruma ve göç politikalarını belirleme konusunda “egemen hakka” sahip olduğu vurgulandı.
Bildiride, düzensiz göçü caydırmak amacıyla sığınma başvurularının üçüncü ülkelerde değerlendirilmesi ve “geri dönüş merkezleri” kurulması gibi yeni yöntemlerin desteklendiği belirtildi. Bu yaklaşımın, özellikle Italy ile Albania arasında yürürlüğe giren modele dayandığı ifade ediliyor. Roma yönetimi, Arnavutluk’taki merkezleri hem iltica başvurularının işlenmesi hem de sınır dışı süreçleri için kullanıyor.
İngiltere “Rwanda modeli” yerine Avrupa ortaklığına yöneldi
İngiliz hükümeti, önceki Muhafazakâr Parti döneminde büyük tartışma yaratan Rwanda planının ardından, bu kez Avrupa ülkeleriyle ortak hareket etmeyi tercih ediyor. İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer hükümeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden tamamen çekilmek yerine sözleşmenin yorumunun “güncellenmesini” savunuyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, yeni bildirinin “sağduyulu bir yaklaşım” sunduğunu belirterek, mevcut sistemin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Cooper, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tamamen terk edilmesini istemediklerini, ancak özellikle aile hayatı hakkını düzenleyen 8. madde ile kötü muamele yasağını içeren 3. maddenin yorumlanış biçiminin sınır dışı işlemlerini zorlaştırdığını savundu.
Bildiri bağlayıcı değil, ancak siyasi yön değişimini gösteriyor
Uzmanlara göre anlaşma hukuken bağlayıcı değil. Ancak Avrupa’da göç politikalarının giderek daha sertleştiğini göstermesi bakımından önemli görülüyor. Avrupa Konseyi’nin yayımladığı metin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dolaylı biçimde “devletlerin göç politikalarına daha fazla alan tanınması” mesajı veriyor.
Bazı hukukçular ise bildirinin mahkemeler üzerinde doğrudan etkisi olmayacağını savunuyor. Eski yargıçlar ve insan hakları uzmanları, siyasi deklarasyonun hukuki içtihatları değiştirmeye yetmeyeceğini, ancak hükümetlerin daha sert göç yasaları hazırlamasına zemin oluşturabileceğini belirtiyor.

İnsan hakları örgütlerinden sert tepki
Uluslararası insan hakları kuruluşları ve göç hukuku uzmanları ise anlaşmaya tepki gösterdi. Eleştiriler, üçüncü ülke merkezlerinin sığınmacıların hukuki korumalara erişimini zorlaştırabileceği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkisini zayıflatabileceği yönünde yoğunlaşıyor.
Hak örgütleri ayrıca, Avrupa dışındaki merkezlerde tutulacak kişilerin hangi hukuki denetime tabi olacağının belirsiz olduğunu ve uygulamanın uzun süreli gözaltı koşullarına dönüşebileceğini savunuyor. Özellikle çocuklar ve aileler açısından ciddi insan hakları riskleri doğabileceği belirtiliyor.
Avrupa’da yeni göç ekseni oluşuyor
Son dönemde Denmark, Germany ve Italy gibi ülkelerin de üçüncü ülke merkezleri fikrine sıcak yaklaşması, Avrupa’da ortak bir göç ekseninin oluştuğu yorumlarına yol açtı. Avrupa Birliği de son aylarda “güvenli üçüncü ülke” uygulamalarını genişleten yeni düzenlemeleri onayladı.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise Avrupa Konseyi bildirisi sonrası yaptığı açıklamada, Arnavutluk modeliyle başlatılan yaklaşımın artık Avrupa genelinde kabul gördüğünü savundu.









